Hamilelikte Diş Sağlığı İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hamilelik süresince östrojen ve progesteron düzeylerindeki belirgin artış diş eti dokusundaki kan akışını ve enflamatuar yanıtı önemli ölçüde değiştirir.
Bu hormonal ortam diş eti dokusunun bakteri plaklarına karşı abartılı bir iltihabi tepki vermesine neden olarak gebelik gingivitisi olarak adlandırılan tablonun ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Gebelik gingivitisi diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve fırçalama sırasında kanama şeklinde kendini gösterir ve hamile kadınların yaklaşık yüzde altmış ila yetmişinde çeşitli derecelerde gözlemlenir. Tedavi edilmediğinde bu tablo periodontal hastalığa ilerleyebilir ve araştırmalar periodontal enfeksiyonların erken doğum ile düşük doğum ağırlığı riski arasında anlamlı bir ilişkiye işaret etmektedir. Bu nedenle hamilelik döneminde ağız sağlığına gösterilen özen yalnızca annenin değil bebeğin sağlığı açısından da kritik bir öneme sahiptir. Gebeliğin ilk üç ayı içinde ya da ideal olarak hamilelik planlanma aşamasında kapsamlı bir diş muayenesi yaptırılması olası sorunların erken tespit edilmesine ve güvenli tedavi penceresi içinde müdahale planlanmasına olanak tanır.
Hamilelik boyunca düzenli diş hekimi kontrollerinin sürdürülmesi, gelişebilecek sorunların erken aşamada yönetilebilmesi açısından vazgeçilmez bir adımdır. İkinci trimester yani on dördüncü ile yirmi yedinci haftalar arası acil olmayan dental işlemler için en uygun dönem olarak kabul edilir çünkü bu dönemde organogenez tamamlanmıştır ve uterus boyutu henüz supin pozisyonda vena kava basısı oluşturacak düzeye ulaşmamıştır. Profesyonel diş temizliği hamilelik boyunca güvenle uygulanabilir ve özellikle gebelik gingivitisi belirtileri gösteren hastalarda plak ve diş taşı birikiminin uzaklaştırılması semptomların kontrol altına alınmasında etkili bir yaklaşımdır. Hamilelik döneminde ortaya çıkabilen bir diğer durum gebelik tümörü veya pyojenik granülom olarak adlandırılan diş eti üzerinde lokalize şişlik oluşumudur.
Bu lezyon adına rağmen kanserle ilişkili değildir ve genellikle doğumdan sonra kendiliğinden geriler. Ancak lezyonun çiğneme fonksiyonunu engellemesi veya kanama yapması durumunda gebelik süresince cerrahi olarak uzaklaştırılması gerekebilir. Bulantı ve kusma şikayetlerinin yoğun olduğu ilk trimesterde mide asidinin diş yüzeyleriyle sık temas etmesi mine erozyonuna neden oldiş beyaabilir. Bu durumda kusma sonrasında dişlerin hemen fırçalanması yerine ağzın bir çay kaşığı karbonat eklenmiş suyla çalkalanması ve fırçalamanın otuz dakika ertelenmesi önerilir çünkü asit temasıyla yumuşayan mine yüzeyinin anında fırçalanması erozyonu hızlandırır. Tüm bu süreçlerin sağlıklı biçimde yönetilebilmesi için hamile bireylerin ulaşım kolaylığı sağlayan konumlarına yakın bir diş kliniği ile düzenli kontrol ilişkisi sürdürmesi, olası acil durumların gecikmeksizin değerlendirilmesi ve gebeliğe özel bakım protokollerinin bireysel olarak planlanması açısından büyük önem taşır.
HAMİLELİKTE DIŞ TEDAVİSİ YAPTIRMAK GÜVENLİ MIDİR?
Hamilelikte diş tedavisi yaptırmanın güvenliği konusu pek çok anne adayının endişe duyduğu ve bu nedenle tedaviyi erteleme eğilimi gösterdiği hassas bir meseledir. Güncel bilimsel kanıtlar ve uluslararası kılavuzlar hamilelik döneminde acil dental tedavilerin ve gerekli rutin işlemlerin güvenle uygulanabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Tedavi edilmeyen diş enfeksiyonlarının anne ve bebek sağlığı üzerinde oluşturabileceği risk, uygun koşullarda yapılan dental müdahalenin taşıdığı riskten çok daha yüksektir. Dolgu uygulamaları, diş çekimi ve kanal tedavisi gibi işlemler gebelik süresince gerekli olduğunda yapılabilir. Lokal anestezi için kullanılan lidokain hidroklorür vazokonstriktör olarak düşük doz adrenalin içeren formülasyonlarıyla hamilelikte güvenli kabul edilen bir anestezik ajandır ve plasentayı klinik olarak anlamlı düzeyde geçmez. Tedavi sırasında hastanın rahatı için sırtüstü pozisyon yerine hafif sola yatık bir pozisyon tercih edilmesi özellikle ileri gebelik haftalarında alt vena kava basısını önleyerek tansiyon düşmesi riskini azaltır.
Bununla birlikte hamilelik döneminde bazı dental işlemlerin doğum sonrasına ertelenmesi daha uygun bir yaklaşım olarak değerlendirilir. Elektif yani aciliyet taşımayan estetik işlemler, diş beyazlatma uygulamaları ve implant tedavisi gibi cerrahi planlama gerektiren kapsamlı prosedürler hamilelik süresince önerilmez. İmplant tedavisi hem cerrahi müdahale içermesi hem de iyileşme sürecinde antibiyotik ve antienflamatuar ilaç kullanımı gerektirebilmesi hem de radyografik görüntüleme ihtiyacı nedeniyle doğum sonrası döneme bırakılması gereken tedaviler arasında yer alır. Ayrıca hamilelikte değişen kemik metabolizması ve hormonal ortamın osseointegrasyon sürecini etkileme olasılığı da implant cerrahisinin ertelenmesini destekleyen klinik gerekçeler arasında gösterilmektedir.
HAMİLELİKTE DIŞ RÖNTGENİ ÇEKTİRMEK SAKINCALI MIDIR?
Hamilelikte diş röntgeni çektirme konusu anne adaylarının en sık kaygı duyduğu konulardan biridir ve yaygın kanının aksine gerekli durumlarda uygun koruyucu önlemlerle dental radyografi hamilelik süresince güvenle uygulanabilir. Dental radyografilerde kullanılan radyasyon dozu son derece düşüktür. Tek bir periapikal röntgende hastanın maruz kaldığı efektif radyasyon dozu yaklaşık 0,005 milisievert düzeyindedir ki bu değer günlük doğal çevresel radyasyon maruziyetinin çok küçük bir kesrini oluşturur. Karşılaştırma yapılacak olursa bir kişinin günlük doğal arka plan radyasyonundan aldığı doz yaklaşık 0,008 milisievert civarındadır. Amerikan Kadın Doğum ve Jinekologlar Birliği ile Amerikan Diş Hekimleri Birliği güncel kılavuzlarında tanısal dental radyografinin hamilelikte güvenli olduğunu ve gerekli durumlarda ertelenmemesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Teratojenik etki riski taşıyan radyasyon eşiği 50 milisievert olarak kabul edilmektedir ve bu değere ulaşabilmek için tek seansta binlerce periapikal röntgen çekilmesi gerekirdi.
Hamilelikte dental radyografi uygulanırken bazı koruyucu önlemlerin alınması standart bir protokoldür. Kurşun önlük ve tiroid koruyucu yaka kullanımı maruz kalınan saçılma radyasyonunu minimize eder ve özellikle tiroid koruyucunun kullanılması hem anne hem de fetal tiroid bezinin korunması açısından önerilir. Dijital radyografi sistemleri geleneksel film bazlı sistemlere kıyasla yüzde seksen oranında daha düşük radyasyon dozu gerektirmekte olup günümüzde modern diş kliniklerinin büyük çoğunluğu dijital sistemlere geçiş yapmıştır. Panoramik radyografi ve sefalometrik görüntüleme gibi ekstraoral teknikler de düşük doz radyasyon içermekle birlikte hamilelikte yalnızca zorunlu endikasyonlarda tercih edilmesi önerilir. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ise dental radyografiler arasında en yüksek radyasyon dozunu içeren yöntemdir ve hamilelik süresince acil ve zorunlu durumlar dışında ertelenmesi uygun görülmektedir. Genel prensip olarak hamilelikte tüm radyografik incelemelerde ALARA yani makul olarak elde edilebilecek en düşük radyasyon dozu ilkesi titizlikle uygulanmalıdır. Tanı için gerekli olan minimum sayıda görüntü alınmalı ve gereksiz tekrar çekimlerden kaçınılmalıdır.
HAMİLELİKTE AĞIZ BAKIMI RUTİNİ NASIL DÜZENLENMELİDİR?
Hamilelik döneminde ağız bakım rutininin hormonal değişimlere ve gebeliğe özgü semptomlara uygun biçimde yeniden düzenlenmesi ağız sağlığının korunmasında belirleyici bir role sahiptir. Günde en az iki kez elektrikli diş fırçasıyla iki dakika boyunca fırçalama yapılması temel kural olmakla birlikte gebelik gingivitisi belirtileri gösteren bireylerde fırçalama sıklığının üç keze çıkarılması plak kontrolünün güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Fırçalama tekniği olarak diş eti kenarına kırk beş derecelik açıyla yerleştirilen fırçanın kısa titreşim hareketleriyle diş eti oluğundaki plağı uzaklaştırması hedeflenmelidir. Diş eti hassasiyetinin arttığı dönemlerde ultra yumuşak kıllı fırçaların tercih edilmesi fırçalama sırasında kanamayı ve rahatsızlığı azaltır. Kanama korkusuyla fırçalamadan kaçınmak ise plak birikimini artırarak iltihabın daha da şiddetlenmesine neden olacağından kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Günde en az bir kez diş ipi veya arayüz fırçası kullanımı da dişlerin ara yüzeylerindeki plak birikimini kontrol altında tutmak açısından büyük önem taşır.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.