''Erdoğan’dan da istihbaratından da korkmuyorum''

''Erdoğan’dan da istihbaratından da korkmuyorum''

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye''ye getirilerek tutuklanan eski NATO subayı Yarbay Cafer Topkaya yaşadıklarını anlattı.

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişim sonrası ülkeden kaçıp iltica edenlerin sayısı giderek artıyor. Bu kişiler arasında asker kökenliler de var. Bunlardan biri de eski bir NATO subayı olan eski Yarbay Cafer Topkaya.

DW'de yer alan haberde, Topkaya'nın Brüksel'e kaçtığı ve sonrasında muhabir Teri Schultz'la görüştü. Topkaya, kendisi için susmanın artık bir seçenek olmaktan çıktığına ikna olduğunu belirterek ve hapiste hukuksuz biçimde tutuklan gazeteci, yazar ve askerler için konuşmaya karar verdiği söylüyor. 

Haber şöyle:

'ERDOĞAN'DAN DA ONUN İSTİHBARATINDAN DA KORKMUYORUM'

Topkaya tüm yaşamını bir deniz subayı olarak geçirmiş, “Erdoğan’dan da, onun ortaklarından da, Türkiye istihbaratından da korkmuyorum” diyor ve Batı'nın Türkiye’nin içinde neler olup bittiğini öğrenmesi gerektiğini söylüyor.

Topkaya, Erdoğan tarafından Amerika’da yaşayan ve 2016’daki darbe girişimini kışkırtmakla suçlanan FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in destekçisi olmakla itham edilerek, sorgusuz sualsiz mahkum edilen binlerce subaydan biri. Türkiye’de halen devam etmekte olan kitlesel tasviyelerde özellikle batılı ülkelerde eğitim almış veya görev yapan askeri personel hedef alındı. Erdoğan bu personelin neredeyse tamamını sorgulanmak üzere Ankara’ya geri çağırdı ki bu çoğu vakada, aslında, hapse atılmak anlamına geliyor.

'GÜLEN HAREKETİNE HİÇ YAKIN OLMADIM'

Bir çok subay geri dönmemeyi, Türkiye yönetimi pasaportlarını iptal ettikten sonra ise yaşadıkları ülkelerde vatansız kalmayı tercih etti. Ancak Topkaya, 2016 Ekiminde, acil bir toplantı için Ankara’ya çağırıldığında, derin bir görev bilinciyle bu emre itaat etmiş. Yanıtlamak zorunda kalacağı bir takım rutin sorular olsa bile, ne darbe girişimiyle ne de Gülen hareketi ile hiç bir ilişkisinin olmadığının hemen anlaşılacağını düşünmüş.

Topkaya “Gülen hareketine hiç yakın olmadım” diyor ve ekliyor: 

“Ben laik bir insanım. Batı tarzı eğitim aldım. Bütün dinlere, bütün ideolojilere saygı duyarım ama kendimi onların hiç birine ait hissetmem.”

NATO tarafından verilen en üst gizlilik derecesi olan kozmik sırlara vakıf bir deniz subayı olarak, ömür boyu sahip olduğu düzgün siciline güvenmiş. Karısı Mefkure de onun bu düşüncesini paylaşmış ve onu iki gün sonra geri döneceğini varsaydığı yolculuğuna uğurlarken, hiç endişe duymamış.

Birbirlerini sonraki 16 ay boyunca görememişler. Söz konusu acil toplantı bir tuzakmış ve Topkaya, Savunma Bakanlığı'nda kıstırılmış, resmi geçiş kartı iptal edilmiş ve polis tarafından alınıp götürülmüş. Türkiyeli eski meslektaşları onu “terörist” olarak damgalamışlar ve Erdoğan’a hakaret eden bir Twitter hesabının olduğunu söylemişler. Oysa Topkakaya buna, o noktada hiç bir Twitter hesabının olmadığını söyleyerek itiraz ediyor.

'YARA BERE İÇERİSİNDE GERİ DÖNEN TUTUKLULAR VARDI'

İlk olarak tutulduğu spor salonundan bozma bir yerde, sonra da götürüldüğü kötü şöhretli Sincan Hapishanesi'nde, diğer üst rütbeli askeri personel, akademisyenler, hakimler, sivil toplum liderleriyle ve hatta doktorlarla birlikte 12 gün boyunca beton zemin üzerinde uyumuş. Ancak o şahsen diğerlerinin maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalmamış. Topkaya, sorgudan yüzleri ve bedenleri yara bere içerisinde geri dönen diğer tutukluları anlatırken yüzünü acıyla buruşturuyordu.

Topkaya, darbeye karıştığını ısrarla reddeden bir subayın karısının defalarca sorguya zorla getirildiğini ve küçük çocuklarının tehdit edildiğini ayrıca bir başkasına da elektrik şoku veren bir sandalyeye oturtularak zorla bir itiraf imzalatıldığını iddia ediyor.

Topkaya, ilk günlerde günlük olarak tuttuğu bir not defterinde geçen günleri saymaya başlamış. Bir satırın sonuna Brüksel yazıp, oraya deri dönmeden evvel her gün için bir işaret atmayı planlamış. Hemen ertesi gün olmasa bile bir kaç gün sonra geri dönmeyi umuyormuş. 39. günden sonra saymayı bırakmış.

'BU GÜNLERDE NATO'DA ÇALIŞMAK SUÇ'

Bir savcının karşısına ilk olarak çıkartıldığında Topkaya açlıktan ayakta durmakta ve düşünmekte güçlük çeker haldeymiş ve çok geçmeden en iyi savunması olduğunu düşündüğü şeyin, yani NATO’daki görevinin, artık suçunun bir parçası olarak görüldüğünü farketmiş. Hakim ona “NATO’da çalışıyorsun, değil mi?” diye sormuş. Topkaya  “Evet NATO Genel Garargahı'nda TSK adına çalışıyorum ve o göreve Genel Kurmay Başkanı tarafından atandım diye yanıt verdiğimi hatırlıyorum ama onu beni tahliye etmeye ikna edemedim. Bugünlerde Türkiye’de Batı yanlısı ve NATO yanlısı olmak büyük bir suç” diyor.

"''Erdoğan’dan da istihbaratından da korkmuyorum''" haberi, 09 Ağustos 2018 tarihinde yazılmıştır. 09 Ağustos 2018 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.