Koalisyon pazarlığında Türkler'e yer yok: O çay ikramı mı AB kapısını kapattı?

Koalisyon pazarlığında Türkler'e yer yok: O çay ikramı mı AB kapısını kapattı?

Söyleşi: Işın Toymaz / EssenFederal Almanya Cumhuriyeti’nde 100 günü aşkın süredir hükümet kurulamıyor.Almanya’da 69 yıldan bu yana ilk kez, ülkenin iki büyük partisi olan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Almanya Sosyal...

Söyleşi: Işın Toymaz / Essen

Federal Almanya Cumhuriyeti’nde 100 günü aşkın süredir hükümet kurulamıyor.

Almanya’da 69 yıldan bu yana ilk kez, ülkenin iki büyük partisi olan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD),  24 Eylül 2017 seçimlerinde en ağır darbeyi almıştı. Jamaika adı da verilen kırmızı-yeşil-sarı Koalisyon Hükümeti için CDU daha önce, Hür Demokrat Parti (FDP) ve Birlik’90 /Yeşiller’le sürdürdüğü  ön görüşmelerden sonuç alamamıştı. Partiler, göç ve çevre konuları başta olmak üzere birçok noktada anlaşamamıştı. Almanya seçimlerinin en önemli sonuçlarından birisi ise sağ popülist parti Almanya için Alternatif AfD’nin 94 milletvekiliyle Federal Meclis’e girmesi olmuştu.

Genel seçimlerin iki kaybedeni CDU ve SPD, Almanya’nın yeni hükümeti olmak için büyük koalisyon müzakerelerine resmen başlamak üzere ön görüşmelerde prensipte anlaştı. Müzakerelerin temelini oluşturacak 28 sayfalık ortak taslak belgede AB, göç, vergi, sağlık konusunda maddeler yer alıyor. Ancak CDU ve SPD koalisyon görüşmelerini sürdürme kararını alırken şu noktada da mutabık kaldı:

"Türkiye ile müzakerelerde açık fasıllar kapatılmayacak, yenisi açılmayacak, vize serbestisi olmayacak, Gümrük Birliği genişletilmeyecek."

En geç Nisan ayında koalisyon hükümeti kurulması beklenen ve erken seçim seçeneğinin ise şimdilik askıya alındığı Almanya’daki son durumu Birlik’90 / Yeşiller partisinin üst düzey isimlerinden Gönül Eğlence’ye sorduk.

ABC’nin sorularını yanıtlayan Yeşiller Essen Teşkilat Başkanı ve NRW Yönetim Kurulu Üyesi Gönül Eğlence, büyük koalisyon hükümeti kurulduğu takdirde 28 sayfalık taslak belgede Türkiye kökenlilerin ya da göçmen kökenlilerin durumunu iyileştirecek hiçbirşey bulunmadığına işaret etti. 

gonul-eglence.jpg

Mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu’nu Almanya’nın Goslar şehrindeki evinde ağırlayan ve Türk usulü demlenmiş çayı elleriyle ikram eden Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’i de sert bir şekilde eleştiren Eğlence, “Dışişleri bakanı Gabriel’i mevkidaşı Çavuşoğlu’na Türk usulü çay ikramında gösteren fotoğraf Almanya’da ve Türkiye’de hukuk devletine dönmek için şahsi tavizler veren muhalif sivil toplumun yüzüne bir tokat gibi indi’ dedi.

gabriel_cavusoglu_cay234.jpg

Aynı zamanda sosyal bilimci ve Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan ve Duisburg Essen Üniversitesi Barış ve Kalkınma Enstitüsü’nde insan hakları ve serbest ekonomi projesinde görev almış olan Yeşil siyasetçi Gönül Eğlence hristiyan demokratlar ve sosyal demokratların büyük koalisyon görüşmelerini ve Türkiye-Alman ilişkilerini şöyle değerlendirdi...

'TÜRKİYE’NİN SESSİZ KALMASINA HİÇ ŞAŞIRMADIM'

CDU-SPD büyük koalisyon ön görüşmelerinde Türkiye’yi, Avrupa Birliği’nin kapısının önüne konduğunu gözler önüne seren bir maddede de mutabık kalındı. Sizce Türk tarafı bu konuda neden sessizliğini koruyor?

  • Önce Gabriel'in Çavuşoğlu’nu ağırladığı ve elleriyle çay demlediği  son görüntülere bir bakmak gerekiyor. O buluşmada tam olarak neler olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz ve Türkiye-Almanya arasındaki diyaloğun  düzeltilmesi elbette çok önemli. Ancak ben o çay ikramı fotoğrafında sorun görüyorum. Almanya’daki Türkiye kökenlilerin, Türkiye’de yaşanan basın ve  ifade özgürlüğü ihlalleri, muhalefete saldırıyı kaygıyla izlemelerine rağmen ve bu doğrultuda şahsi özveride bulunanlar açısından, bu  çay ikramı  görüntüsü, bu insanların yüzüne indirilmiş bir tokattır.

Evet, düne kadar Almanya’ya nazi diye haykıran  TC hükümeti üyeleri, büyük koalisyon ön görüşmelerinde  mutabık kalınan “Türkiye ile müzakerelerde açık fasıllar kapatılmayacak, yenisi açılmayacak, vize serbestisi olmayacak, Gümrük Birliği genişletilmeyecek“ maddesine ses çıkarmadılar. Oysa bu Türkiye  ve AB  ilişkilerinde gelinen son noktaya işaret ediyor. Nitekim bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti hukuk devleti olma yolundan ayrılarak bugüne dek verilen AB’ye girme çabalarını boşa çıkarmış oluyor.   

Açıkçası koalisyon öngörüşmelerindeki bu sonuca ben de çok şaşırmadım. 

Bence Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da farklı bir sonuç beklemiyordu.

Gabriel-Çavuşoğlu buluşması işte bu noktada bize şu mesajı veriyor: Birbirlerine ihtiyaç duydukları noktalarda sessiz bir anlaşmaya varılmaya çalışılıyor. Türkiye hükümetinin ekonomik desteğe ihtiyacı var, 2019 seçimleri seçimleri yaklaşıyor, Alman hükümetinden onun da desteğini  isteniyordur. Alman hükümeti ise mülteci konusunda garantiler  istiyor olabilir.  Türkiye’deki Alman şirketlerinin dikkate alınması, cezaevlerindeki 7 Alman vatandaşının tahliye edilmesi de talepleri arasında olabilir. Yani o çay ikramı, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda işbirliğine devam mesajıdır gibi yorumlanabilir.

'SANKİ LİBERALLER MASAYA OTURMUŞ GİBİ'

100 günden fazladır bir türlü hükümetin kurulamadığı Almanya’da Alman halkı artık bir sonuç bekliyor. Önümüzdeki günlerdeki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • Toplumun ruh halini ölçmek şu an için zor. Erken seçime girmeyi kimse istemiyor. Bununla birlikte sosyal demokrat seçmenin, ön görüşmelerde ciddi tavizler veren SPD’den hayal kırıklığına uğradığını da görüyoruz. Diğer taraftan şöyle bir gerçek de var. Bugün yeniden seçime gidilse, seçim sonuçları açısından çok da fazla değişiklik yaşamayacağız. 

Emeklilik, sağlık hizmetleri konusunda göz boyayan maddeler var. Bir tek göç konusunda adım atılmış. O da Hıristiyan Sosyal Birlik CSU’nun talebi doğrultusunda. Sanki CDU, liberallerle masaya oturmuş gibi bir hava esiyor. İklim, çevre, insan hakları konusunda somut hiç bir şey bulamazken özgürlükler ve mülteciler konusunda az şeyler yapılmış. Hatta mülteci konusunda tamamen ulusalcı bir perspektifle insan haklarının ayaklar altına alınan bir yaklaşım söz konusu.

'SPD’NİN TABANI BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI YAŞIYOR'

Diğer taraftan koalisyon görüşmelerinde de kritik viraja girilmiş oldu. Görüşmelerin resmen başlaması için SPD’nin 21 Ocak'taki olağanüstü kongresi bekleniyor.  

Peki bu sefer müzakerelerde bu noktalar aşılır mı? 

  • Bir kere sizin de belirttiğiniz gibi, 21 Ocak’ı beklemek gerekiyor. SPD tabanı ne diyecek ona bakmak lazım. Daha şimdiden Sachsen Anhalt’tan itiraz gelmiş bile ve genç sosyal demokratların (Jusos) sunmuş olduğu ''büyük koalisyona red’ istemeni destek gelmiş Şu kadarını söyleyebilirim, ön görüşmelerde başlıklarda mutabık kalındıysa, 21 Ocak sonrasındaki görüşmelerden de  açıkçası çok ümitli değilim. Başlık atılmayan konuların ise detayına girmek imkansız.

'AZINLIK HÜKÜMETİ, AŞIRI SAĞCILARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER'

Görüşmelerde başarı sağlanamazsa, Angela Merkel, Yeşiller ile isterse bir azınlık hükümeti kurabilir. Ancak Merkel, bunu yapmaktansa erken seçimi tercih edeceğini söylemişti. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

  • Angela Merkel isterse kendi başına da azınlık hükümeti kurar. Doğru. Ancak  Almanya siyasi tarihi boyunca, Federal düzeyde böyle bir azınlık hükümeti görmedi. Azınlık Hükümeti kurduğunuzda, SPD’nin yanı sıra en büyük muhalefetin sağ popülist AfD olacağını iyi düşünmek gerekiyor.  Bu adım onları daha da güçlendirir. Ancak erken seçim alternatifi de şu anda çok da telafuz edilmiyor. Şu anda bulunduğumuz durum, Almanya tarihinde  eşi benzeri görülmemiş bir durumdur. Ancak endişeye mahal yok. Nihayetinde Almanya bir hukuk devletidir. Tüm bunlar Almanya için yeni bir tecrübe. Tıpkı, Jamaika da bir yeni bir deneyim, arayışı olduğu gibi. 

'SCHULZ’UN GÜÇLÜ AVRUPA ŞARTINI BEN DE DESTEKLERİM'

Martin Schulz koalisyonda yer alma şartını, kurulacak yeni hükümetin Avrupa’yı güçlü kılmasına bağladı. Avrupa’yı güçlü kılmak derken Schulz neye işaret ediyor?

  • Bence bu talep, olumlu olarak değerlendirilecek tek konu. Yani  AB konusu. Avrupa Birliği’nin güçlü olmasını istiyoruz. Almanya’nın AB içindeki  önemli rolünü hepimiz biliyoruz. Bu söylem, bu rolü benimsedikleri anlamına gelir. 

SPD lideri Martin Schulz’un Birleşik Avrupa Devletleri kurma hevesine de işaret etmez mi?

  • Birleşik Avrupa Devletleri ideali, AB kurulduğundan bu yana, baştan beri vardı. Ancak buna Doğu Avrupa ülkeleri çok sıcak bakmıyor, ortada brexit örneği de var. Avrupa Birleşik Devletleri tarzında bir kuruluşa  sıcak bakarım açıkçası. 

AB kurulduğunda, Gümrük Birliği’nden fazlasının da olması isteniyordu. Bir tür Avrupa Birleşik Devletleri, siyasi anlamda birlik olabilmeyi  gerektirir, yani sağlık, emeklilik sosyal hizmetler için olumlu bir adım olurdu. Ancak ne yazık ki Avrupa’daki ülkeler arasında demokrasi anlayışı, insan hakları anlayışım ekonomik ortam farkı o kadar büyük ki. bu hayale, ideale ulaşmak yakın zamanda çok mümkün görünmüyor.  Maksat ulusalcılığı aşmak.  

'UZLAŞMA OLURSA, SAĞ POPÜLİSTLER...'

Avrupa’da yükselen ırkçılık ve Avrupa ülkelerinin meclislerine yerleşen sağ popülist partilerin sesi hergeçen gün biraz daha gürleşiyor. Alman Federal Meclisi’ndeki  en güçlü 3. büyük parti durumundaki, aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinden 94 milletvekilini de göz önüne alırsak, CDU-SPD koalisyonu ırkçıların ekmeğine yağ mı sürecek? Bu durumda AfD ana muhalefet partisi olmayacak mı?

  • Olacak tabii. İster istemez olacak. Bundan böyle parlamentoda en çok söz söyleme hakkına sahip olacak. Medyada en büyük söz hakkına da sahip olacak. Almanya demokrasisi açısından tehlike çanları çalacak. Ayrıca haklısınız, Avrupa’da da sağa kayma söz konusu. CDU- SPD metnine dönersek, bariz bir sosyal politikalar eksikliği var. Sağ kanatları güçlendiren de zaten bu eksikliktir. Göç konusunda  ise çok ulusalcı, sağ propagandalara meydan veren düzenlemeler yapılmak isteniyor. 

'TÜRKİYE KÖKENLİLER İÇİN YİNE YENİ BİR ŞEY YOK'

Görüşmelerde ele alınan konuların başında vergi ve mali politikalarla göç, istihdam, sağlık, bakım, emeklilik ve Avrupa politikaları geliyor. Bunu Almanya’daki en büyük göçmen nüfusunu oluşturan Türkler açısından nasıl okumak gerekiyor?

Bir de Almanya’da artan yoksulluktan en çok darbe alan grupların başında Türklerin geldiğini düşünürsek...

  • Göçmen kökenliler açısından en büyük hayal kırıklığı göç konusu tabii. Zaten şu anda eğitim, istihdam sorunları yaşıyoruz. Büyük koalisyon ön görümelerinde bütün bu sorulara cevap vermedi. Göçmenlere eğitim ve sosyal politikalarla hiçbir yenilik getirilmiyor. 2015’den sonra karşılaşacağımız sorunları bugünden biliyoruz. Türkiye kökenliler  açısından koalisyon taslak belgesi değişiklik getirmeyecek. Tüm bu noktaların göz ardı edilmesi ise bir kez daha sağ popülistlerin işine yarayacak. 

Göç yasası çıkaralım demişler. Ama metne iyice baktığınızda, göç yasasının salt vasıflı işçi alımı konusunda ilerleyeceği görülüyor. Ne mülteci konusunda ne de yerleşik göçmenler konusunda ilerleme görülmüyor. Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin sorunlarını herkes göz ardı ediyor. Göç yasasında da Türkiye kökenliler  için bir iyileşme yok.  Koalisyon görüşmelerinden sonra, bu turun da bir balon olup olmadığını hep beraber, bekleyip göreceğiz. 

"Koalisyon pazarlığında Türkler'e yer yok: O çay ikramı mı AB kapısını kapattı?" haberi, 15 Ocak 2018 tarihinde yazılmıştır. 15 Ocak 2018 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.