Ölümcül virüs kapıya dayandı: Yunanistan'da 51 kişi hayatını kaybetti, Türkiye için risk ne?

Yunanistan'da 2026'nın ilk 10 ayında 453 Batı Nil virüsü vakası kaydedildi, 51 kişi yaşamını yitirdi. Vakaların Atina ve çevresinde yoğunlaşması Türkiye'deki olası riskleri de gündeme getirdi. Uzmanlar sivrisineklere karşı uyarıyor.
Türkiye'nin komşusu Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları ve can kayıpları gündemdeki yerini koruyor. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu'nun (EODY) 22 Ekim 2026'ya kadar olan dönemi kapsayan verilerine göre, ülkede yıl başından bu yana 453 vaka tespit edildi, 51 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.
16-22 Ekim haftasında iki kişinin daha yaşamını yitirmesiyle toplam can kaybı 51'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin yaşlarının 36 ile 92 arasında değiştiği bildirildi.
VAKALAR ATİNA VE ÇEVRESİNDE YOĞUNLAŞTI
Yunanistan'da Batı Nil virüsü nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören hasta sayısı 12 olarak açıklandı. Vakaların özellikle başkent Atina ve çevresinde yoğunlaştığı belirtildi.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) raporuna göre Yunanistan, 15 Ekim itibarıyla yılın bu dönemi için insanlarda görülen en yüksek Batı Nil virüsü vaka sayısını bildiren ülke oldu. Bulaşın en yoğun olduğu bölgeler arasında Attica, Anatoliki Attiki (Doğu Attiki) ve Voreios Tomeas Athinon (Güney Atina) yer aldı.
BATI NİL VİRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR?
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) bilgilerine göre Batı Nil virüsü, sivrisinekler aracılığıyla taşınan bir RNA virüsü. Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Batı Asya'da görülebilen virüs, insanlarda nörolojik hastalıklara ve bazı durumlarda ölüme neden olabiliyor.
Virüs doğada çoğunlukla kuşlar ve sivrisinekler arasındaki bulaş döngüsüyle varlığını sürdürüyor. Enfekte bir kuştan kan emen sivrisinek, daha sonra bir insanı veya başka bir memeliyi ısırdığında virüsü aktarabiliyor. Avrupa'da başlıca taşıyıcılar Culex cinsi sivrisinekler olarak biliniyor.
ECDC'ye göre insanlara bulaşın büyük bölümü enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla gerçekleşiyor. Virüsün gündelik temasla insandan insana bulaşması beklenmiyor. Bununla birlikte DSÖ, çok nadir durumlarda kan nakli, organ nakli, gebelik ve emzirme yoluyla bulaş bildirildiğini aktarıyor.
BELİRTİLERİ NELER?
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'nin (CDC) verilerine göre Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının yaklaşık yüzde 80'i belirti vermeden veya hafif seyrediyor.
Sivrisinek ısırığından sonra belirtilerin ortaya çıkması genellikle 2-6 gün sürüyor. Ancak kuluçka süresi 2-14 gün arasında değişebiliyor; bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde bu süre daha uzun olabiliyor.
Belirti gösteren kişilerde ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, geçici döküntü, kusma veya ishal görülebiliyor. Ağır vakalarda sinir sistemi etkilenerek menenjit veya benzeri nörolojik tablolar gelişebiliyor.
AŞISI VE ÖZEL BİR TEDAVİSİ VAR MI?
Batı Nil virüsüne karşı insanlarda kullanılmak üzere onaylanmış özel bir antiviral tedavi veya ruhsatlı aşı bulunmuyor. CDC'ye göre araştırılan çeşitli ilaçlar da bugüne kadar kesin klinik fayda göstermiş değil.
Hafif vakalarda dinlenme, sıvı alımı, ateş ve ağrının kontrolü gibi destekleyici yöntemler uygulanıyor. Ağır vakalarda ise hastanede tedavi gerekebiliyor. Bu hastalarda solunum, nörolojik durum, nöbet gelişimi ve kafa içi basınç gibi olası komplikasyonlar yakından takip ediliyor.
Uzmanların önerdiği temel korunma yöntemi sivrisinek ısırıklarını önlemek ve sivrisineklerin üreme alanlarını azaltmak. Sinek kovucu kullanmak, uzun kollu giysiler tercih etmek, pencere ve kapılarda sineklik bulundurmak alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.
Ayrıca saksı altlıkları, kovalar, variller, oluklar ve benzeri alanlarda su birikmesine izin verilmemesi gerekiyor. Durgun suların ortadan kaldırılması, sivrisineklerin üreme alanlarını azaltmaya yardımcı oluyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VİRÜSÜN YAYILMASINI NASIL ETKİLİYOR?
DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Henri P. Kluge, Batı Nil virüsünün yeni bir tehdit olmadığını ancak yayılımını etkileyen koşulların hızla değiştiğini belirtiyor.
Kluge, “Batı Nil virüsü yeni bir tehdit değil ancak yayılmasını tetikleyen koşullar hızla değişiyor” derken, yükselen sıcaklıkların ve uzayan yaz mevsimlerinin sivrisineklere virüsü yaymak için daha fazla zaman ve alan sağladığını ifade ediyor.
Bilim yazarı Carl Zimmer da 2011'de yayımlanan Planet of Viruses (Virüsler Gezegeni) adlı kitabında, sıcak ve nemli koşulların Batı Nil virüsü gibi sivrisinek kaynaklı virüslerin yayılımı açısından önemine dikkat çekmişti.
TÜRKİYE'DE DAHA ÖNCE VAKALAR GÖRÜLDÜ
Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı bilgilere göre Türkiye'de Batı Nil virüsü vaka bildirimleri 2010 yılından bu yana yapılıyor.
24 Mayıs 2012'de yayımlanan “Türkiye'de 2010-2011 yılları arasında insanlarda Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının ortaya çıkışı” başlıklı araştırmada, 2010 yılında 12'si laboratuvarla doğrulanmış, 35'i muhtemel olmak üzere toplam 47 vaka tespit edildiği belirtildi. Vakaların çoğunlukla Türkiye'nin batısındaki 15 ilden bildirildiği aktarıldı.
Araştırmada hastaların yaş ortalaması 58, yaş aralığı ise 4-86 olarak kaydedildi. Aynı çalışmada 10 hastanın hayatını kaybettiği bildirildi.
ECDC'nin 7 Aralık 2018 tarihli incelemesinde, Avrupa Birliği'ne komşu ülkelerden bildirilen 18 vakanın tamamının Türkiye kaynaklı olduğu belirtildi. 2019 yılında ise Türkiye genelinde 13 vaka bildirildiği aktarıldı.
Öte yandan ECDC'nin 21 Ekim 2026 itibarıyla yayımladığı bildirimlerde Türkiye, o yıl yerel insan vakası bildiren ülkeler arasında yer almıyor.
TÜRKİYE İÇİN RİSK VAR MI?
İHA'nın aktardığına göre Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Batı Nil virüsünün Türkiye'de de görülme riskinin sürdüğünü belirterek sivrisineklerle mücadele edilmesi ve su birikintilerinin önlenmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'de 2024 yılında da bir salgın yaşandığını belirten Özlü, virüsün sivrisinek ısırmasıyla bulaştığına dikkat çekti. Özlü, özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde sulak alanlarda ve biriken sularda sivrisineklerin çoğalabildiğini ifade etti.
Sivrisineklerin yalnızca göl ve akarsu gibi büyük su kaynaklarında değil, evlerin balkonlarındaki saksı altlıklarında biriken sularda da üreyebileceğini vurgulayan Özlü, şöyle konuştu:
“Ülkemizde 2024 yılında bir salgın olmuştu. Batı Nil virüsü maalesef sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan bir hastalık. O nedenle risk devam ediyor. Özellikle sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde yazın sulak alanlarda bekleyen biriken sular içerisinde sineklerin çoğaldığı ve o sineklerin enfekte olmasıyla insana bulaştığını biliyoruz. O sular illa akarsu veya göl olması gerekmiyor. Bazen evimizin balkonunda çiçekleri sularken saksının altına koyduğunuz bir su koruyucunun içinde de çoğalabiliyorlar. Onun için birikmiş sulardan uzak durmak gerekiyor. Sivrisineklerle mücadele edilmesi gerekiyor. Ülkemizde yeni bildirilmiş vaka bilmiyorum. Bizde de görülebilir. Böyle bir risk var. Culex tipi sivrisinekler bizim ülkemizde de var. O açıdan dikkatli ve tedbirli olmakta fayda var.”
"Ölümcül virüs kapıya dayandı: Yunanistan'da 51 kişi hayatını kaybetti, Türkiye için risk ne?" haberi, 30 Ekim 2026 tarihinde yazılmıştır. 30 Ekim 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.