İbn Rushd Goethe Camisi’nin kurucusu Seyran Ateş: 'DİTİB camilerinde savaş çığırtkanlığı yapanlar imam mı peki

İbn Rushd Goethe Camisi’nin kurucusu Seyran Ateş: 'DİTİB camilerinde savaş çığırtkanlığı yapanlar imam mı peki

Stuttgart - Işın ToymazAlmanya’nın başkenti Berlin’de geçen Haziran’da kadın ve erkeklerin birlikte ibadet ettiği dünyanın ilk liberal camilerinden biri olan İbn Rushd Goethe Camisi’ni kuran ve sadece kurduğu camide imamlık...

Stuttgart - Işın Toymaz
Almanya’nın başkenti Berlin’de geçen Haziran’da kadın ve erkeklerin birlikte ibadet ettiği dünyanın ilk liberal camilerinden biri olan İbn Rushd Goethe Camisi’ni kuran ve sadece kurduğu camide imamlık da yapan Seyran Ateş, ABC’ye yaptığı açıklamada Ditib’lerde imamların savaş çığırtkanlığı yaptığını belirterek “Bana imam olamazsın diyorlar. Peki onlar mı imam?'' sözleriyle sert tepki gösterdi.

Almanya’nın Esslingen kentinde Württemberg Eyalet Sahnesi’nde (WLB) “Kadın Hakları ve İslam'' adlı bir konferans verdikten sonra gazetemizin sorularını yanıtlayan Seyran Ateş’in anlattıklarından satır başları şöyle:

'SAVAŞ İÇİN CAMİLERDE DUALAR EDİLİYOR'
“Almanya’da 2 bin 800’den fazla cami var. Ben bizim camimizde imamım dediğimde bana karşı çıkıyorlar. Peki bu kadar camiyi mühendisler yönetiyor. Onlar hepsi ilahiyat mı okumuş? Ve hangi ilahiyat okulunda okumuşlar?  Üstelik savaş için bu camilerde dualar ediliyor, imamlar vaaz veriyor. Dine siyaset karıştırıyorlar. İnsanları bölüyorlar, ayrıştırıyorlar. Sizce bunlara imam denir mi?

Bana sürekli, ''Sen kimsin ya? Sen ne hakla kendine imam diyorsun?’ diye saldırıyorlar. Peki imam ne demek? Tarifi ve kuralları kitabımızda var mı? Peki cami ne demek? Şimdi bu tiyatroda birisi bize namaz kıldırsa o kişi imamımız olur, bu tiyatro da camimiz olur. Ben sadece bizim camimizi yöneten imamım. Beni kabul eden bir cemaat var. O kadar. İmamlık ise, ne demek tartışılır.
'ONLARA KUL, KÖLE LAZIM'
Peygamberimizin ölümünden sonra dinimiz bağnaz ve yobazların elinde çarpıtıldı ve bu günlere geldik. Sünniler, Şiiler vs. ayrımı yapıp bu güner kadar savaş sürdürüyorlar. Dinimizde olmayan geleneklere dayalı kurallar, şartlar ve tarifler yerleştirildi. Ataerkil sistemleri ellerinden gidecek diye çok korkuyorlar, kadınları ve az bilgili insaları baskı altında tutamayacaklar diye korkuyorlar. Çünkü onlara kul ve köle lazım.   
'BİZİ TERÖRİST İLAN ETTİLER'
Almanya’daki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ni (Ditib) muhattap kabul etmiyorum.  Bizi Fethullah Gülenci terörist ilan eden bu yapılanmaları tanımıyorum. Bakın benim başım dik, karşınızda duruyorum. Haksızlıkları ve yanlışları eleştiriyorum. Peki nerede o cami cemaatleri, birlikler? Biz onlarla aynı masaya oturmaya hazırız, ama onlar bizimle aynı masaya oturamıyorlar. Üstelik bu konuyu siyasi şantaj malzemesi olarak kullanıyorlar. Hatta öyle bir noktadayız ki, sırf din özgürlüğümü kullandığım için şu anda bir koruma ordusu ile dolaşmak zorunda kalıyorum. Onlar gerçeklerin söylenmesinden rahatsız oluyorlar, korkuyorlar. Baskı altına aldıkları kadınları, kölelerini kaybetmekten ödleri patlıyor.
seyran-ates-kitap.jpg

'NE BİLİYORSAM, ÇOĞUNU TÜRKİYELİLERDEN ÖĞRENDİM'
''Avrupa İslam’ı yaratılmak isteniyor, siz de bu projenin içinde misiniz?’ gibi sorular geliyor. Size bir sır vereyim mi? Hayır onların dediği gibi değil! Islam tüm İslam aleminde farklı yaşanıyor. Doğal olarak Avrupa’da farklı bir islam mümkün. İnsan haklarına çok yakın bir islam. Bugün ben ne biliyorsam bunların çoğunu Türkiye’de ve  Türkiyelilerdeden öğrendim. Türkiye’de benden çok daha güçlü ve yetkin devrimciler, özgürlükçü, laiklik ve demokrasi yanlısı ilahiyatçılar var. Bizde de İslam’a eleştirel yaklaşan çok değerli ilahiyatçılar var. Eleştirel dediğim zaman kendi beynini kullanan araştıran ve soru soran diyorum! Kötüleyen  değil tabii. 

Öte yandan Esslingen Belediyesi Fırsat Eşitliği Sorumlusu Barbara Straub’un moderasyonunu üstlendiği ve büyük bir bölümünü Almanların oluşturduğu izleyiciler tarafından  sık sık alkışlanan Seyran Ateş toplantıdaki konuşmasında ise Hz. Muhammed’ten de örnekler vererek İslam dinini, dünü ve bugünü kıyaslayarak anlattı. Ateş’in aktardıklarından öne çıkanlar ise şöyle: 
'BİRAZ ELEŞTİRSEN ÖLÜMLE TEHDİT EDİLİYORSUN'
“Bir tek kendileri İslam’ı temsil edebilir sanıyorlar.  Bizim böyle bir iddiamız yok. İslam birçok İslam ülkesinde farklı farklı yaşanıyor. Kadınlar Hz. Muhammed zamanında çok daha ilerideydi ve erkeklerle eşit haklara sahipti. Söz sahibiydi. Hz. Muhammed’in eşi Hatice, peygamberimizden 15 yaş büyüktü. Bakire değildi. İş kadınıydı ve evlenme teklifini de Hz. Muhammed’e o yapmıştı. Ayrıca Hz. Muhammed kadınları dövmüyordu. Kadına şiddetle arasına mesafe koymuştu.  Ancak günümüzde birçok İslam ülkesinde dinden kaynaklanmayan , geleneklerin yönlendirdiği doğrultuda kadınlar baskı altına alındı. 
'İSLAM REFORME EDİLEBİLİR'
Peki bugün hiç mi güçlü kadın yok? Var elbette. Ne yazık ki öne çıkıp fikir beyan etmeye çekiniyorlar. Çünkü birazcık soru sorsan, biraz eleştirsen hakaret ve ölüm tehditi ile karşılaşıyorsun. Kadın ve erkeklerin birlikte ibadet ettiği dünyanın ilk liberal camilerinden biri olan İbn Rushd Goethe Camisi’nin kapılarını Berlin’de laik, aydın, ilerici ve çağdaş Müslümanlara açtık. Ben de o camide imamım, yöneticiyim. İslam reforme edilebilir. Bizimle aynı fikirde olanlar var, destekleyenler var. Bu bizi güçlü kılıyor ve yüreklendiriyor. Ancak bizi karşı görüştekilerle tartışmak ileriye götürür. Bakın salonda daha çok Almanlar var. Oysa göçmenler bilhassa Türkiy’lilerde genelde böyle toplantılara katılma kültürü yok. Almanya  okuyan ve her türlü konuya ilgi gösteren bir halka sahip.
'BİRLİKTE İBADET ETMEK İSTEMİYORLAR ÇÜNKÜ KENDİLERİNDEN KORKUYORLAR'
Kadın erkek birlikte ibadet etmek istemiyorlar. Niye? Çünkü erkek kendini kontrol altına alamıyor. İşte tam da bu erkeklerle konuşmak gerekiyor. Neden birlikte ibadet edemeyelim diye sorduğunuzda ’Erkeğin gözü kayar. Kendine hakim olamaz'' yanıtını alıyorsunuz. Yani iş yine gelip cinsellikte tıkanıp kalıyor. Oysa namaz kılarken önünde seccadeye eğilene değil, ayaklarının ucuna bakacaksın. Bunlar bu yüzden kadını kapatmadan camiye de sokmuyorlar.  Sonra da kalkıp bizi ’Yeni İslam'' bulmakla suçluyorlar. Müslüman olmak sadece camiye gidip ibadet etmekle sınırlı kalmamalı. Biz araştırıyoruz. Müslümanların da kendi dinlerini araştırmaları, neye inandıklarını öğrenmeleri, anlamaları gerekiyor. 
'MÜSLÜMANLARIN BUGÜN YAŞADIKLARINI ALMANLAR 100 YIL ÖNCE YAŞIYORDU'
Peki sadece erkekler mi kadınları baskı altına alıyor? Ne yazık ki hayır! Kadın kadını sünnet ediyor, kadın kadını zorla evlendiriyor, kadın kadının zorla başını kapatıyor, çarşafa sokuyor. Şu anda İran’da kadınlar başkaldırıyor. Onlarla dayanışıyorum. 

Bugün Müslüman kadınların yaşadıklarını Almanlar 100, hatta bazı konularda 50 yıl önce yaşıyordu. Yani bu baskı ve güç oyunları Alman kadınlarına da uzak ve yabancı bir konu değil. 100 yıl önce Almanya’nın bir kadın başbakanı olacak dense kimse inanmazdı. Angela Merkel başbakan. Almanya ise hala yıkılmadı, yerinde duruyor. Hatta ihracat şampiyonu. Yani İslam dünyasında verilen kavgalar batıda, Hıristiyan ve Musevi dininde verilmiş olan kavgalardan farklı değil. Aynı kavgaları ediyoruz. 
'ALMANYA’YI SEVMEYENLER NEDEN HALA BURADALAR?'
Küçük yaşlardan itibaren Alman okullarında bütün dinlerin anlatıldığı din dersleri verilmeli. Farklı dinlerden çocuklar birbirini tanımalı. İslam düşmanlığını da ancak bu şekilde yenebiliriz. Tanımadıkları, bilmedikleri için korkuyorlar. Bütün kültürlerin iç içe olduğu, barış ve huzurla yaşadığı çokkültürlü bir toplum için emek vermeliyiz. Almanya’yı sevmeyenler ise neden hala burada duruyor?

Bakın din özgürlüğü, inanç özgürlüğü ciddi bir konu. Ancak siyasal İslamcılar herşeyde olduğu gibi bu konuyu da kendilerine yontuyorlar. İnanç özgürlüğünden sadece kendi dinlerine ibadet etme hakkını anlıyorlar. Oysa inanç özgürlüğü istediğin şeye inanıp, istediğin şekilde ibadet etmek, hatta inanmamak hakkıdır. 
AYA SOFYA CAMİSİ’NDEN 5 KİŞİ GELDİ, CAMİNİN KAPATILMASINI İSTEDİ
İslam ''kötü’ değil, bazı erkekler ''kötü’. Hatta bazı kadınlar ''kötü’. Lütfen camimizi ziyaret edin. Bizimkisi çünkü bir barış projesi. Camimizde hepimizin ortak dili olan Almanca vaaz veriyoruz. Önce yüce Allah’ın koruması altındayız. Johannis Kilisesi’nin içinde bir oda bize tahsis edildi. Polis sık sık devriye geziyor. Başka türlü inananların tehdit edilmesi çok üzücü. Berlin’deki Ayasofya Camisi’nden 5 Milli Görüş ve 1 DİTİB üyesi geldi. Konuşmak istediler. Bu caminin kapatılması gerekir, dediler. Biz kalkıp da Ayasofya Camisi kapatılsın demiyoruz. Bu ne cüret ve cesaret? İşte özgürlükçü ve demokratik anlayış burada sınıfta kalıyor.
'BİZ BAŞI KAPALI KADINLARLA İBADETE HAZIRIZ, ONLAR HAZIR MI?'
Biz bizim gibi ibadet etmeyenler, bizim gibi inanmayanlara nasıl saygı gösteriyorsak aynı saygıyı da bekliyoruz. Ben kapalı kadınlara karşı değilim. Ancak onlar bize karşılar. Ben kapalı kadınlarla birlikte namaz kılabilirim hatta kılıyoruz. Ama karşımızda olan kapalılar var. Bu normal. Onlar erkek egemenliği altınta yaşamayı tercih ediyorlar.. Çokkültürlülük, çeşitlilik bizim kabülümüz. Açıkçası dışarıya karşı mağdur rolünü oynayıp sonra da sürekli bize hakaret edip, saldırıyorlar. Biz sürekli kendimizi savunmak zorunda kalıyoruz.
KORUMA ORDUSU 24 SAAT YANINDA
İbn Rushd Goethe Camisi’nin açılmasıyla birlikte hükümet yanlısı gazeteler tarafından hedef gösterilen Seyran Ateş, açılıştan itibaren yani 16 Haziran’dan sonra ise sosyal medya başta olmak üzere birçok alanda artan tehditlere maruz kalmaya devam ediyor.

Ancak tehditlerin dozu öyle bir arttı ki Almanya’da bir bakana verilen korumadan çok daha fazlası ile Seyran Ateş 24 saat boyunca Alman devleti tarafından korunuyor.

Koruma ordusu ile birlikte bir yaşam süren n Seyran Ateş liberal caminin açılmasının ardından yeni bir İslam Konferansı kadrosu kuracağını da duyurmuştu.

Batı’yı İslam’ın gerici yüzünü göstermeye hevesli olmakla da eleştiren Ateş, adının bir kısmını 12’nci yüzyılda yaşamış olan Arap filozof ve İslam âlimi İbn Rüşd’den diğerini ise ünlü Alman şair Johann Wolfgang von Goethe’den alan cami ile İslam’ın aydın yüzünü göstermeyi amaçladığını vurguluyor.
BENZERLERİ NEW YORK, LONDRA, MALEYZA VE KÖLN’DE DE VAR
Liberal caminin benzerleri daha farklı formatta New York, Londra, Malezya, Köln ve diğer başka yerlerde yer alıyor.

Johannis Kilisesi’nin bünyesinde tek bir oda ile başlansa da İbn Rushd Goethe Camisi’nin gelecekte dev bir liberal inanç ve ibadet merkezine dönüşmesi planlanıyor. 

Annesi Türk, babası Kürt olan ve Almanya’da yetişen hukukçu Seyran Ateş Uzun yıllar Almanya’daki İslam Konferansı’nın üyeliğini de yapmıştı.

Liberal caminin beyin takımı açılışından bu yana ise gittikçe büyüyor. Tüm dünyadan ilahiyatçı ve ilgili Müslümanlar kadın ve erkek Ibn Rushd – Goethe Camisine gelip bilgi paylaşımı gerçekleştiriyor.

"İbn Rushd Goethe Camisi’nin kurucusu Seyran Ateş: 'DİTİB camilerinde savaş çığırtkanlığı yapanlar ." haberi, 22 Mart 2018 tarihinde yazılmıştır. 22 Mart 2018 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.