İmamoğlu ‘sandık’ vurgusunda bulundu: "Birlikte ayağa kalkacağız"

İmamoğlu ‘sandık’ vurgusunda bulundu:

Silivri’de konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Milletimizin, demokrasinin bize bahşettiği en güçlü, kimsenin karışamayacağı yer de sandık. Sağlıklı bir biçimde sandığa gideceğiz. Ve sağlıklı bir biçimde gittiğimiz sandıkta, ülkenin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de STK temsilcileriyle bir toplantı yaptı. Silivri Belediyesi Yaşar Kemal Sergi Salonu'nda gerçekleşen etkinlikte İmamoğlu konuşma yaptı.

İmamoğlu, "Demokrasiyi ne kadar güçlendirir, ne kadar güzelleştirirsek, toplumdaki huzuru ve mutluluğu da o kadar kuvvetli hale getiririz. O bakımdan işte bu bir araya gelişleri ne kadar nitelikli ve kaliteli, sürdürülebilir, amasız, fakatsız, benden, senden, ‘Ben onu sevmiyorum.’ Niye? ‘Beni eleştiriyor’ vesaire falan demeden… Fikir hürriyeti, konuşma özgürlüğünün kısıtlanmadığı bir ortamın varlığı, aslına bakarsak hepimizi güçlendiren bir mekanizma. İşte o demokrasi," diye konuştu.

Dünyanın birçok noktasında yerel yönetimlerin güçlendirildiğini kaydeden İmamoğlu, Türkiye’de ise uzun senelerdir tersi bir sürecin yaşandığını aktardı. İktidarın, "Olabildiğince yetkileri yerelden alalım, merkeze verelim" anlayışında olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, "Yani aslına bakarsak insanı düzce merkez alan, ‘ademi merkeziyet’ dediğimiz, insanı odak alan bir düzenden ve sistemden; tamamen her şeyi merkeze taşıyan, her şeyi Ankara'dan yapmaya… Olmaz böyle. O zaman niye yerel yönetim var? Tam aksine Silivri’yi güçlendireceksin, İstanbul'u güçlendireceksin. Ankara'dan da işler doğru yapılıyor mu; gece-gündüz denetleyeceğiz. Yapılmıyorsa hesabını soracaksın. Ama yetkiyi yerelde tutacaksın. Yereldeki yönetimin kuvvetli olması, yani vücuttaki kılcal damarların çalışıyor, ellerin, kolların, ayakların, gözün, insanın uzuvlarının her birinin sağlıklı olması anlamına gelir. Bitkisel yaşam yaşa, kalple beyin çalışsın; hiçbir anlamı yok. Bu bağlamda biz, her uzvuyla, vücudun her hücresiyle kuvvetli bir Türkiye istiyoruz. Yereldeki demokrasinin işte güçlenmesi meselesi tam da böyle bir şey," dedi.

"MİLLETİ PERİŞAN EDİYORSUNUZ"

"Sivil toplumun sesini kısan bir dönemden geçiyoruz," sözlerini kullanan İmamoğlu, özetle şunları söyledi: 

"Bırakın kısmayı, konuşanın kafasına vurma, konuşana bir gün sorarız soruşturma açma çabası içinde olan bir dönem yaşıyoruz. İki; merkeze yetkileri topla, kimsenin yetkisi kalmasın, her şeye ben karar vereyim! Çuvallarsınız. Siz çuvallasanız umurumda değil. Bir kişi çuvallasa bana ne? Ama milleti perişan ediyorsunuz. Ama ekonomide fakat tarımda fakat yaşamda fakat eğitimde fakat liyakatte fakat istihdamda fakat meslek edinmede; her hususta. Bunu da sivil toplumlarla, işte yerelin güçlendiği yerde daha hızlı aşarız. Fakirimize daha hızlı koşarız. Hep birlikte hizmeti daha hızlı çözer hale getiririz. Derdimiz; İstanbul'da ortak aklı büyüterek, iş birliğini arttırarak çözüm üretme meselesi. Baskı altında olan sivil toplum kuruluşlarının, merkezine insanı koymayan, hep şeyi merkeze toplayan bir yönetim anlayışının tam tersine, biz, konuşan sivil toplum kuruluşlarını istiyoruz. Yereli güçlendiren bir mekanizma istiyoruz ve birlikte daha güzel bir yaşam inşa etmek istiyoruz."

BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU

"Hepimizin geldiği yöreler vardır. Hepimizin farklı etnik kökenleri, hatta inançları da vardır. Olmalıdır da. Çünkü bu söylediğimiz şeyler, insanımızın kendi özeli, gurur duyacağı sahası. Bizim Kürt vatandaşımız da var, Boşnak vatandaşımız da var, Çerkez vatandaşımız da var. Ama biz, birlikte çok yüce bir milletiz. 86 milyon insanıyla, aynı bayrak altında gücünü bir araya getirmiş, çok kuvvetli bir milletiz. Bunu unutmayacağız. Bu gücümüzü birbirimizden alacağız. Ve bu gücümüzü, ulusal barışımıza ve uluslararası barışa dönük bir düzce merkez olmaya namzet bir ortam olarak organize edeceğiz. O bayrağın altında kuvvetli olduğumuzu unutmayacağız. Ne bayrağımıza ihanet edeceğiz ne de bu vatanın tek bir metrekaresinin bölünmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu olduğu zaman, bizim bileğimizi kim bükebilir? Hiç kimse. Ama bir gün oraya, bir gün buraya, bugün aldan, yarın aldat… Böyle davranırsan her ortamda ve her koşulda kaybeden olursun. Bizim milletimiz de bu güzel coğrafyada kaybetmeyi hak etmiyor. Kolay kurulmadı. Çanakkale'de ne İstiklal mücadelesinde yaşamını kaybeden büyüklerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin o kanları, o şehit kanlar altında boğuluruz. Onun hakkını vermek zorundayız. Bunun da tek yolu var; bir ve birlikte olmak."

TÜSİAD TEPKİSİ

"Efendim TÜSİAD, ekonomide Cumhurbaşkanı'nı eleştirmiş. Yahu işi o; eleştirecek zaten. Bazen önerecek. Geçmişte övdüğü toplantılar da oldu. Övecek. Övebilir. Yanlış bulduğunda da eleştirecek. Vay eleştirdin; soruşturma. Niye? Senin evinle ilgili bir şey mi söyledi? Ailenle ilgili, eşinle ilgili, çocuğunla ilgili bir şey mi söyledi? Git dava aç, o ayrı. Ülkeyle ilgili bir şey diyor. Diyor ki; şunu yanlış yapıyorsun. Adaleti eksik yapıyorsun, yanlış yapıyorsun, yanlış uyguluyorsun. Böyle akşamdan sabah insanları tutup da hapse at; yanlış. Ekonomiyle ilgili yanlış politikalar üretiyorsun. E yanlış. Ben de diyorum; ekonomi yanlış. İnsanlara, efendime söyleyeyim ‘Faiz sebep, enflasyon, sonuç’ diye diye, kur korumalı mevduatı önümüze koydun. Yani 100 milyar dolara yakın milletin parası -sadece 50 milyar dolar civarı kur korumalı mevduattan geliyor- bu yanlış politikalardan uçtu gitti. Ne kadar zamanda? 5-6 yılda, 7 yılda. Kim verecek bunun hesabını? Tabii ki sen vereceksin. E bunu TÜSİAD diyecek. Başka bir STK da diyecek. Diyenin; ağzını kapatacaksın. Diyenin; hemen soruşturma yapacaksın. Olur mu böyle saçma şey?"

"KOLTUKTA OTURAN KİŞİ, KENDİNİ PARANIN, PULUN, KURUMLARIN SAHİBİ ZANNEDİYOR"

"Şöyle bir anlayış gelişti: Sanki o koltukta oturan kişi, kendini sahibi zannediyor. Paranın, pulun, kurumların sahibi. Yani millete parmak sallanır mı? Ben milleti temsil ediyorum. Bora Başkan ne dedi? ‘Enerjimi sizden alıyorum’ dedi. Çünkü sizin işinizi iyi yapmak için seçtiniz onu. Yahu buraya zorla mı getirdiniz bizi. Biz dedik ki, ‘Ben İstanbul'a iyi hizmet etmeye talibim.’ Siz de beğendiniz ve görev verdiniz. Aynı şekilde Bora Başkan. Ve biz size hizmet ediyoruz. İstemediğiniz zaman da gitmek zorundasınız. Siz seçilirken, ‘Seçildin, hayırlı olsun’ demedik mi? Dedik. E biz seçildik, ‘Haydi görevden alın!’ Ne oldu? 13 fark 806 bin oldu. Sonra 1 milyon oldu. Şimdi sayamayacağın kadar olacak. Onun için ‘İnsanların, vatandaşın iradesine ben baskı kurarım, set koyarım’ falan filan; geç. Devlet baki, bu ülke baki; insan fani. Bunu unutma. İnsan fani. Yani bu ‘saltanat maltanat işleri Sultan Süleyman'a kalmadı’ diye güzel bir söz vardır. Fani olduğunu unutma. Ama devlet baki. Bu canım bayrak, insanlık var oldukça dalgalanacak gökyüzünde. Meselenin gözü bu kadar basit. Verdiğimiz mücadele bu. Başka bir mücadelemiz yok."

"Ülkemizin kuvvetli olması lazım. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuvvetli bir hukuk devleti, kuvvetli bir demokrasiye sahip olmasına, sanmayın ki yalnız bizim ihtiyacımız var. Çevremizdeki her ülkenin ihtiyacı var. Ukrayna'nın ihtiyacı var, Suriye'nin ihtiyacı var. Filistin'in, Filistin'in bizlere var ya, yana yana ihtiyacı var. Lübnan'ın ihtiyacı var, Irak'ın var, İran'ın var. Her ülkenin. Avrupa’nın bile. Bilemediğiniz kadar var. Ama bu şekilde davranırsan, yalnız içinde yaşayan insanlara zarar vermekle kalmazsın, uluslararası itibarını da yerle bir eder, birçok masaya artık davet edilmez hale gelir. Halbuki biz, gerçek gücümüzde ve kuvvetimizde olsak bugün, ki olmalıyız, bırakın masaya davet edilmeyi, biz masa kurarız masa. Masaya davet edilen değil, masa kuran devletiz biz. Böyle olmalıyız biz. Bu bakımdan meselenin gerçekten özünde siz varsınız sevgili hemşehrilerim. Zannetmeyin tek başına bir kişi sorumlu. Hep birlikte sorumluyuz."

"HEP BERABER AYAĞA KALKACAĞIZ"

"Sorumluluk nerede? Hep birlikte ayağa kalkmakta. Birlikte ayağa kalkacağız. Silivri'de ayağa kalkacağız, İstanbul'da ayağa kalkacağız, Türkiye'de ayağa kalkacağız; bu ülkenin gerçek gücünü birlikte olarak göstereceğiz. Milletimizin, demokrasinin bizlere bahşettiği en kuvvetli, kimsenin karışamayacağı yer de sandık. Sağlıklı bir biçimde sandığa gideceğiz. Ve sağlıklı bir biçimde gittiğimiz sandıkta, ülkenin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. Ülkenin geleceğini hep birlikte, ikinci yüzyılın mutlu, huzurlu, refah içinde, adil, eşit, iyi eğitim, iyi tarım, iyi yaşam, kaliteli şehirler, güzel köyler şeklinde inşa edilmesinin temellerini hep birlikte atacağız. Yapmak istediğimiz bu. İstanbul, bizim ortak evimiz. Burayı güzel hale getirmek istiyoruz. Ama artık Türkiye, vatanımızı güzel bir alan haline getireceğiz. Bu büyük milletin hakkıdır. Ve dayanışmanız çok önemli. Dayanışmanız baki olsun. Dayanışmanız, güzel ve kuvvetli olsun. Silivri'de olsun, sonra İstanbul'a yansıtsın, sonra ülkemize, milletimize. Bu dönemde yaşadığımız tüm kötü olaylar, tüm kötü vakalar hepimize ders olsun."

"İmamoğlu ‘sandık’ vurgusunda bulundu: "Birlikte ayağa kalkacağız"" haberi, 18 Şubat 2025 tarihinde yazılmıştır. 18 Şubat 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.