Esra Özakça: Canımdan bir parçanın erimesini izlemek kolay değil

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarıkan KHK'lerle işlerinden ihraç edilen öğretmen Semih Özakça ve akademisyen Nuriye Gülmen, bugün açlık grevlerinin 126'ncı gününe girerken Semih Özakça'nın...
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarıkan KHK'lerle işlerinden ihraç edilen öğretmen Semih Özakça ve akademisyen Nuriye Gülmen, bugün açlık grevlerinin 126'ncı gününe girerken Semih Özakça'nın eşi Esra Özakça Hürriyet'ten Ayşe Arman'ın sorularını yanıtladı.
İşte Ayşe Arman'ın Esra Özakça'yla yaptığı röportaj:
Eşin Semih, 126 gündür ölüm orucunda. Sen ne durumdasın? Senin ruh halin nasıl?
Herkes gibi Nuriye Hoca ve Semih’in sağlığından çok endişeliyim. Elimde değil, korkuyorum. Sonra kendime kızıyorum, endişelenmemeye, aklıma kötü şeyler getirmemeye çalışıyorum. Bu kadar uzun süre açlığın insan bedeni üzerindeki etkileri tam olarak kestirilemediğinden kalbim ağzımda. Beni de gözaltına almışlardı, evvelsi gün serbest bıraktılar. Görüş günümüzdü, koştum cezaevine Semih’in yanına gittim...
Ne yapıyorsun onu görünce? Âşık olduğun adam, 25 kilo zayıflamış durumda, kas sistemi çökmüş durumda...
Ağlıyor musun?
Duygulanıyorum ama ağlamama Semih müsaade etmiyor! O durumdayken bile bana espriler yapıyor. “Ooooo! Bırakmışlar seni! Oysa, kadın hapishanesi bizim binaya yakın. Tüh! Aynı kampusun içinde olacaktık!'' diyor, beni güldürüyor...
Kapalı görüş müydü önceki günkü?
Evet, cam vardı aramızda. Görevliler sonradan dediler ki, kapıya kadar tekerlekli sandalyeyle gelmiş, ben görmeyeyim diye köşede inmiş sandalyeden, bana doğru yürümüş. Tabii yürümesi de epey aksıyor artık. 126 gündür yemek yemeyen bir insanın bütün bedeni, kas sistemi bir şekilde zarar görüyor. Fiziksel olarak çöküş yaşıyor. Ama Semih’in morali Allah’a şükür çok iyi...
Polisler seni niye aldılar?
Ben de açlık grevindeyim, o gün 45. günümdü, Konur Sokak’taydık, birden bir polis topluluğu belirdi önümüzde, apar topar gözaltına aldılar. Semih’le ilgili Twitter paylaşımlarından dolayı almışlar. “O, benim kocam, iyi günde, kötü günde her zaman yanında olacağım. Tabii ki onu destekleyen tweet’ler atacağım!'' dedim. Sonra adliyeye çıkarıldım ve evvelsi gün serbest bıraktılar...
Senin açlık grevi yapmanın sebebi ne? Eşinin neler yaşadığını anlamak mı, yapılanı protesto etmek mi?
İkisini de içeriyor aslında. Semih açlık grevinin 75. gününde gözaltına alındı. Dosyası bomboştu ve çok haksız bir tutuklamaydı. “Semih ve Nuriye Hoca serbest bırakılana kadar ben de açlık grevinde olacağım!'' dedim ve o gün başladım. Hâlâ da devam ediyorum...
İnsan sevdiği adam içeride erirken ne hisseder?
O da dışarıda erir! Dışarısı da “dışarısı'' olmaz! Ben de onunla içerideyim, o neredeyse ben de oradayım. Semih yemiyor, içmiyor; benim de boğazımdan bir şey geçmiyor. Canımdan bir parçanın erimesini izlemek gerçekten kolay değil. Ama onun kararına iradesine saygı duyuyorum. Asla bir laf etmedim. Annesi dedi, benim annem dedi, akrabalarımız dedi, herkes dedi...
“Bırak!'' mı dedi?
Evet. Nihayetinde hayatı söz konusu, “Evladım vazgeç!'' dediler. Ama sonuna kadar haklı olduğu bir şey. Dolayısıyla, ben sadece saygı duyduğumu söyleyebilirim...
İyi de “Şurada yaşayacağımız bir hayat, bırak artık, hayata dön, bana dön!'' demiyor musun?
Hayır, bunu hiç demedim, diyemem. Çünkü bu, ondan başka bir yaşam istemek olur. Onun iradesine, hayat duruşuna, kararlarına saygısızlık olur. İnandığı, uğrunda savaştığı bir şey olmazsa, Semih yaşayamaz. Ve yüzde bir milyon haklı bu adam! “Haksız yere işten atıldık, bize işimizi geri verin!'' diyor. Ve bunu, sadece kendisi için değil, haksızlığa uğrayan herkes için yapıyor. Bence müthiş onurlu bir şey yapıyor...
"Esra Özakça: Canımdan bir parçanın erimesini izlemek kolay değil" haberi, 12 Temmuz 2017 tarihinde yazılmıştır. 12 Temmuz 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.