Kızından Önder'e veda: Kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum

Kızından Önder'e veda: Kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum

Sırrı Süreyya Önder'in vefatının ardından kızı Ceren Önder Kandemir, babasına yazdığı duygusal mektubu okuyarak son vedasını gerçekleştirdi. Mektup, babasının barışa olan inancını, insanlık mücadelesini ve ona duyduğu derin sevgiyi içeren anlamlı bir veda oldu.

Sırrı Süreyya Önder, kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti. Onun için düzenlenen törende kızı Ceren Önder Kandemir, babasına yazdığı son mektubu okuyarak duygusal bir veda gerçekleştirdi. Mektup, baba-kız arasındaki derin bağ ve barış mücadelesine duyulan saygıyı yansıtıyordu.

Onunla biz tek bir kişi gibiydik çünkü kendime okur gibi okurdum, ona okurken hatalarımı görürdüm. Ona geçen hafta bir mektup yazdım onu size okumak istiyorum; Baba, yaşamın tüm rengi gitti, benim bildiğim yaşam bitti. Yeni bir yaşam başlıyor şimdi ürkütücü bilinmezliklerle dolu daha önce hiç duymadığım bir şeyi senden duyma ihtimalimin kaybolduğu mavrasız, kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum, bu benim tek kabusun, zaafım, burnumdaki sızı yutağımdaki yumruk karın ağrımdı. Öyle iyi öyle benzersizdin ki bu adam bana ama ölerek acı  çektirebilir derdim, gece gece çaldığın kemanın cümbüşün udun sesi, bir çırpıda ezberden okuduğun şiirler, günde beş kere ve her birinde sanki yeni buluşmuşuz gibi bir heyecanla çıktığımız kahveler, evlere sığamayışın, kimseye kıyamaman, iyiliğe üşenmemen, kimseye güvenmemen, kalp kırmaktan bile daha çok korkman birinin onurunu kırmaktan… baba, kalbim kırık diye aradım, baba grip oldum, öksürüğüm geçmiyor, baba kedim öldü, baba aşık oldum, baba uyku tutmadı… Ben babalığına çok doydum, şimdiye kadar verdiğin tek bana değil oğluma ve onun çocuğuna bile yeter. Bir babaya ihtiyacım kalmayıncaya kadar doyurdun beni. Ama dostluğuna doyamadım. O dostluğa doyulur mu? Şimdi öfkelenmek istiyorum, iki hafta sonra barış protokolü hazırlanacak sonra rahatız. Ameliyatta olacağım iki haftada ne olacak demene kızmak istiyorum, açlık grevlerine, cezaevlerine, işkencelere… Bir tek kendinle ilgilenmeyişine kızmak istiyorum, yapamıyorum.  Bana Kandıra cezaevinden gönderdiğin bir mektup yüzünden kızamıyorum. Gidecek yolu olmayan bir amacı olmayan fakat hep yanımda olan bir babayı sen istemezsin demiştin, şimdi gitmek zorunda olmamanı istemez miydim! Sana öfke duyanlar için yoksulluğun ve yoksunluğun öfkesi bu sakın içinde nefret biriktirme diyorsun. Doğduğumdan beri yoksulluk, yoksunluk ve yetimlikle geçen ömründe sen öfkeni nereye sakladın, ben hiç görmedim. Herhalde kalbine! Bir tek mülk edinmeden ikinci bir kazağı almadan, kimseden bir şey istemeden, borçsuz ve harçsız, boğazını değil onurunu besleyerek yaşadığın bu dünyada gidiyorsun baba. Giderken neşemi birazını Can ve Yasin’e bırakarak fakat rengin tamamını alarak, sana doyuncana sevgi verebildim. Her gün söyledim sevdiğimi, doyuncana öptüm kokladım, şimdi tüm renklerim de senin olsun. Gerçi sen orada da renklerini bulursun. Artık dinlen turna kuşum, biz iyi olacağız, küçüklere hep seni anlatacağız. Şakaların ağzımızda epri dursa bile taklit etmeye çalışacağız. İçinde tam tarif edemediğim bir rahatlık var şimdi artık mücadele etmek zorunda olmadığını bilmediğinin bir huzuru. Seni ayakta son gördüğümüz gün bizlere bir poşet portakal ve bir kutu yumurta vermiştin. Can için daima bir cebinde mandalina bir cebinde fıstık ezmesi taşımanı, teneke kutulardaki ballara ve dinlenme tesislerine olan sevgini hiç unutmayacağım. Seni ayakta gördüğümüz son gün arabana binmeden önce bizlere söylediğin son cümle kulağımı tırmalıyor şimdi; Cano’nun düğününü görmeden gitmeyeceğim. Tutmadın sözün yoktu, gittin mi? Barışı görmek istiyordun, çocukların yetim kalması kalbini parçalıyordu, sütten de ağzın hiç yanmıyordu. Bir tür barış mıydı bilmiyorum fakat hastane koridorlarındaki sınıfsız bayraksız hüzünlü umutlu kalabalıkta barışa benzer bir şey gördüm ben. Gözün arkada aklın bizde kalmasın. Bana güzel sesinle okuduğun dizelerle, biliyorum yağmur yağmaz yukarıya doğru yeniden, acımaz olur, silinir gider izi bıçağın fakat hiçbir rüzgâr dolduramaz boş kalan yerini. Bir yaşamdan ötekine birlikte uçan turnaların yerine gökyüzünde. Seninle gurur duyuyorum.

"Kızından Önder'e veda: Kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum" haberi, 04 Mayıs 2025 tarihinde yazılmıştır. 04 Mayıs 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

Melike Aktaş Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.