Kıdemli Ceza Hukukçuları Altaylı Davasını İnceledi: "Açıklamalar Suç Değil, Hak İhlali Var"

Kıdemli Ceza Hukukçuları Altaylı Davasını İnceledi:

Türkiye'nin önde gelen ceza hukukçuları Prof. Dr. Kayıhan İçel, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Prof. Dr. İzzet Özgenç, 3,5 aydır tutuklu gazeteci Fatih Altaylı'nın dosyasına bilimsel mütalaa sundu.

Türkiye'nin önde gelen ceza hukukçuları Prof. Dr. Kayıhan İçel, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Prof. Dr. İzzet Özgenç, "Cumhurbaşkanını tehdit" iddiasıyla 3,5 aydır tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı'nın yarın başlayacak davası için bilimsel mütalaalarını mahkeme dosyasına sundu.

MASUMIYET KARINESI İHLALI VURGUSU

Mütalaada, Altaylı'nın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın "Suyun ısınmaya başladı" paylaşımından sadece 9 saat sonra gözaltına alındığı ve ardından İletişim Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı tarafından tehdit suçunu işlediğine dair itham edici paylaşımlar yapıldığına dikkat çekildi. Bu açıklamaların, Altaylı'nın adil yargılanma hakkını ve masumiyet karinesini ihlal ettiği açıklandı. Ayrıca, Altaylı'nın ifadeye çağrılmak yerine doğrudan gözaltına alınmasının da kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına geldiği belirtildi.

TUTUKLAMA GEREKÇELERINE HUKUKI İTIRAZ

Hukukçular, Altaylı hakkında verilen tutuklama kararlarının "delil karartma, kaçma şüphesi" gibi basmakalıp gerekçelere dayandırıldığını vurguladı. Mütalaada, "kuvvetli suç şüphesinden de bahsedilemeyeceği, kamuoyu önünde tanınan ve kuvvetli sosyal bağları olan bir gazeteci bakımından hiçbir kanıt gösterilmeksizin kaçma veya saklanma ihtimalinden söz edilemeyeceği, dosyanın tek delili olan videonun da emniyet ve savcılığın elinde bulunması sebebiyle karartılamayacağı" ifade edilerek somut bir tutuklama sebebinin bulunmadığı anlatıldı. Demokratik toplum için vazgeçilmez olan ifade özgürlüğü ve basın hürriyetiyle ilişkili bu durumda daha hafif tedbirler yeterliyken tutuklama kararı verilmesinin ölçülülük ilkesini ihlal ettiği kaydedildi.

TEHDIT VE FIILI SALDIRI SUÇU OLUŞMADI

Mütalaada, Altaylı'nın konuşmasının bütünlüğüne dikkat çekilerek, esasen halkın seçimlere verdiği öneme ve demokratik reflekslerine işaret edilmiş olduğu vurgulandı. Tarihe yapılan göndermelerin ise doğrudan Cumhurbaşkanı'nın hayatına yönelik bir saldırı tehdidi değil, geçmişteki siyasal tavır ve davranışlara ilişkin genel değerlendirmeler olduğu açıklandı.

Hukukçuların kesin sonucu şu ifadelerle belirtildi: "Dolayısıyla tehdit suçunun maddi unsurlarının oluşmadığı, Cumhurbaşkanına Suikast suçunun düzenlendiği TCK 310. Maddesinde yer verilen fiili saldırı teriminin ise cebir ve yaralama mahiyetindeki somut saldırıları kapsadığı, basın kanalıyla sarf edilen sözlerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, Altaylı hakkında tutuklama ve devamı kararlarının ifade ve basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratarak gazetecilik faaliyetlerini cezalandırma ve benzer düşünce açıklamalarında bulunma girişimlerini sindirme ve baskı altına alma etkisini doğurduğu, Altaylı’nın dava konusu açıklamalarının ‘eleştiri hakkının kullanılması niteliği’ taşıdığı ve herhangi bir suç oluşturmadığı sonuçlarına varmış bulunmaktayız."

Mütalaa, Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, kamu otoritelerine yönelen ve kabul edilebilir sınırları geniş olan hiciv içeren sözleri de kapsadığını vurguladı. Altaylı'nın açıklamalarının eleştiri hakkı kapsamında hukuka uygun olduğu ve suç teşkil etmediği sonucuna varıldı.

"Kıdemli Ceza Hukukçuları Altaylı Davasını İnceledi: "Açıklamalar Suç Değil, Hak İhlali Var"" haberi, 02 Ekim 2025 tarihinde yazılmıştır. 02 Ekim 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.