İşçi düşmanı havayolları iyi yolculuklar diler: İşte THY''nin gerçek yüzü

İşçi düşmanı havayolları iyi yolculuklar diler: İşte THY''nin gerçek yüzü

Kabin personeli, Türk Hava Yolları''nda yaşadığı mobbing ve baskıyı Ekşi Sözlük''teki hesabından okuyucularla paylaştı.

THY'de kabin memuru olarak çalışan Ekşi Sözlük kullanıcısı, THY'den istifa etmesine neden olan süreci okuyucularla paylaştı. 

İş arkadaşının haksız yere kovulmasının ardından açılan davada, kovulan arkadaşının lehine ifade veren kabin memuru, kendisiyle 3 üst düzey yöneticinin ifadesini yalanlaması veya geri alması üzerinden 'pazarlık' yapmaya çalıştıklarını bunun sonucundaysa kararından geri dönmeyerek istifa ettiğini söyledi. İstifasının ardından yargı sürecini başlatan THY kabin personeli, kapıların ardı ardına nasıl kapatıldığını ortaya serdi. 

Ömer isimli THY çalışanı, arkadaşı Gökhan'ın açtığı davada ifade vermesinin ardından yaşananları şöyle anlattı:

Ocak ayının 19’unda yine Afrika’ya gitmeden önce cep telefonuma sms geldi:

görev türü : ofis / office – cabin management, görev başı : 22/01/2018 05:00 , görev sonu : 22/01/2018 14:00 

Bu kısaca demek oluyor ki başın belada. Aklını alacağız ayın 22'sinde gel. İlgili tarihte görüşmeye gittim. Şimdi görüşmeler normalde randevulu olur. Gittiğinde, bizde kimi göreceğiniz bellidir. Tesadüf o ki benimkisi belli değildi. Bekle dediler, bekledim. Normalde görüşmeler görüşme odasında yapılır ve ses, görüntü kaydı alınır; tesadüf o ki beni, kimlik kartımın turnikeleri bile açmadığı personel katındaki personel müdüresinin odasında görüşmeye aldılar. Normalde çok büyük kabahat işleyen personele bile bir müdür gelir, bana üç tane göndermişler. Personel müdüresi, performans müdüresi bir de idari müdür. Personel müdüresi S.Y.P (kendisi her nasılsa 2011 yılında uzman olarak işe başlayıp, 2014’te tüm şirketin işe alım müdürü olarak THY’den bile hızlı büyümüştür) lafa başlayıp açık açık ifadem yüzünden çağrıldığım söyledi. Performans müdüresi İ.Ö.İ. sicilimi incelediklerini ancak bir şey bulamadıklarını söyledi. Bulsalar zaten çoktan ipimi çekecekler. İdari müdür T.K.  ise "sen ne biliyorsun da niye ifade veriyorsun ki" gibi şeyler söyledi. 

Aldılar araya komboya başladılar. Bir o konuşuyor, bir bu. Sakin sakin dinliyorum. Üstü kapalı tehditler havada uçuyor. “Vay efendim sen eski personelsin, şirketin sana nasıl tepki vereceğini bilmiyor musun?”, “Yok efendim şirketin aidiyet politikası ve sana olacakları bilmen gerekirdir” neler neler. 

Personel müdürü "ifaden yüzünden çağırdık" dediğinde kendisine “dava devam ediyor ve ben o davada şahidim, bu dava hakkında konuşamayız, suç” dedim. Dinlemiyorlar ki…10 kere üstelediler. “İlerde o ifade bize dava kaybettirir. Senin yüzünden dava kaybederiz. O ifade değişmeli”… Evet arkadaşlar, açık açık o ifade değişmeli dendi. Oooohhoo.. O yine iyi, asıl bomba benim mahkemede neden ifade verdiğim ile alakalı konuşulurken geldi. 

-Mahkemede niye ifade verdin?

Anayasal ve vicdani sorumluluğum.

-İfade vermek zorunda değildin.

Vermemek zorunda da değildim.

-Hadi ifade verdin, doğruyu söylemek zorunda değildin…

Yemin altındaydım, söylemek zorundaydım.

-Yine de ifade vermeyebilirdin..

İfadem hakkında konuşamayız, mahkeme devam ediyor.

Koskoca uluslararası şirketin müdürleri; kanun, hak, hukuk, adalet, umursamadan iş yapıyorlar. Utandım resmen. Bunlara bir de namus ve şeref üzerine ettiğim yemini izah etmeye çalışıyorum. Kabin hizmetleri başkanı olacak kadın ise kendi başı yanmasın diye ortalarda yok. Ben bekleme odasında beklerken bir ara arkamdan gelip “herkese merhaba” dedi. Durumdan haberim yok ya ben de döndüm “merhaba” dedim. Kadının yüzü düştü, fıtı fıtı ortamdan kaçarak uzaklaştı. Kumpas hazır, bir şey olursa ve hesap sorarlarsa üniformayı çoktan giymiş. Ben orada değildim, uçuş görevindeydim, bir bilgim yok. Genel alanlarda 3 metrede bir kamera var kayıtlı alan. Aynı karede bile olmak istemiyor kadın... 

Neyse toparlayalım artık. 3 kere yapılanın suç olduğunu ve ifadem hakkında konuşamayacağımı, kendimi baskı altında hissettiğimi söyledim. En son bu konu hakkında konuşmaya zorlamaya devam ederlerse istifa etmek zorunda kalacağımı söyledim. Dinlemediler ben de suça iştirak etmemek için mecburen istifa ettim. 

Ha iyi mi oldu? “Kardeş burası türkiye, sen ne bekliyorsun ki?” gibisinden sözlerinizi biraz daha içinizde tutun, devamı var. "İstifa etmeseydin onlar atsaydı" diyenler için kısa bir bilgi; bunlar için işten atmanın gerçekçi bir nedeninin olmasına gerek yok. Fişler ve atarlar. 15 Temmuz olur atarlar, raporlusunuzdur atarlar, işletmesel nedenler der atarlar; vatan, millet, sakarya derler yine atarlar. Yani atmaları için nedene gerek yok. Atsınlar yeter onları için. Ondan sonra 3 sene haklılığını ispat etmekle 3 senede hakkını almakla uğraşırsın. 

İstifa edeceğimi söyledikten sonra personel müdüresi “bırakın istifa etsin” dedi, anca o zaman odadan saldılar. Hemen en yakın masada istifa dilekçemi yazdım ve yapılanları genel hatları ile anlattım. İstifa dilekçemi olduğu haliyle kabul edip kayıt altına aldılar. Yani istifa mazeretimi kabul edildi. Yani şirket bir nevi yapılan baskıyı ve ifademin değiştirilmesi talebini kabul ediyor. Genel müdüre ve uçuş işletme başkanına e-posta ile durumu bildirdim. Avukatım ile görüştüm, durumu izah ettim. İş Mahkemesi'ne bir dava açtık, kıdem tazminatım ve diğer alacaklarıma ilişkin, bir de gidip Bakırköy Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunduk. Enteresan kısmı burada başlıyor. Savcı suç duyurumuzu reddetti. Gerekçe olarak konuya İş Mahkemesi'nin bakması gerektiğini belirtti. Biz savcıya suçu kovuşturması için suçun suç olduğunu ispat etmeye çalışırken o güne ait kamera kayıtları ve giriş, çıkış kayıtları zaman geçtiği için silindi gitti. Savcı suç duyurusundan 1 gün sonra 'kovuşturmaya gerek yoktur' kararı verdi. Savcıya gidip görüştüm, gerekçesini öğrenmek istedim. “Öyle uygun gördük. İtiraz et, yine değerlendirmeye alalım” dedi. Dayanamadım savcıya “Yani adamlar beni iş yerinde masaya yatırsa… Yine iş mahkemesi mi bakacak” dedim. “Allah'ın kelamı değil ya, itiraz hakkın var itiraz et” dedi. Biz de “peki” diyerek Ceza Sulh Mahkemesi'ne itiraz ettik. Gerekçemiz, “kanunun şu, şu, şu maddelerinde yazan suçların kovuşturulması”… 'Kovuşturulmaya gerek yoktur' kararı burada da onaylandı. Gerekçe, yine İş Mahkemesi bakacakmış davaya. Yahu adliyeye karşı işlenen suçlar başlığı altında kamu davası açılması gerekirken, konunun İş Mahkemesi'nin yetki alanında olduğunu söylüyorlar bize. Durur muyum, CİMER’e ve BİMER’e yazdım. Böyle, böyle, böyle oldu. İki gün sonra CİMER’den cevap geldi, Adalet Bakanlığı’na ilettik konuyu, ilgilenecekler diye. Arayan yok, soran yok daha. Bizim deliller de bu arada silindi gitti. Hani bana yapılan baskı, suça teşvik vs geçtim bireysel suçları, adliyeye karşı işlenen suçlar açık açık gerçekleşmiş ve tanık olarak ben varım, ofise girerkenki ve çıkarkenki, istifa dilekçemi yazarkenki kamera kayıtları var. Hepsini geçtim istifa dilekçesi var kabul görmüş. Gel gör ki, nasıl oluyorsa oluyor, yani olmuyor. Olduramıyoruz. 

Sosyal medya malumunuz, jilet gibi… Belki bir tepki olur dedim. Kaldı ki davası devam eden bir sürü iş akdi fesih edilmiş personel de var. Onların davalarında belki işe yarar durum diye düşündüm. Ama o ara Eskişehir’de bir tecavüz haberi çıktı. Kamera görüntüleri var, itiraf var ama adam tahliye edildi. O haberden sonra kendi kendime “benimki de dert mi” dedim ve bir süre daha bekledim. 

Devam… Ocakta istifa ettim, İş Mahkemesi'nin tarihini önce adli tatil olan 15 Ağustos’a verdiler, sonra bizim talebimizle 12 Eylül’e alındı. Bu süreçte suçun hızla kovuşturulmaması sebebiyle toplanabilecek kamera kaydı ve giriş çıkış kayıtları gibi lehteki deliller toplanmadı. Anlayamadığım ise ben hukukçu değilim, benim mesleğim olmasa da elimden geldiğince savundum, adamların umurunda değil, sanki ifade tutanaklarında söylendiği üzere adliye ile değil semt lokantasıyla dalga geçmişler.''

"İşçi düşmanı havayolları iyi yolculuklar diler: İşte THY''nin gerçek yüzü" haberi, 13 Temmuz 2018 tarihinde yazılmıştır. 13 Temmuz 2018 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.