Nobel Ödüllü Aziz Sancar, Diyarbakır’da Beyin Kanseri Üzerine Yürüttüğü Çalışmayı Anlattı!

Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar, Diyarbakır’da katıldığı söyleşide beyin kanserinin tedavisine yönelik yürüttüğü araştırmanın sonuçlarını anlattı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde TMZ ve EdU moleküllerinin birlikte kullanılmasıyla önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Sancar, yöntemin insanlarda işe yarayıp yaramayacağının henüz bilinmediğini vurguladı. İşte detaylar...
Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi tarafından düzenlenen programda öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Beyin kanserinin tedavisine yönelik yürüttüğü araştırmaları anlatan Sancar, fareler üzerinde yapılan deneylerde önemli sonuçlar elde ettiklerini ancak yöntemin insanlarda etkili olup olmayacağının henüz netleşmediğini söyledi.
Dicle Üniversitesinin (DÜ) 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Cahit Sıtkı Tarancı Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Konuşmasında genellikle Türkiye’de ve diğer Türk devletlerinde seminer ve ders vermeyi tercih ettiğini belirten Sancar, Nobel ödüllü bilim insanlarının konferans başına genellikle 10 bin ile 100 bin dolar arasında ücret aldığını ifade etti. Kendisine de bu yönde teklifler geldiğini ancak kabul etmediğini belirten Sancar, “Bana da öyle teklifler geldi fakat gitmedim ama Türkiye'nin gelebileceğim yerlerine ve Türk davetlerine para almadan gittim.” dedi.
Salondaki yoğun katılıma da değinen Sancar, hayatında ilk kez bu kadar kalabalık bir topluluğun önünde konuştuğunu dile getirdi.
“KENDİMİ HEM MARDİNLİ HEM DİYARBAKIRLI SAYARIM”
Mardin’in Savur ilçesinde dünyaya geldiğini anlatan Prof. Dr. Aziz Sancar, Diyarbakır’la olan ailevi ve mesleki bağlarına da değindi. Babaannesinin Diyarbakırlı olduğunu belirten Sancar, bu kentle ilişkisinin yalnızca sözlerden ibaret olmadığını, geçmişte Diyarbakır’da askerlik yaptığını ve akademik çalışmalarda bulunduğunu anlattı.
Sancar, konuyla ilgili şunları söyledi:
"Aslında benim Diyarbakırlı tarafım da var. Benim babaannem Diyarbakırlıdır. Kendimi hem Mardinli hem Diyarbakırlı sayarım ve bunu sadece sözlerle değil faaliyetlerle de gösterdim. Askerliğimi Diyarbakır'da yaptım. Profesör olduktan sonra Amerika'da Birleşmiş Milletler'in bir programı vardı. Yabancı kökenli profesörleri kendi ülkelerine yardım için 4 aylığına gönderiyorlardı. Ben de o program vasıtasıyla Diyarbakır'a, bu üniversiteye geldim ve burada mikrobiyoloji dalında ders verdim, araştırmalar yaptım. O bakımdan Diyarbakır ile benim bağlantım çoktur ve Diyarbakır'ı, Mardin ve Savur kadar severim."

BEYİN KANSERİ ARAŞTIRMASINDA EDU VE TMZ BİR ARADA KULLANILDI
Söyleşinin ardından beyin kanserinin tedavisine ilişkin son çalışmalarını sunan Sancar, glioblastoma adı verilen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alan beyin tümörüne karşı yeni bir yöntem üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Glioblastoma tedavisinde uzun yıllardır TMZ (temozolomide) adlı ilacın kullanıldığını belirten Sancar, mevcut tedavi sürecinde öncelikle cerrahi müdahaleyle tümörün temizlendiğini, ardından radyoterapiyle geride kalan hücrelerin hedef alındığını ve sonrasında TMZ tedavisine başlandığını anlattı.
Kendi araştırmalarında ise bu tedaviye yeni bir molekül eklemeyi hedeflediklerini belirten Sancar, kısaltılmış adı EdU olan molekülün araştırma ekibindeki bilim insanları tarafından keşfedildiğini ve bu alanda önemli sonuçlar elde edildiğini söyledi.
DNA hasarı üzerine 50 yıldır, beyin kanseri üzerine ise 3 yıldır çalıştığını aktaran Sancar, DNA’nın sigara, çevre kirliliği ve ultraviyole ışınları gibi etkenlerle zarar görebildiğini belirtti. DNA hasar gördüğünde hücredeki onarım mekanizmalarının devreye girdiğini, bu süreçlerin ardından zamanla kanser gelişebildiğini ifade etti.
Glioblastomanın pankreas kanseri gibi ölümcül kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Sancar, teşhisin ardından ortalama yaşam süresinin 12 ay olduğunu ve iki yıl içinde hastaların tamamının hayatını kaybettiğini belirtti.
DENEYLERDE İNSANLARDAN ALINAN KANSER HÜCRELERİ KULLANILDI
Araştırmanın fareler üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Sancar, deneylerde insanlardan alınan kanser hücrelerinin farelerin beynine enjekte edildiğini ve tümörün gelişiminin takip edildiğini anlattı. Laboratuvarda bu hücrelere ateş böceğinden elde edilen lusiferaz enziminin entegre edildiğini belirten Sancar, bu sayede hücrelerin mikroskop altında parlayarak gözlemlenebildiğini kaydetti.
Deneylerde yalnızca TMZ verilen, yalnızca EdU uygulanan ve iki molekülün birlikte kullanıldığı farelerde tümör büyüklüğünün incelendiğini belirten Sancar, insanlardan alınan kanser hücreleri üzerinde yapılan çalışmalarda iki molekülün birlikte kullanımının olumlu sonuçlar verdiğini söyledi.
Sancar, TMZ ve EdU kombinasyonuyla tedavi edilen deneylerde tümörün yeniden ortaya çıkmadığını gözlemlediklerini belirtti. Kan-beyin bariyerinin beyin dokusunu birçok kimyasal maddeden koruduğunu anlatan bilim insanı, EdU molekülünün bu bariyeri aşabildiğini ve deneylerde çoğalmayan sinir hücrelerine zarar vermediğinin görüldüğünü ifade etti.
Bununla birlikte Sancar, elde edilen sonuçların henüz insanlarda uygulanabilecek bir tedavinin kesinleştiği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Çalışmaların daha ileri aşamalara taşınması, daha büyük hayvanlar üzerinde denenmesi ve ayrıntılı analizlerin yapılması gerektiğini vurguladı.
Sancar, araştırmanın mevcut aşamasını şu sözlerle değerlendirdi:
"Biz farelerde tedavi konusunda önemli ilerleme gösterdik fakat bu insanlarda çalışır mı, çalışmaz mı bilmiyorum. Bunu bilmek için daha çok çalışmalar yapmak lazım. Daha büyükbaş hayvanlarda denemek ve daha ayrıntılı analizler yapmak lazım. O bakımdan umarım burada hiç kimsenin beyin kanseri hastası yoktur ama eğer varsa lütfen beni ağlatmayın, çünkü ağlatıcı mektuplar geliyor, 'Annem ölüyor, kızım ölüyor.', 'Hocam bana yardım edin' diye mektuplar geliyor. Bir şey yapamıyorum, çünkü o seviyeye ulaşmış değiliz ama çalışıyoruz."

DİCLE ÜNİVERSİTESİNDE AZİZ SANCAR ORMANI KURULACAK
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat da programda yaptığı konuşmada, Prof. Dr. Aziz Sancar’ı üniversitede ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Sancar’ın 1986 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nda bıraktığı bilimsel mirasın bugün 37 bin öğrencinin geleceğine ışık tuttuğunu belirten Eronat, bilim insanının ülkesine ve yetiştiği topraklara duyduğu bağlılığın gençler için önemli bir örnek olduğunu söyledi.
Eronat, Sancar’ın Nobel Ödülü’nü ve madalyasını ülkesine armağan ederek Anıtkabir’de sergilenmek üzere bağışlamasının bu bağlılığın göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Üniversitenin yerleşkesinde bulunan ve 101 ağacın yer aldığı badem bahçesinin ağaç sayısının 2 bine çıkarılarak “Aziz Sancar Ormanı”na dönüştürüleceğini açıklayan Eronat, bu alanın gençlere bilim, umut ve kalıcı eserler bırakmanın önemini hatırlatacağını kaydetti.
Eronat ayrıca Dicle Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezine Aziz Sancar’ın adının verilmesi için kendisinden izin istedi.
Programın sonunda Aziz Sancar ve eşi Gwen Sancar’a çocuklar tarafından çiçek takdim edildi. Eronat, Sancar’a öğrencilerin kendisi hakkında kaleme aldığı notların bulunduğu bir defter de hediye etti. Söyleşiye çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
"Nobel Ödüllü Aziz Sancar, Diyarbakır’da Beyin Kanseri Üzerine Yürüttüğü Çalışmayı Anlattı!" haberi, 23 Ekim 2026 tarihinde yazılmıştır. 23 Ekim 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.