Marmara Denizi’nde sessiz tehlike: Oksijen seviyesi sıfıra yaklaşıyor

Son 50 yıllık ölçümler, Marmara Denizi’nin derin sularında doğal kabul edilen düşük oksijen seviyesinin artık sıfıra yaklaştığını ortaya koydu. WWF-Türkiye ve bilim insanları, bu tablonun köpekbalıklarından tüm deniz canlılarına kadar ekosistemi tehdit ettiğini ve insan kaynaklı kirliliğin geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.
Marmara Denizi’ndeki çevresel bozulma, bilimsel verilerle bir kez daha gözler önüne serildi. Son 50 yılda yapılan ölçümler, Marmara’nın derin sularında doğal sınır olarak kabul edilen düşük oksijen seviyesinin artık “sıfır oksijen” koşullarına dönüştüğünü ortaya koydu. Uzmanlara göre bu tablo, insan kaynaklı baskıların bir sonucu ve deniz ekosistemi için geri dönüşü zor bir sürece işaret ediyor.
WWF’DEN KRİTİK UYARI
2025’in sonuna yaklaşılırken WWF-Türkiye, Marmara Denizi’nde giderek ağırlaşan çevresel koşullara dikkat çekti. Özellikle deniz ekosisteminde dengeleyici rol üstlenen köpekbalıklarının, hızla düşen oksijen seviyeleri nedeniyle ciddi tehdit altında olduğu vurgulandı. WWF-Türkiye Kıkırdaklı Balıklar Danışmanı Dr. Hakan Kabasakal, derin sulardaki oksijensizleşmenin yalnızca köpekbalıklarını değil, tüm deniz canlılarını etkilediğini ve koruma çalışmalarını her geçen gün daha zor hâle getirdiğini belirtti.
DENİZDE “ÖLÜ BÖLGELER” GENİŞLİYOR
Deniz biliminde, çözünmüş oksijen miktarının 2 mg/L’nin altına düşmesi hipoksiya olarak tanımlanıyor. Marmara Denizi gibi insan faaliyetlerinin yoğun olduğu alanlarda bu durum, deniz tabanında “ölü bölgeler” oluşmasına neden oluyor. Oksijen seviyesinin sıfıra yaklaştığı bu alanlarda biyolojik çeşitlilik hızla azalıyor, özellikle dip balıkları ve hassas türler yaşam alanlarını kaybediyor.
50 YILLIK VERİLER NE SÖYLÜYOR?
Yaklaşık yarım asırlık ölçümler, Marmara’nın derinliklerinde bir dönem doğal kabul edilen oksijensiz yapının artık kritik bir eşiği aştığını gösteriyor. Sanayi ve evsel atıklar, tarımsal kimyasalları taşıyan nehirlerle birleşerek Marmara’nın dip sularını adeta yaşanmaz hâle getiriyor. Uzmanlar, bu sürecin devam etmesi hâlinde deniz yaşamında kalıcı kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
“DENİZ FOSEPTİK GİBİ KULLANILIYOR”
Haber Global Web Özel’e konuşan deniz bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, müsilajın yıllar önce öngörüldüğünü hatırlattı. Yaşar, “1980’lerde yapılan tezlerde bu tablo açıkça görülüyordu. 1994’te ilk müsilaj, 2007’de büyük patlama, 2020’de ise herkesin hatırladığı olağanüstü tablo yaşandı. Bunun iklimle değil, tamamen insan kaynaklı kirlilikle ilgisi var” dedi.
TEMEL SORUN: ARITMA
Türkiye’de sanayi yatırımlarının büyük bölümünün Marmara çevresinde yoğunlaştığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, arıtma eksikliğinin temel sorun olduğuna dikkat çekti. 2021’de alınan “atıksular arıtılmadan denize verilmeyecek” kararına rağmen yeterli yatırım yapılmadığını belirten Yaşar, benzer sorunların Ege’de de yaşandığını ifade etti.
TOPRAKTA GERİ DÖNÜŞ YOK
Yaşar, kirliliğin yalnızca denizi değil tarımı da vurduğunu belirterek, arıtılmamış suların tarımda kullanılmasının verimi ciddi şekilde düşürdüğünü söyledi. “Deniz kirliliği zamanla toparlanabilir, ancak toprak kirlendiğinde bunun geri dönüşü yok” uyarısında bulundu.
"Marmara Denizi’nde sessiz tehlike: Oksijen seviyesi sıfıra yaklaşıyor" haberi, 23 Aralık 2025 tarihinde yazılmıştır. 23 Aralık 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.