Can Serhat Halis yazdı: Hacı Bektaş, Kılıçdaroğlu, aslan ve ceylan

...
Kılıçdaroğlu’na “sen Alevisin, bu yüzden aday olma” diyenle, “sen Alevisin, bu yüzden oy vermem” diyen berbatlık arasında reprodüktif bir ilişki var. Burada “aday olma” diyen kişi, “ben oy vermem” diyen kötülüğe boyun eğmiş, onu kabul etmiş olmuyor mu sizce de? Böylesi bir gericiliği kabullendikten sonra ise, ortada yürütecek anlamlı bir siyaset kalmıyor.
“Dede dede” diye ağlak bir edayla ortalıkta arz-ı endam edenlerin bir anda, “sana aday olma demiştik” çığırtkanlığına başlamaları ise ülke insanının bizi şaşkınlığa sürüklemek konusunda sınırları daha ne kadar zorlayacağına dair şüphelerimizi arttırıyor.
Aslan ve ceylan yanyana
Alevilik güzellemesi yapmayacağım ama bir gerçeği de ifade etmek gerekir; Alevilik, Anadolu’da birikmiş diğer toplumsal öğretilerle nazaran; insani değerleri ve toplumsal erdemi ve kardeşliği yoğun biçimde bünyesine çekmiş bir felsefeye sahip.
Burada Hacı Bektaş’ın bir elinde aslan diğer elinde ceylan tutan temsilini hatırlayalım. Bir arada yaşamaları mümkün olmayan, doğadaki varlıkları diğerinin ölümüne bağımlı olan aslan ve ceylanın, bir arada barış içinde yaşamını savunan bir öğreti bu. Kuşkusuz doğada böyle bir şey mümkün değil, bu bir metafor. Bu metafor, Hacı Bektaş’ın, karşıtları bir araya getirebilme kudretine işaret ediyor.
13. yüzyıl Anadolu’sunda karşılığı var mıydı bu metaforun bilemiyoruz ama günümüz Türkiye’sinde karşıtlıklar o kadar keskinleşmiş ki, bunu başarmak oldukça güç. Hatta bir adım daha ileri giderek, Türkiye’de artık sosyal, siyasal ve kültürel olarak bir arada yaşaması mümkün olmayan iki toplumsal yapının varlığından bahsedebiliriz. Birlikte bir gelecek tahayyülü mümkün olmayan iki karşıt grup.
Umudun ve heyecanın diri tutulması çok elzem
Bu yüzden 2023, modern Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar kritik bir yıl. Hatta daha net ifadeyle bu, açık bir hesaplaşma yılı. Hesaplaşmanın bir yanında aydınlanma değerleri, diğer yanındaysa buna karşı duran ortaçağ değerleri yatıyor. Yaklaşık 150 yıllık karşıtlığın derin izlerini taşıyan, birikmiş ve son 20 yılda daha da alevlendirilmiş bir iç hesaplaşmanın son düzlüğündeyiz.
Tam da bu noktada umudun diri tutulması çok elzem. Zira AKP iktidarı uzun yıllar boyunca; çeşitli ayak oyunları, takiyeler ve yalanlarla, karşı tarafın konsolidasyonunu ve umudunu kırmayı başardı. Özellikle bu gibi durumlarda, kendisine karşı gelişecek diri bir muhalefet ve umut, AKP’nin isteyeceği son şey.
Erdoğan ve AKP’nin kan kaybettiği açık. Erdoğan son seçimde tüm devlet olanaklarına, yerli ve yabancı siyaset ve basın desteğine, seçim hilelerine, şimdiye kadar milyar dolarlar dağıttığı 5’li çeteler ve nüfuzlu çevrelere, tarikat-cemaat-mafya ilişkilerine rağmen seçimde başarısız oldu.
AKP yara almıştır, bu yaranın derinleşip ölümcül bir hal almasına mı yoksa pansuman yapılıp, kan kaybını önlemeye mi evirileceğini belirleyecek şey, ikinci turda alacağı oydur. İşte bu yüzden, umudunu ve heyecanını yitirmiş bir muhalefet, AKP’nin istediği tek şeydir.
Erdoğan destekçileri daha az
Henüz hiçbir şey bitmedi. Tarih 15 günde siyasal eğilimlerin ve tercihlerin değiştiğine dair envai çeşit örnekle dolu.
Üstelik AKP tekelindeki kurumları veri alsak bile Erdoğan % 49 oy almış durumda. Bu Türkiye’de yüzde 51’in Erdoğan’ı istemediği anlamına geliyor. Şu halde muhalefet, % 51’i aynı adaya oy vermeye ikna edebilirse muhalefet, Erdoğan ve şürekasının sülale devri sönümlenir.
Burada dikkati çeken bir şey var; CHP, İYİP ve YSP’nin oy oranları toplamda % 49 ediyor ancak üçünün ortak adayı Kılıçdaroğlu’nun oyu % 44 olarak belirtildi. O halde bu partilerin seçmenlerinden bazıları Kılıçdaroğlu’na oy vermedi demektir. İhale şu an İYİ Parti’nin üstüne kaldı, ki tüm göstergeler onu işaret ediyor.
Sinan Oğan ve Kürtler
An itibariyle politik denkleme Sinan Oğan da girmiş durumda. % 5’lik oyuyla, Kılıçdaroğlu’na kazandıracak kritik bir konumda kendisi. Oğan, Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklar ve çalışırsa, kendi tabanıyla birlikte İYİP’in kaçan oylarını da toplayacaktır ve yaratacağı sinerjiyle bu oldukça mümkün.
Tabi burada başka denklemler ve kaygılar devreye giriyor. Oğan’ın olduğu yerde HDP seçmeni, HDP seçmeninin olduğu yerde de Oğan yer almak istemiyor. Bu ise içinde HÜDAPAR, REFAH PARTİSİ ve BBP’nin de yer aldığı AKP iktidarını kesinleştirmek ve cehennemin kapılarını sonuna kadar açmak demek.
Bu yüzden tüm tarafların hassasiyetlerini dikkate alacak, tarafların da asgari müşterekte kaygılarını törpüleyerek içine girdiği fiili bir mutabakat, bu halkın önündeki son seçenektir. Erdoğan’dan kurtulmak için son bir atım barut kaldı ve bu barutun iyi kullanılması, ziyan edilmemesi gerekiyor. Tüm taraflar, basit, asgari bir ortak talepte (Erdoğan’ın gitmesi) birleşirse bu iş biter.
Hacı Bektaş’ın yolunda
Bu birliktelik çok zor, bunda hemfikiriz. Ancak bunu yapabilecek bir isim var: Kılıçdaroğlu, Türkiye’de farklı siyasal eğilimleri ve grupları kendi etrafında toplamayı başarmış biri. Bir arada yaşamaları mümkün olmayan karşıt grupları bile kendisi etrafında kenetleyebildi.
Bu yönüyle Kılıçdaroğlu, birlikte yaşamaları zor görünen Oğan ve HDP seçmeni de, asgari bir ortak talep etrafında bir araya getirebilir. Alevi öğretisiyle büyümüş, Hacı Bektaş’tan çok şey öğrenmiş Kılıçdaroğlu; Hacı Bektaş gibi, aslanla ceylanı bir araya getirebilir.
İki tarafın da belirli tavizlerle, kaygılarını geçici olarak bir tarafa bırakması mümkün. Çünkü karşımızdaki kötülük, Mariana çukurundan daha derin. Bu yüzden son atım barut; kişisel komplekslere, örgüt çıkarlarına ve politik hırslara kurban edilmemeli.
"Can Serhat Halis yazdı: Hacı Bektaş, Kılıçdaroğlu, aslan ve ceylan" haberi, 15 Mayıs 2023 tarihinde yazılmıştır. 15 Mayıs 2023 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.