Cumhuriyetçiler hakim karşısında

19:35: Mahkeme, tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Emre İper ve Ahmet Kemal Aydoğdu'nun tutukluluklarının devamına karar verdi.15:15: Akın Atalay: “İddianamenin mahkemenize verilmesine kadar geçen yaklaşık...
19:35: Mahkeme, tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Emre İper ve Ahmet Kemal Aydoğdu'nun tutukluluklarının devamına karar verdi.
15:15: Akın Atalay: “İddianamenin mahkemenize verilmesine kadar geçen yaklaşık beş aylık sürede çeşitli sulh ceza hakimleri tarafından verilen tutukluluğun devamı kararlarında bizlere yöneltilen suçlamanın Türk Ceza Kanunundaki karşılığı “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme'' (TCK 220/6. Madde) olarak gösteriliyordu.
Soruşturmayı yürüten savcılığın, her defasında, bu suçtan tutukluluğun devamına yönelik mütalaası doğrultusunda, nöbetçi sulh ceza hakimleri tarafından da tutukluluğun devamı kararları verildi.
Ortaya örgüt adına işlenen bir suç çıkaramayan savcılık, düzenlediği iddianamede suçlamayı bu defa terör örgütlerine yardım etmeye çevirdi. O tarihten bugüne kadar geçen yedi aylık sürede ise, heyetiniz, değiştirilen bu yeni suçlamadan dolayı tutukluluğumuzun devamı kararları veriyor.
Aslında tutukluluğun devamı kararlarında yer verdiğiniz gerekçeye değinmek, bu gerekçe üzerinde değerlendirme yapmak istemiyordum. Çünkü, açık ve samimi konuşmak gerekirse, sürecin başından beri bizim tutukluluğumuzun, yasal veya hukuki bir gerekçeye dayanmadığını, bir siyasi plana ve karara dayalı olduğunu; tutukluluğun devamı kararlarında gerekçe olarak yer verilen ifade ve sözlerin ise bir gerekçe olmaktan çok bir bahane, bir yasal kılıf bulma çabası olduğunu düşünüyordum; hala da öyle düşünüyorum. Böyle düşünmek ve bu düşüncemi ifade etmek, umarım ki savunma hakkı kapsamındadır.''
Bu yargılamadaki iddialara ve savunmalara bakınca kimin kimi yargıladığını tespit etmek için görüntüyle, şekli görünümle yetinmemek gerekir. Dünyaya yüz defa gelecek olsaydım, her defasında bu davada savunma makamında bulunmayı tercih ederdim. Çünkü adalet, özgürlük ve demokrasi değerlerinin yanında saf tutmak onurdur. Çünkü vicdanım rahat ve huzurluyum. Elbette bu davada ilk kararı heyetiniz verecek. Ama bunun nihai karar olmayacağı ve bu kararla bu davanın bitmeyeceği şimdiden hepimizin öngörebildiği bir durum. Bu nedenle heyetinizin hakkımda vereceği kararlar beni ne endişelendiriyor, ne de korkutuyor. Bu yargılamanın, bizlerin aklanması, suçlama yöneltenlerin ve mağduriyet yaşatanların ise haksız olduklarının tespiti ve mahcubiyetiyle biteceğinden hiç şüphe duymuyorum. Adalet, hakkaniyet, insaf, ve vicdan duygusunu koruyan herkese şunu söylemek isterim. Hiç merak etmeyin; hiç şüpheniz olmasın, bugün güçlü gibi görünenler değil haklı olanlar kazanacaktır. Tutukluluğumuzla ilgili olarak son sözlerim şudur;
Bizler burada Türkiye’nin en eski, köklü ve itibarlı gazetelerinden birini temsilen bulunuyoruz. O gazeteyi temsil edenler de, gazetenin kendisi de bunun gibi badirelerden, zorlu dönemlerden çokça geçti, sınandı.
Bu sınavlardan, her defasında alnının akıyla, onuruyla geçti. İktidar sahiplerine kapıkulu olmayı, gerçeği gizlemeyi ya da iğdiş etmeyi, gazeteciliği kirletmeyi her zaman reddetti. Kimseden aman dilenmedi, merhamet istemedi. İçinde bulunduğumuz dönemin gazetecilik ve yargı realitesi karşısında, gazetemizin ileride utanacağı, başını öne eğeceği bir talepte ve arayışta bulunmamızı hiç kimse bizden beklemesin. Bizimki gibi yargılamalar bakımından adalet talebi ve arayışının, adliyede değil külliyede olduğunun işaret edildiği bir durumda, bizlerin külliyelerde arayacağı, oralardan talepte bulunacağı herhangi bir husus yoktur. Bunu hem kendimiz, hem gazetemiz açısından zul sayarız; aynı zamanda da hukuka ve yargıya karşı yapılmış ağır bir saygısızlık olarak görürüz.
Bu nedenle, tutukluluğun sona erdirilmesi bakımından bu koşullar altında daha fazla söze gerek görmüyorum''
14.58 - Murat Sabuncu: Ara karar aynı,savcı mütalaası aynı, son anda size ulaştırılan belgeler aynı bir yılı doldurduk, her şey aynı! Özgürlüğümüzü kaybedişimizin üstünden bir yıl geçti. Sayın savcı aynı deja vu’yu yaşattı bize. Cumhuriyet kimseden emir almaz. Cumhuriyetçilere emir verecek kimse daha anasından doğmadı. Biz gazeteciliği savcılardan mı öğreneceğiz? Yaşı kadar gazetecilik yaptığım bilirkişi mi öğretecek biz gazeteciliği?
14.52 - Taleplerle ilgili görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıkların tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirdi.
13.50- Duruşmaya Bilirkişi Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi’nin dinlenmesiyle devam ediyor.
Beşikçi: 19 yıllık bilişim deneyimim var. FETÖ bağlantılı pek çok davada savcılıkla birlikte çalıştım, mütalaa sunduk. Sanığa ait incelenen telefon 9 Kasım 2013’te kullanılmış. Telefon ilk kullanıldığından beri hiç formatlanmamış. İnceleme açısından çok uygun çünkü geriye dönük silinmiş dosyaları kurtarabiliyoruz. Android olması da avantaj, Apple ve Blackberrylerde şifreleri kıramayabiliyoruz. İçerik araması yaptım, FETÖ ile ilgili anahtar kelimeler oluşturdum ve sonucunda FETÖ bağlantısı göremedim. Telefonda en çok Whatsapp kullanılmış. Yedekleriyle saklanmış.Bilinen tüm yöntemlerle ByLock aradım. hiçbir ByLock emaresine rastlamadım.
Sadece Fuat Avni hesabını takip ettiğini gördüm, gerçi onu ben de takip ediyorum. ByLock kullanılmamış bir telefon nasıl ByLock sunucusuna bağlanmış diye baktım. Bunu ancak başka bir uygulama yapmış olabilirdi. 3 Haziran 2014’te yüklenen bir müzik programında bir kod yer alıyor. Freezy ya da Kıble ap sinyükleyen bilmeden Bylock IPsine bağlanıyor. O kod sayfaya giren her ziyaretçiyi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Siz müzik dinlemek isterken bir anda ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz.
12.00 - Mehmet Faraç’ın tanık olarak dava dosyasında yer alması tartışmalara yol açtı
Mahkeme Başkanı, “Tanıklık için Mehmet Faraç’a celp gönderildi, ancak Aydınlık gazetesi, “Burada çalışmamaktadır'' yanıtını verdi.'' ifadelerini kullandı. Avukat Tora Pekin, “Tanık Mehmet Faraç’ın mahkemeye istikrarlı olarak katılmamasını heyetin dikkatine sunuyorum. Tweetlerindeki üslupta görüleceği gibi objektif değildir. Tanıklığı reddedilmeli.'' diyerek, “Mehmet Faraç’ın husumetinin başka boyutu var, Aydınlık’ın Cumhuriyet ile rekabeti… Mehmet Faraç ve Leyla Tavşanoğlu’nun tanık olarak dinlenmesine gerek olmadığı görüşündeyiz.'' ifadelerini kullandı.
Avukat Tora Pekin sözlerini şu şekilde sürdürdü: Emre İper’le ilgili Tuncay Beşikçi’nin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. Dosyada Emre İper’in telefonunda Bylock olduğuna ilişkin tek bir teknik açıklama yok, sadece MİT’in listesinden alınmış bir girdi var. O listelerde nasıl haksızlıklar yapıldığına dair burayı gazete haberlerine boğmak mümkün. Tuncay Beşikçi bilirkişi listesinde ve yetkindir. Emre İper’in telefonunda ByLock yüklü değildir.
Aydınlık gazetesi “Burada çalışmıyor'' demiş, ama emniyet ifadesinde “Aydınlık isimli gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır'' deniyor.
11.20 - Cumhuriyet davasının dördüncü duruşması, yaklaşık iki saatlik gecikmeyle başladı, mahkeme heyeti durumu özetliyor.
10.00 - Duruşma öncesi adliye binası önünde toplanan gazeteciler, “İçerideki ve dışarıdaki gazeteciler ne susacak ne boyun eğecek'' dedi.
Grup adına basın açıklamasını ise CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş yaptı.
Yarkadaş adliye önünde yaptığı açıklamada, “Her salı adında adalet olan ama içinde adalet bulunmayan bu binanın önünde gazetecilerimiz meslektaşlarımız aydınlarımız yazarlarımız için buluşuyoruz. Ve ne yazık ki AKP iktidarında kaderimiz bir türlü değişmiyor. Şuan cezaevlerinde tam 182 gazeteci demir parmaklıklar arkasında yazdıklarının çizdiklerinin söylediklerinin atttıkları tweetlerin yaptıkları yorumların bedelini ağır şekilde ödüyor. Bugün hem cumhuriyet gazetesinin hem de özgür gündem gazetesinin çalışanlarının davası var. Özgür Gündem çalışanları 400 günü aşkın bir süredir tutuklular. Cumhuriyet gazetesi çalışanları ise tam 365 gündür özgürlüklerinden yoksunlar. Ekim ayıda gazeteciler açısından tam bir eziyet ve işkenceyle geçti. Ekim ayında 12 gazeteci gözaltına alındı. Bunların 4’ü tutuklamndı bununla yetinmediler 11 gazeteciyede soruşturma açtılar. Bir çok gazeteci arkadaşımızın evi basıldı kitaplarına el konuldu'' dedi.
Açıklamanın ardından da grup duruşmayı izlemek için adliyeye girdi.
"Cumhuriyetçiler hakim karşısında" haberi, 31 Ekim 2017 tarihinde yazılmıştır. 31 Ekim 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.