Netflix'e Konu Olan Casusluk Hikayesinin Perde Arkası 61 Yıl Sonra Ortaya Çıktı!

Netflix'e Konu Olan Casusluk Hikayesinin Perde Arkası 61 Yıl Sonra Ortaya Çıktı!

İsrailli casus Eli Cohen'in Suriye'de yakalanmasına ilişkin yıllardır bilinmeyen ayrıntılar 61 yıl sonra ortaya çıktı. Operasyonda kritik rol oynayan emekli Suriyeli subay Said Caviş, sinyal takibinden baskın anına kadar yaşananları anlattı. İşte detaylar...

İsrail'in önemli casuslarından biri kabul edilen Eli Cohen'in Suriye'de deşifre edilerek yakalanmasının bilinmeyen yönleri, olayın üzerinden 61 yıl geçtikten sonra gün yüzüne çıktı. Suriye ordusunda görev yaptığı dönemde Cohen'in yakalanmasında kritik rol oynayan ve "134 Numaralı Sinyal Bölüğü"nü kuran emekli subay Said Caviş, operasyonun perde arkasını anlattı.

Suudi Arabistan merkezli Al Majalla'da beş bölüm halinde planlanan röportaj dizisinin yayımlanan ilk üç bölümünde konuşan Caviş, Eli Cohen'in yakalanmasına uzanan sürecin ayrıntılarını paylaştı. Caviş, Şam'ın Kürt Mahallesi'nde zorlu bir çocukluk geçirdiğini, genç yaşlarda Filistinli komşularından İbranice öğrendiğini ve 1951 yılında orduya katılarak sinyal sınıfında uzmanlaştığını söyledi.

Orduda Askeri Harp Okulu'nda İbranice dersleri verdiğini belirten Caviş, "İlk kursta ders verdiğim tanınmış siyasi figürler arasında Suriye'nin geleceğinde önemli görevler üstlenen (Eski Suriye Savunma Bakanı) Mustafa Talas'ın da yer aldığı kişiler vardı." dedi.

İSRAİL TELSİZLERİNİ TAKİP ETME FİKRİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Caviş, İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini takip etme fikrinin 1956 yılındaki Süveyş krizi sırasında ortaya çıktığını anlattı. Humus'ta öğrencilere telsiz cihazı kullanımı ve sinyal alımını öğrettiği sırada Kanada yapımı eski bir cihazla İsrail askeri çağrılarını yakaladığını belirten Caviş, o an yaşadıklarını şöyle aktardı:

“Humus'ta öğrencilere telsiz cihazı kullanımını ve sinyal alımını öğretiyordum. Cihaz Kanada yapımıydı (İkinci Dünya Savaşı'ndan kalmaydı). Bir istasyonun 'Şaal 1, Şaal 2, Salib 1, Salib 2' diye seslendiğini duydum. Dersten sonra odama döndüğümde aklıma şu geldi, 'Neden İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izlemiyoruz?'”

Bu fikrin ardından bir proje hazırladığını ve dönemin komutanlığına sunduğunu söyleyen Caviş, başlangıçta alaycı tepkilerle karşılaştığını belirtti. Ancak pes etmeyen Caviş, o dönem operasyonlarda görev yapan subay Said el-Akil'in desteğiyle projesini hayata geçirdi.

Dönemin komutanının projeyi kabul etmesinin ardından 30 Eylül 1957'de resmi görevlendirme yapıldı. Caviş, Golan Tepeleri'ndeki Naaran köyünde uzun süre gözlem ve dinleme faaliyetleri yürüttü.

"134 NUMARALI SİNYAL BÖLÜĞÜ" KURULDU

Bu çalışmaların ardından istihbarattan bağımsız ve doğrudan Sinyal Sınıfı'na bağlı "134 Numaralı Sinyal Bölüğü" oluşturuldu. Caviş, 44 astsubay eğittiğini ve Golan'da dinleme merkezleri kurduklarını söyledi.

Bölüğün İsrail askeri hatlarını, radyo yayınlarını ve haber ajanslarını yakından takip ettiğini belirten Caviş, kimliği bilinmeyen vericiler tarafından Mors alfabesiyle gönderilen şifreli mesajların da kayda geçirildiğini anlattı.

Caviş, Arap ülkelerine ait şifreleri kolaylıkla çözebildiklerini ancak İsrail tarafından kullanılan karmaşık şifrelerde aynı başarıyı gösteremediklerini belirterek, "Mors mesajlarını çözemiyorduk. Mesajlar 'VVV' ile başlar, ardından 'N-O-NOW' damgasıyla devam ederdi. Gönderen veya alıcının adı yoktu. Beşli harf ve rakam gruplarından oluşurdu." ifadelerini kullandı.

ELİ COHEN'İN SİNYALİ 1962'DE YAKALANDI

Caviş, takip edilen sinyaller arasında Eli Cohen'e ait sinyalin de bulunduğunu söyledi. Cohen'in gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakaladıklarını ancak o sırada bunun kime veya nereden gönderildiğini bilmediklerini aktardı.

Caviş, "Onu kademeli olarak takip ediyorduk. Gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakaladık, ancak kim olduğunu veya nereden gönderdiğini bilmiyorduk. Bir sinyal yakaladığımızda frekansı ve tarihi kaydediyor, sahibine ayırt edici bir numara veya kod veriyorduk. Kişiyi bilmiyorduk ama bir kodumuz vardı." dedi.

Şam'da Ebu Rummane bölgesinde arama çemberini daralttıklarını anlatan Caviş, bölgedeki bir binanın sakinlerini tek tek incelediklerini söyledi. Bodrum katta "Uluslararası Gözetim Heyeti"nden yabancı bir subay, zemin katta Yunan asıllı ve Suriye Havayolları'nda çalışan bir pilot, birinci katta ise Türkiye Büyükelçiliği'nden bir diplomat bulunuyordu. Binada ayrıca dikiş dikerek geçimini sağlayan, evlenmemiş yaşlı Şamlı kadınların da yaşadığını belirtti.

İlk şüphelerinin Suriye Havayolları'nda çalışan pilot üzerinde yoğunlaştığını belirten Caviş, pilotun seyahat saatleriyle yayın saatlerini karşılaştırdıklarını söyledi. Pilotun seyahatte bulunduğu günlerin çoğunda iletişimin kesildiğini, Şam'da olduğu günlerde ise yeniden ortaya çıktığını tespit ettiklerini aktardı.

Ekip, uyuşturucu arama bahanesiyle binadaki dairelerde arama yaptı ancak sonuç alamadı. Caviş, yabancı subayın ve Türkiye Büyükelçiliği'nden diplomatın evinin de arandığını ancak herhangi bir bulguya ulaşamadıklarını belirtti.

ÇATI ANTENİ COHEN'İN YERİNİ ORTAYA ÇIKARDI

Üstlerinden azar işiten Caviş'in birim komutanı dosyayı kapattı. Ancak Caviş, üç yıllık emeğinin boşa gitmemesi için araştırmasını sürdürdü. Çatıdaki antenleri inceleme fikri üzerine yeniden harekete geçen Caviş, diğerlerinden farklı bir anten fark etti.

Caviş, siyah kablonun girdiği kapının üzerindeki ismi öğrenmek için ekip arkadaşını gönderdi. Arkadaşı geri döndüğünde ismin "Kamil Emin Sabit" olduğunu söyledi. Ertesi sabah saat 7'de, yayın saatinde ekip olarak hazır beklediler.

Caviş, yayın başladığında elektriği dış şalterden üç kez kestiğini ve bu kesintilerin kayıtlarda görüldüğünü belirterek, "O zaman yayının bu evden çıktığından kesin olarak emin olduk.” dedi.

1965 yılında Eli Cohen'in kaldığı eve baskın düzenlendi. Caviş, baskın sırasında kapıyı kırarak içeri girdiklerini ve Cohen'i yatakta bulduklarını anlattı. Pencerenin üzerindeki ahşap perde kutusunda bulunan siyah parçanın dikkatini çektiğini söyleyen Caviş, kutunun içinde bir Kodak film kutusu bulduğunu ve kutunun içinden küçük bir Mors anahtarı ile gizlenmiş bir cihaz çıktığını belirtti.

"CİHAZI BULDUĞUMUZDA ELİ COHEN YIKILDI"

Caviş, cihazın bulunmasının ardından Cohen'in çöktüğünü belirterek o anları şöyle anlattı:

“Anahtarı öptüm, o anı hatırladıkça hala sevinç hissediyorum. Sonra ona dönüp 'Bay Kamil, biz uyuşturucuyla mücadele birimi değiliz, biz karşı casusluk birimiyiz.' dedim. Cihazı gördüğünde yatağa oturdu ve bir daha ayağa kalkamadı. Yıkıldı.”

Caviş, Cohen'e "Artık ölü sayılırsın. Yaşamak istiyor musun?" diye sorduğunu, Cohen'in ise "Evet" yanıtını verdiğini aktardı. Bunun üzerine kendisine, dürüst biçimde işbirliği yapması ve karşı tarafın yakalandığını öğrenmemesi halinde hayatta kalabileceğinin söylendiğini belirtti.

Baskın ekibi daha sonra kapıyı yeniden kilitleyerek komşuların kapının kırıldığını fark etmesini engelledi. Caviş, Cohen'in ele geçirilen vericinin yedek cihaz olduğunu, asıl cihazın ise masanın üzerinde bulunduğunu söylediğini aktardı.

Cohen'in sakladığı diğer malzemeler arasında yeşil deri kaplı bir kağıt tutucu içine gizlenmiş verici, acil durum frekansı, frekans kristalleri ve her güne ait şifrelerin yer aldığı bir kod kitabı bulunduğu belirtildi.

Caviş ayrıca Cohen'in dizel yakıt kokusunun kendisini hasta ettiğini söyleyerek ev sahibinden banyoya odunla ısıtılan bir cihaz takmasını istediğini anlattı. Caviş, bunun Cohen'in delil niteliğindeki kağıtları yakmak amacıyla istediği bir düzenek olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Evde renkli sabun kalıplarına benzeyen altı parçadan oluşan başka bir kutu da bulundu. Kutunun açılmasıyla içerisinde patlayıcı olduğu ortaya çıktı. Caviş, Cohen'e şifreleme yöntemlerini sorduklarını ve bunun kendileri açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Çünkü çözülemeyen binlerce telgrafın bulunduğunu belirten Caviş, Cohen'in ilk yıl mesajlarını "Üç Silahşörler" adlı Fransızca kitabı kullanarak şifrelediğini anlattı.

Al Majalla'da Eli Cohen operasyonunun diğer ayrıntılarının yer aldığı dördüncü ve beşinci bölümlerin gelecek günlerde yayımlanması bekleniyor.

Eli Cohen, Kamil Emin Sabit takma adıyla 1962-1965 yıllarında Suriye'nin başkenti Şam'da görev yapmıştı. Suriye'nin üst düzey askeri yetkilileriyle yakın ilişkiler kuran Cohen, Golan Tepeleri'ndeki askeri faaliyetler ve devletin karar mekanizması hakkında topladığı bilgileri İsrail'e aktarmıştı. Cohen, 18 Mayıs 1965'te idam edilmişti.

Haber akışınızı siz yönetin. ABC Gazetesi’ni Google’a kaynak olarak ekleyin.

"Netflix'e Konu Olan Casusluk Hikayesinin Perde Arkası 61 Yıl Sonra Ortaya Çıktı!" haberi, 03 Ekim 2026 tarihinde yazılmıştır. 03 Ekim 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bağımsız haberciliğe destek olun
ABC Gazetesi’ne Google ile tek tıkla abone olun Katkınız bağımsız haberciliği güçlendirir.