Dava Günü Yaklaşırken Akılalmaz Olay: İstismar Sanığı Mağduru Kaçırdı!

Dava Günü Yaklaşırken Akılalmaz Olay: İstismar Sanığı Mağduru Kaçırdı!

Antalya’da dijital oyun ağında tanıştığı E.Ö.’yü istismar ettiği gerekçesiyle 20 yıl hapis istemiyle yargılanan R.H.U., nihai mahkemeden hemen önce İstanbul’da ortaya çıktı. Sanık tarafının barışma teklifini reddeden genç kız, alışveriş bahanesiyle sokağa çıktığı esnada şüphelilerce zorla bir otomobile bindirilerek kaçırıldı...

İSTANBUL'DA KAN DONDURAN İDDİA: İSTİSMAR SANIĞI GENÇ KIZI MAHKEME ÖNCESİ KAÇIRDI!

İstanbul ve Antalya hattında dehşet verici bir çocuk istismarı ve insan kaçırma iddiası gündeme bomba gibi düştü. İddialara göre, 2024 yılının yaz aylarında ailesiyle birlikte Antalya’ya tatile giden 16 yaşındaki E.Ö., sanal oyun platformunda tanıştığı R.H.U. ile bir süre mesajlaştıktan sonra annesinden izin alarak dışarı çıktı. Genç kızı falezler bölgesine götüren R.H.U.'nun burada E.Ö.'ye cinsel istismarda bulunduğu öne sürüldü. Tatil bitip eve döndüklerinde kızının hal ve hareketlerinde ciddi değişimler gözlemleyen anne Nagihan Solak, o süreçte kızının ergenlik döneminde olması sebebiyle bu durumu normal karşıladığını, E.Ö.’nün ise yaşadığı derin korku yüzünden başına gelenleri gizlemek zorunda kaldığını belirtti.

Doğum Gününde İkinci Kez Cinsel İstismara Uğradığı İddia Edildi

Korkunç olaylar zinciri bununla da sınırlı kalmadı. İlk olaydan tam bir yıl sonra, E.Ö.’nün 17. yaşını kutladığı 24 Nisan 2025 tarihinde R.H.U. bu kez İstanbul’a geldi. İddiaya göre Bağcılar’daki çayırlık bir alanda E.Ö. ile bir araya gelen şüpheli, genç kızı burada ikinci defa istismar etti. Eve dönen kızının boyun bölgesindeki yaraları fark eden anne Nagihan Solak, şüphe üzerine E.Ö.'yü hemen hastaneye götürdü. Hastanede gerçekleştirilen tıbbi muayenelerin ardından talihsiz genç kızın cinsel istismara maruz kaldığı raporla kesinleşti. Aldıkları acı raporun ardından vakit kaybetmeden emniyete başvuran aile şikayetçi oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, R.H.U. hakkında 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçlamasıyla 20 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanarak dava açıldı. Yargılama sürecinde tutuksuz olarak yargılanan sanığın, kendisine uygulanan adli kontrol tedbirlerini defalarca ihlal etmesine rağmen yapılan tutuklama taleplerinin mahkemece reddedildiği öne sürüldü. Hukuki süreçte pedagog desteğiyle ifadesi alınan E.Ö.'nün, uğradığı tehditler ve korku nedeniyle maruz kaldığı dehşeti uzun süre kimseye anlatamadığı kayıtlara geçti.

Davayı Kapatmak İstediler

Davanın karar duruşmasına yaklaşık 2 ay gibi kısa bir süre kala, genç kızın 18 yaşına girerek reşit olmasını fırsat bilen sanık yakınlarının anne ile temasa geçtiği iddia edildi. Sanık tarafının davanın uzlaşma yoluyla kapatılması yönünde teklifte bulunduğu, ancak anne Nagihan Solak ve kızı E.Ö.'nün adalete güvendiklerini belirterek bu teklifi sert bir dille reddettiği ve şikayetlerinden vazgeçmedikleri öğrenildi. Bu gelişmenin hemen ardından, 2 Temmuz günü "Markete gidiyorum" diyerek evinden çıkan E.Ö.'nün, sokak ortasında R.H.U. ve yanındaki kimliği belirsiz kişiler tarafından zorla bir araca bindirilerek Antalya'ya kaçırıldığı öne sürüldü.

'Kızımı Falezlere Götürüp 16 Yaşındayken İstismar Etmiş'

Kızının can güvenliğinden çok büyük endişe duyduğunu dile getiren acılı anne Nagihan Solak, yaşanan kabusu şu sözlerle anlattı: "Şu anda 18 yaşında, 2 ay oldu 18 yaşına gireli. Bundan 2 sene önce tatil amaçlı ailecek Antalya'ya gittik. Orada erkek arkadaşı vardı görüşmesine izin verdim. Oyundan tanışmışlar. Daha sonra kızımla gezme amaçlı park, bahçe dolaşmak için benden izin aldılar. Kızımı falezlere götürüp orada 16 yaşındayken istismar etmiş. Kızım bana bunu söyleyemedi. Biz tatilimizi yaptık ve geri döndük. Ama hareketleri tuhattı, içine kapanıktı her zamanki kızım değildi. İstanbul'a döndükten sonra bir dönem kızım içine kapandı, konuşmadı. Bağırmaları, çağımları, odalara kapanmaları, benden uzaklaşmaları başladı. Bende ergenlik, genç kızlık diye düşündüm, üstüne gitmedim" dedi.

'Avukatımız Birçok Kez Dilekçe Vermesine Rağmen Tutuklanmadı'

Sürecin hukuk ayağındaki ihmallere değinen anne Solak, adaletin tecelli etmemesinden yakınarak şunları söyledi: "Bu sürede aradan 1 yıl kadar geçti. Bu şahıs tekrardan kızımın doğum günü olduğu için İstanbul'a geldi. İstanbul'a geldiğinde Bağcılar'da çayırlık bir alanda 'Rızası vardı, isteği vardı' diyor. Bir insan çayırlık alanda nasıl talep gösterebilir? Benim kızım epilepsi hastası. Kendi bazı problemleri var, psikolojikte problemleri var. Biz mahkemeye bunların hepsini raporlarıyla sunduk. Burada tekrardan bir istismar, Antalya'da bir istismar, iki kere suçu tekrarladı. Tekrardan içine kapanmalar ve boynunda yırtıklar olduğunu gördüm. Daha sonrasında kızıma sorduğumda 'Yok bir şey anne' diye söyledi ve ben şüphelendim. Bunun üstüne sorarak söylemesini istedim fakat bana söyleyemedi, ağladı. Sürekli ağlıyordu ve ben kızıma bir şey olduğu için hastaneye götürdüm ve ortaya çıktı. Daha sonrasında şikayet ettik. Hastanede, istismara uğradığı belli oldu. Oradan aldığımız raporla karakola gidip şikayet ettik. Şikayet sonucunda ben hemen tutuklanacağını düşünürken Antalya takipsizlik verdi, inceleme bile yapılmadı. Buradaki savcımız en ağır cezadan, 20 yılla yargılanmak üzere dosyayı açtı, mahkemesi kabul edildi. Fakat biz tüm uğraşlarımıza rağmen, tüm dilekçelerimize rağmen, kızımı tekrardan kendini kurtarmak amaçlı iletişime geçebileceği, kızımı kandırabileceği, kaçırabileceği ya da şahsın kaçabileceği adli kontrol şartlarına da uymadığı ve bunlarla ilgili avukatımız birçok kez dilekçe vermesine rağmen tutuklanmadı" dedi.

'Bana 'Bu İşi Tatlıya Bağlayalım' Dediler'

Mahkeme salonunda sesini duyuramadığını ve kızının reşit olmasının hemen ardından rüşvet ve uzlaşı teklifleriyle geldiklerini belirten Nagihan Solak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben mahkemeye çıktığım zaman bu tarz şeyleri söylemeye çalıştığımda mahkemede tam sağlıklı şekilde dinlenmedim. Kızım dinlenmedi, korktuğunu birçok kez söyledi. Pedagoglar eşliğinde dinlendi ve suskun kaldı. Kızıma bu şahıs birkaç yerden düzmece sanal medya hesaplarından yazmış 'Konuşalım' diye. Kızım reşit olduktan 3-4 gün sonra aile bana ulaştı. Beni aradılar, 'Biz bu işi halledelim. Bu işi kapatalım, gelelim görüşelim, vakası işte tatlıya bağlayalım' dediler. Bende 'Hayır şikayetimden vazgeçmiyorum, kızımda şikayetinden vazgeçmiyor' dedim. O an kızım benim yanımdaydı bana söylediği tek şey 'Anne, Allah belasını versin, artık tutuklansın. Ben artık rahat yaşamak istiyorum. Bu işin bitmesini istiyorum. Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum' dedi. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm, açıkçası bunu söyleyeyim. Çocuğumu el bebek gül bebek büyüttüm. Kızım böyle bir şey yapacak bir çocuk değil. Bu kadar uğraşıma, bu kadar çabama, bu kadar adliyeye gidip gelmeme rağmen. Hala adliyelerdeyim. Bu kadar çabama rağmen, söylememe rağmen tutuklanmadı ve kızımı kaçırdı. 22 Temmuz günü öğle saatlerinde kızımı kaçırdı" dedi.

'Kızım Kaçacak Bir Çocuk Değildi'

Kızının isteyerek gitmediğini, planlı bir şekilde zorla alıkonulduğunu vurgulayan anne, olayın gerçekleştiği dakikaları şu ifadelerle aktardı: "Evdeydi, markete çıkmak için market kartını aldı ve 'Anne ben markete gidiyorum, gidip geleceğim' dedi gitti. 10 dakika geçti, 20 dakika geçti, 'Gelir, baskı yapmayayım, rahat hissetsin kendini' diye aramadım. 40 dakika geçti, dayanamadım, en sonunda aradım. Dedim ki 'Kızım hani nerede acaba?' Arıyorum açmıyor. Kızım kaçacak bir çocuk değildi. Hemen dışarı çıktım o can havliyle, onun ailesini aradım, açmadılar. Ondan sonra kızımı arıyorum açmıyor. Normalde beni arayıp 'İşte bu işi bağlayalım' diyen insanlar bana duvar oldular ve iletişime geçmediler. Ardından biz karakola gidip şikayetçi olmak için. Görenler var mahallede de 3-4 tane adam tarafınca zorla götürüldüğünü" ifadelerini kullandı.

'Babası Bana 'Tamam Aldık Bitti Gitti Niye Uzatıyorsun' Dedi'

Kızını kaçıran şahsın ailesi tarafından telefonla açıkça tehdit edildiğini ileri süren Solak, şu şok edici detayları paylaştı: "Kızımın arkadaşı kaçıran kişiyle de irtibata geçti. Kızımla konuşmak istediğini, sağlığından haber almak istediğimizi söyledik fakat kızımla hiçbir şekilde konuşmadık, konuşturulmadık. Sanal medya hesapları ele geçirildi, kızımın telefonu kapatıldı. Asla iletişime geçmiyorlar. Babasıyla görüştüm. Babası benimle dalga geçer gibi, 'Tamam, aldık, bitti, gitti, niye uzatıyorsun?', Çok uzatırsan başına işler gelecek.' Gerçekten bu şekilde beni arayıp tehdit ettiler. Daha sonrasında amcası aradı. Ondan sonra, 'Güzellikle çözelim yoksa zorla çözeceğiz’ dedi. Kendi numaralarından değil, yurt dışı ve izlenmesi mümkün olmayan numaradan aradı, ben de bunu savcılıktan öğrendim, o tarz numaralardan arayıp beni tehdit ediyorlar. Çocuğumu aramayacakmışım, çocuğumun peşini bırakacakmışım" dedi.

'Benim Çocuğumu Zorla Götürdüler'

Kızının parlak bir geleceği olduğunu ve sanığın sırf hapisten kurtulmak için bu eyleme giriştiğini savunan anne Solak, feryadını şu cümlelerle sürdürdü: "Bu olay yalnız istismarı gerçekleştiren kişinin kendini kurtarmaya yönelik planı. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm. Öyle bir çocuk değil. Deseniz ki; ya kaçan, giden bir kız, gezen, tozan bir kız. Benim kızım üniversite sınavına girdi. Bizim hayallerimiz vardı. Ben ona otomobil alacaktım. Ehliyetini almak için staja gitti, para biriktirdi. Kaçacak bir çocuk bu tarz şeyleri, geleceğiyle ilgili niye düşünsün? Niye yapsın? Hiçbir şey yokken, çocuğum 'Markete gidiyorum.' diye gitti. Benim çocuğumu zorla götürdüler. Ama kimseye duyuramıyorum, kimseye anlatamıyorum. Aile olarak iyi bir aile olmadığının haberleri de geliyor bana, mafyavari. Araç kiralama işi yapıyorlarmış Antalya'da" diye konuştu.

'Epilepsi Hastası Ve İlaç İçmesi Gerekiyor'

Kızının hayati tehlikesinin bulunduğunu belirterek devlet yetkililerine seslenen acılı anne, konuşmasını şu hayati uyarılarla tamamladı: "Ben çocuğumun böyle bir ortamda kalmasını istemiyorum. Sayın devlet büyüklerinden yardım istiyorum. Beni duysunlar. Sadece ben çocuğumu istiyorum, başka bir şey istemiyorum. Ben bir kere görmek, bir kere konuşmak istiyorum. Çocuğumun yüzünü görmek istiyorum. Kimse çocuğunu bırakmaz. 'Ben 'bunu bırakayım, aman ne hali varsa görsün' diyemem. Benim sesimi duyurmaya çalıştığım konu bu. Eğer öyle bir kız olsaydı evlensin, gitsin, yuvasını kursun diyebilecek bir insanım fakat değil. 'Anne ben evlenmeyi düşünmüyorum, ömür boyu seninle yaşayacağım' diyordu. Adliyeye işe sokmayı düşünüyorduk KPSS'ye girip puan kazandığı zaman. Polis olmak istiyor, hemşire olmak istiyor. Böyle hayalleri olan bir çocuk niye 18 yaşında kaçsın? 2 ay sonra mahkeme varken, karar mahkemesi varken neden kaçsın? Ben çocuğumun zorla tutulduğunu düşünüyorum. Biri beni duyup bu konuya el koysun, başka bir şey istemiyorum. Çocuğumun sağlığını, psikolojisini merak ediyorum. Epilepsi hastası ve ilaç içmesi gerekiyor. İlaçlarını da yanına almamış. Benim çocuğum nöbet geçirse kim sorumlu? Çocuğuma bir şey olsa kim sorumlu?" dedi.

"Dava Günü Yaklaşırken Akılalmaz Olay: İstismar Sanığı Mağduru Kaçırdı!" haberi, 07 Temmuz 2026 tarihinde yazılmıştır. 07 Temmuz 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.