Kayıp Yedi Harikadan Birinin İzleri Denizden Çıkarıldı: Yeniden Yapılacak!

Kayıp Yedi Harikadan Birinin İzleri Denizden Çıkarıldı: Yeniden Yapılacak!

Antik dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri’ne ait olduğu düşünülen dev taş bloklar, Akdeniz’in derinliklerinden çıkarıldı. PHAROS projesi kapsamında yürütülen çalışmalarla tarihi yapının yeniden dijital olarak canlandırılması hedefleniyor, işte detaylar...

Antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen İskenderiye Feneri, yüzyıllar boyunca Akdeniz’in derinliklerinde saklı kaldıktan sonra yeniden keşif sürecine giriyor. Su altında yürütülen kapsamlı PHAROS projesi kapsamında, efsanevi yapının giriş bölümüne ait olduğu değerlendirilen dev taş bloklar denizden çıkarıldı. İskenderiye açıklarında gerçekleştirilen bu çalışma, arkeoloji dünyasında son dönemin en dikkat çekici gelişmeleri arasında gösteriliyor.

Akdeniz’in tabanında bulunan dev kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasıyla birlikte, antik mühendislik harikası olarak nitelendirilen İskenderiye Feneri’nin geçmişine ışık tutacak yeni bilgiler elde edilmeye başlandı.

Denizden Çıkarılan 80 Tonluk Taşlar Fenerin Gizemini Aydınlatıyor

Yıllardır sürdürülen su altı araştırmalarında bu kez İskenderiye Feneri’ne ait olduğu düşünülen büyük mimari parçalar incelendi. Deniz tabanından özel yöntemlerle çıkarılan 22 anıtsal blok arasında fenerin giriş kapısına ait olduğu değerlendirilen lentolar, kapı pervazları, büyük eşikler ve kaldırım taşları bulunuyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden (CNRS) Isabelle Hairy öncülüğündeki uzman ekip, çıkarılan taş blokların her birinin yaklaşık 70 ila 80 ton ağırlığında olduğunu belirtiyor. Bu dev parçaların boyutu ve yapısı, Mısır ile Yunan mimarisinin özelliklerini bir araya getiren İskenderiye Feneri’nin görkemli giriş bölümüne ait olabileceğine işaret ediyor.

30 Yıllık Araştırmalar Yeni Keşiflerle Birleşiyor

İskenderiye Feneri’nin deniz altındaki kalıntıları ilk olarak 1968 yılında fark edildi. Ancak bölgedeki en kapsamlı inceleme ve haritalama çalışmaları 1994 yılında ünlü arkeolog Jean-Yves Empereur tarafından gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sırasında deniz tabanında bulunan sfenksler, dikilitaşlar, granit bloklar ve farklı dönemlere ait 3 bin 300’den fazla arkeolojik eser kayıt altına alındı.

Yeni operasyonlarla birlikte geçmişte yalnızca belgelenen ve bulunduğu yerde incelenen devasa taş parçaları, modern teknolojinin yardımıyla ilk kez yüzeye çıkarılarak ayrıntılı şekilde araştırılmaya başlandı. Böylece yaklaşık 30 yıllık su altı araştırmaları yeni bir aşamaya taşındı.

Dijital Teknolojiyle Kayıp Yapının Yeniden İnşası Hedefleniyor

PHAROS projesi kapsamında uzmanlar, yalnızca tarihi taşları gün yüzüne çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda İskenderiye Feneri’nin dijital ortamda yeniden oluşturulması için çalışmalar yürütüyor. Dassault Systèmes Vakfı’nın da destek verdiği projede, çıkarılan her bir blok yüksek hassasiyetli fotogrametri teknolojisi kullanılarak ayrıntılı şekilde taranıyor.

Son 10 yıl içerisinde su altında dijital olarak kaydedilen 100’den fazla taş bloğa, yeni çıkarılan 22 büyük parça da eklendi. Uzmanlar, oluşturulan üç boyutlu modelleri bilgisayar ortamında bir araya getirerek antik yapının orijinal görünümünü yeniden oluşturmayı amaçlıyor.

Elde edilen dijital veriler, antik dönemlerden kalan yazılı kaynaklar ve çizimlerle karşılaştırılarak İskenderiye Feneri’nin en doğru rekonstrüksiyonunun hazırlanması hedefleniyor.

Depremlerle Yok Olan Efsanevi Fenerin Tarihi

İskenderiye Feneri, MÖ 3. yüzyılın başlarında Ptolemaios Hanedanlığı döneminde Knidoslu Sostratus tarafından tasarlandı. 100 metreyi aşan yüksekliğiyle yüzyıllar boyunca dünyanın en yüksek yapıları arasında yer alan fener, Doğu Akdeniz’de seyreden denizcilere bin yıldan fazla süre boyunca yol gösterdi.

Ancak Akdeniz bölgesindeki güçlü sismik hareketler, bu görkemli yapının zaman içerisinde zarar görmesine neden oldu. Bir dizi büyük depremin ardından ağır hasar alan fener, özellikle 1303 yılında meydana gelen büyük deprem sonrası tamamen kullanılamaz hale geldi.

1477 yılında ise Memlük Sultanı Kaytbay, fenerden geriye kalan taşları aynı bölgede inşa edilen ve günümüzde de bilinen Kaytbay Kalesi’nin yapımında kullandı.

Bugün denizden çıkarılan her yeni taş parçası ve hazırlanan her dijital model, Akdeniz’in derinliklerinde kaybolan İskenderiye Feneri’nin geçmişini yeniden ortaya çıkarıyor. Yürütülen çalışmalar sayesinde antik dünyanın bu eşsiz yapısının silueti her geçen gün daha net bir şekilde yeniden oluşturuluyor.

"Kayıp Yedi Harikadan Birinin İzleri Denizden Çıkarıldı: Yeniden Yapılacak!" haberi, 12 Temmuz 2026 tarihinde yazılmıştır. 12 Temmuz 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.