İkinci Futbol Zirvesi’nin ardından

İkinci Futbol Zirvesi’nin ardından

Ali Kaya SoysalToplantının içeriğine girmeden önce hemen şu hatırlatmayı yapmaya gerek duyuyorum. Çok değerli yabancı futbol misyonerlerinin de katıldığı kongre merkezinde 2. Futbol Zirvesi başlığının İngilizcesi " The Premier...

Ali Kaya Soysal

Toplantının içeriğine girmeden önce hemen şu hatırlatmayı yapmaya gerek duyuyorum. Çok değerli yabancı futbol misyonerlerinin de katıldığı kongre merkezinde 2. Futbol Zirvesi başlığının İngilizcesi " The Premier Summit 2 " olarak çevrildiğini gördüm. Ukalalığımı mazur görün, ama bunun Türkçe tam  karşılığı " birinci zirve toplantısı iki " dir, üstelik içinde "futbol" terimi geçmemektedir. Tahminim odur ki, geçen sene birincisi yapıldığı için bu defa İngilizcesinin sonuna "2" koymak yeterlidir diye düşünmüş ilgililer..

Neyse, dakika bir gol bir deyip geçelim toplantının içine…

Zirvenin sabah bölümü hınca hınç doluydu, Cumhurbaşkanı’nın katılımı bu doluluğun ana nedeniydi bana göre. Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Göksel Gümüşdağ ve Yıldırım Demirören yaptıkları konuşmalarda ülkemizin çok güçlü olduğunu, futbolda çok aşama kaydettiğimizi, yeni statlar yapımında dünya lideri olduğumuz, Avrupa’nın artık bizi takip ettiğini, bu duruma gelmemizin sebebinin  "zat-ı şahaneleri" sayın Cumhurbaşkanımız olduğunu defalarca vurguladılar. Bununla da kalmayıp " 17 Nisan sabahı Evet denilen bir Türkiye de uyanmak istediklerini " deklere ederek kongre salonunu adeta miting alanına çevirdiler...Şaşırdım kaldım, tıpkı kulaklıklarından simultane tercümeler dinleyen yabancı konuklar gibi, öyle ya, futbolla siyaset ve referandum oylamasının ne alakası olabilirdi?

Son konuşmacı olarak sahneye Tayyip Erdoğan geldi ve futbol zirvesine  şu sözcüklerle katkı verdi.  " meclisi fesih yetkim varmış, yalan, 7  kez yenilen bir takımın liderinin jübile zamanı çoktan gelmiştir, iinşaalah 16 Nisan da 8. yenilgisini alacaktır." Arkasından tüm liglerin  kulüp başkanları, birkaç futbolcu, antrenörler, siyasetçiler sahneye doluştular, hatıra fotoğrafları, selfi çekmek ve Erdoğan’ın elini sıkmak, bir adım öne çıkmak adına  müthiş görüntüler sergilendi Haliç’te. TRT Spor’un program sunucusunun yarım saatlik uyarı anonsları fayda etmedi, sonunda Cumhurbaşkanı indi ve kalabalık dağıldı, öğle paydosuna geçildi... Doğrusu sabah seansı futbol açısından çok eğitici, faydalı geçti.

Ben de arada salonda bulunan bazı teknik direktör dostlarımı telefonla aradım, kanallara röportaj verenlerin dışında iki kişiyle konuşabildim.." toplantının çok iyi geçtiğini, uzun zamandır göremedikleri arkadaşlarıyla sohbetler ettiklerini falan" anlattılar..

Yağlama, yıkama, evet propagandası şeklinde geçen "Birinci Zirve Toplantısı 2"nin nasıl devam edeceğini merak ederek 13.30’da yarım "diazem" alıp tv nin başına geçtim.. İyi ki izlemeye devam etmişim, Avrupa’nın üst düzey futbol akademisyenleri panellere başladılar. Salonda ise öğleden öncesinden eser yoktu, Cumhurbaşkanı gidince salonun % 99 u boşalmıştı, kalanlar yabancı konuklar, panelistler, bazı basın mensupları  ve tabi ev sahibi sıfatıyla kulüpler birliği başkanıydı. Kaldık biz bize, zirvenin bundan sonrası ilginç olmalıydı, bilgilendirilme açısından...

Nitekim öyle de oldu; UEFA  Financial Fairplay Direktörü Andrea Traverso şu acı tespitleri yaptı:

- Türkiye zarar eden kulüpler açısından Rusya’yla beraber ilk 2 de, arkadan İtalya geliyor..

-  3 sene önce Türkiye’yi ilk ikaz ettiğimizde 40 milyon Euro olan borç bugün 5 misli artarak  200 milyona çıkmıştır.

- Yapılan transfer harcamaları ve yüksek maaşlar nedeniyle Türk takımları sürekli zarar ediyor, mesela Alman Bundesliga da maaş oranları % 50 iken sizde 82..

- Türkiye ve Rusya, Avrupa’nın en yaşlı  kadrolarına sahip..

-  UEFA üyesi 10 ligin takımları içinde altyapı yatırımları bakımından ilk 100 içinde tek bir takımınız yok..

- Yayın ihaleniz futbol seviyenize göre yüksek, dışarıya futbolcu pazarlayamıyorsunuz, kulüplerinizin dernek yapısı günümüze uygun değil, bu yapı mali durumunuzu olumsuz etkiyen nedenlerden biri..

Eee, ne oldu Sayın Demirören, Avrupa Türkiye’yi takip ediyormuş da falan filan, bırakacaksınız bu popülist palavraları...

Arkasından kürsüye gelen İspanyol La Liga Direktörü kendi ülkesinden örnekler verdi;

- UEFA nın mali kriterleriyle yetinmeyip daha zorlu  lokal tedbirler aldık, mesela her kulüp 5 haftada bir federasyona güncel mali raporunu sunmak zorunda..

- Kulüpler gelirlerinin % 75 inden fazla harcama yapamaz, bu kural sıkı kontrol altındadır...

- 2011 yılında Barcelona ve Real Madrid dışında kalan kulüplerimizin toplam borcu 200 milyon Euro iken sıkı mali disiplin sayesinde son yıl 100 milyon kar verdi.

Bir değerli panelist daha geldi kürsüye, DFL ( Alman futbol ligleri) Pazarlama Direktörü, 1 ve 2. Bundesliga’dan örnekler verdi:

- Biz bir limited şirketiz, görev alanımız içine yıllık toplam 7000 maçın planlaması, organizasyonu, yayın hakları, yurtdışı pazarlama, kulüplerin lisanslı ürün haklarının korunması, seyirci, sponsor, gençlik akademileri gibi konular girer.

- Yayın ihaleleri Kulüpler, DFL, Sky, Eurosport tarafından birlikte yürütülür ve son derece şeffaftır. Bundesliga’nın yıllık geliri 3 milyar Euro civarındadır ve İngiltere den sonra dünyada 2’nciyiz..

Hadi şimdi anlat  bakalım kulüpler birliğimizin Sayın Başkanı Gümüşdağ, en son Katar-Digitürk yayın ihalesi , hani 500 milyon+kdv dolara giden, göstermelik 15 dakikalık bir canlı yayınla kimleri tatmin ettiniz, Katar grubuna bunun karşılığında ülkemizden neler peşkeş çekildi, sahneye çıkıp "evet" çağrısı yapacağınıza bu noktaları aydınlatsanıza..

Sonra Borussia  Mönhengladbach  kulübünün 75 yaşındaki başkanı çıktı ve 250 bin kişilik şehirde ortalama  51 bin kişiye maç oynadıklarını, 81 bin üyeleri olduğunu , 2016 yılını 195 milyon Euro gelir, 37 milyon net karla kapattıklarını anlattı.

Salonun  artık neredeyse boşaldığı dakikalarda IFAB ( İnternational Football Association Board) sekreteri, VAR ( Video Assistant Refree) , yani Video Asistan  Hakemlik uygulaması konusunda çok faydalı bilgiler verdi...Günahlarını almayayım, Yusuf Namoğlu ve hakemler panelin bu bölümünde salondamıydı bilmiyorum, olmaları gerekir diye düşünüyorum..

- Bu uygulama için 32 kamera devrede olacak..

- 4 ana kriter esas alınacak: 1- penaltı 2- gol 3- direk kırmızı kart 4- kötü niyetli hareketler..

- Bu sistemde bile % 0.7 yanılma payı varmış..

Sadece bu konuyla ilgili bir yazı kaleme alacağım ileride.

Programa göre eski ünlü futbolcular Christian Vieri, Marcel Desailly, Eric Abidal ve Les Ferdinand ın katılımlarıyla bir sohbet toplantısı yapıldı, ana fikir altyapının önemi idi..

Son olarak da B.Mönchengladbach Başkanı, A.Traverso, Fikret Orman ve Dursun Özbek in konuk oldukları fair-play ağırlıklı bir sohbet-panel yapıldı. Enteresan olansa panelin moderatörlüğünü son dönemlerdeki yandaş tavırlarıyla ödüllendirilen Hakan Çelik in yapmasıydı, çünkü bu şahsın futbolla mutbolla hiç alakası yoktu. Üstelik, mesela futbolla yatıp kalkan, yabancı dilleri olan, diksiyonu ve fiziği mükemmel Güntekin Onay gibi biri duruken.

İşte böyle sevgili ABC okurları, zirve(!)nin sabah bölümünde cıvıklıklar, yağcılıklar, referandum sloganları yaşanırken ağzına kadar dolu olan Haliç Kongre Merkezi , öğleden sonra akademisyenlerin son derece faydalı bilgiler verdiği, Türk Kulüplerinin içinde bulunduğu acıklı fotoğrafı sundukları saatlerde bomboştu.

Tıpkı hamasi edebiyat yapan yöneticilerimizin bomboş palavraları gibi. Siz önce toplantının İngilizce metnini becerin, gerisine bakarız.." birinci zirve iki " mi, vah benim ülkem vah!!

Yurt ve ABC gazetelerinden satır dostum Tayfun Talipoğlu nu kaybettik, çok üzüldüm....Güle Güle Güzel Adam...Ardında oğluna büyük bir isim bıraktın, bu teselli ile huzurlu uyu...

"İkinci Futbol Zirvesi’nin ardından" haberi, 21 Mart 2017 tarihinde yazılmıştır. 21 Mart 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.