Can Holding Sahibi, Savcılıkta "Medya ve Üniversiteyi Devlet Yetkilileri Talimatıyla Aldım" Dedi

Can Holding Sahibi, Savcılıkta

Can Holding’in sahibi Kemal Can’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. İddiaya göre Kemal Can, Ciner Medya Grubu’nu, Bilgi Üniversitesi’ni, Doğa Koleji’ni, ‘devlet büyüğü’ ve üst düzey devlet yetkililerinin yönlendirmesiyle satın aldığını belirtti.

11 Eylül 2025 tarihinde Can Holding'e yönelik başlatılan kara para operasyonu kapsamında 25 Eylül 2025'te gözaltına alınan şirket sahiplerinden Kemal Can'ın savcılık ifadesinin detayları ortaya çıktı. Operasyon sonrası Can ailesine ait 121 şirkete el konulmuştu. Gazeteci Timur Soykan’ın paylaştığı ifade, holdingin devasa satın almalarında siyasi ve bürokratik bağlantıların rolünü gözler önüne serdi.

CINER MEDYA VE BÜYÜK SATIN ALMALARIN ARKA PLANI

Savcılık, Kemal Can’a "Can Holding’in Ciner Medya Grubu'nu satın alma sürecinde bizzat hangi rolü üstlendiniz?" diye sordu. Can, bu soruya verdiği yanıtta, medya sektörüne girmelerinin bir "devlet büyüğü" aracılığıyla gerçekleştiğini açıkladı. Daha önce KRT TV’yi 7 milyona almaktan vazgeçtiklerini belirten Can, Ciner Medya Grubu'nu da devlet yetkilisinin talebiyle aldığını söyledi.

Kemal Can, satın alma sürecini şöyle anlattı: "Geçen yıl Ankara’daki Çayırhan Termik Santrali’nin alım ihalesi söz mevzusuydu. Bu termik santral daha öncesinde Turgay Ciner’e aitti. Turgay Ciner ile olan münasebeti ve nezaketen Kenan Tekdağ, bu termik santralin alımı mevzusunda ihaleye girmekte herhangi bir sakınca olmadığını bana iletti. Daha sonrasında benim bu termik santral işinden kaynaklı olarak gene bir devlet yetkilisi vasıtasıyla Turgay Ciner’in Silopi’deki termik santralini ve medya grubunu bana satma mevzusunda teklifi söz konusu oldu. O dönem çok sayıda arabuluculuğun yüksek kullanıldığı bir süreçti"

Can Holding sahibi, medya grubunun satın alımına mali riskler ve aile şerhi nedeniyle sıcak bakmadığını, ancak "üst düzey yetkililerin de araya girmesiyle" Silopi termik santrali hariç tutulmak üzere medya grubunun önce 600 milyon dolar, ardından 575 milyon dolara alınması konusunda anlaşıldığını ifade etti.

"TÜRK TELEKOM'U AL" YÖNLENDIRMESI

İfadenin çarpıcı kısımlarından biri de Can Holding'e çok daha büyük bir satın alma için yönlendirme yapıldığı iddiasıydı. Savcılığın Doğa Koleji alımına ilişkin sorusuna yanıt veren Kemal Can, şunları söyledi:

"İlk başta bizim şirket bünyesi olarak Türk Telekom’un satın alınmasına dair bir niyetle buna dair yönlendirme yapılmıştı. Türk Telekom’un satın alınması için bir finansal mühendislikle peşin bir tutar ödemeden bankalarla anlaşarak kredilendirme yöntemiyle bir satın alım sürecine dahil olmuştuk. Bizim holdingimizin eski ve köklü olması ve bu mevzuda vizyoner ve kurumsal bakış açımız sebebiyle bu husus yöneltildi. O dönem içerisinde Rusya-Ukrayna savaşı çıkınca bu kez Turkcell’in varlık fonu tarafınca satın alınması gündeme geldi. Hem Turkcell hem Türk Telekom varlık fonuna devredilince Doğa Koleji’nin satın alınması için üst düzey yetkililer tarafınca yönlendirme yapıldı."

Kemal Can, Bilgi Üniversitesi'ni de ABD'li şirketten üst düzey devlet yetkililerinin yönlendirmesiyle toplam 90 milyon dolara aldıklarını, amacın üniversiteyi "ABD’nin elinden alınarak yerli statüsüne kazandırılması" olduğunu belirtti.

SUÇLAMA İDDIALARINA "SARAY’A YAKIN YÖNETIM" SAVUNMASI

Savcılığın, Bilgi Üniversitesi üzerinden kara para aklandığı iddialarını sorması üzerine Can'ın savunması dikkat çekti: "Yönetim kadrosu üst düzey devlet yetkililerimizin yönlendirmesi ve onların onayı ile oluşturulmuş olup halen yer alan kişilerin devlet kademesinde rolleri ve safahatları incelendiğinde bu durum teyit edilecektir." Bu ifade, üniversitenin Rektörü Ege Yazgan'ın aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi ve Mütevelli Heyeti üyesi Ahmet Selim Köroğlu’nun Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olması gibi detaylarla örtüşüyor.

KARA PARA KAYNAĞI: "BANKALARLA KREDILENDIRME"

Aylık gelirinin 1 milyon TL olduğunu söyleyen Kemal Can'a, yüz milyonlarca dolarlık yatırımların kişisel mali durumuyla neden örtüşmediği soruldu. Can, "finansal mühendislik" yaptıklarını, banka kredileri, devlet teşvikleri ve vade imkanlarıyla tüm süreci yönettiklerini savundu.

MASAK raporunda ise 2020-2021 yıllarında Can Uluslararası Yatırım Holding AŞ'ye toplamda 17 milyar liradan fazla kaynağı belli olmayan para girişi tespit edildiği belirtildi. Ayrıca petrol şirketlerinin düzmece faturalarla para akladığı ve yüz milyonlarca liranın Varlık Barışı kapsamına sokularak yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığı iddia edildi.

DIĞER ÖNEMLI DETAYLAR

  • Etkin Pişmanlık: Yandaş medyada çıkan iddiaların aksine, Kemal Can savcılığın "Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musunuz?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdi.

  • Kaçakçılık: Geçmişte adı kaçakçılıkla anılan Kemal Can, "Akaryakıt kaçakçılığı ya da sigara kaçakçılığı suçları ile iştigal ettiniz mi?" sorusuna "Herhangi bir şekilde kaçakçılık kanununa muhalefet eden herhangi bir suça iştirak etmedim" cevabını verdi.

  • Kenan Tekdağ: Can, Ciner Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ'ın medya devrinde aracılık ya da yönlendirme rolü üstlenmediğini söyledi.

  • Tutuklanma: İfadenin sonunda avukatlarının öncül suçun oluşmadığını ve müvekkillerinin serbest bırakılmasını talep etmesine rağmen Kemal Can tutuklandı.

Can’ın kardeşleri Mehmet Şakir Can, Murat Can ve oğlu Rumert Onur Can ise soruşturma kapsamında yakalanamayarak yurt dışına gitmiş durumda.

"Can Holding Sahibi, Savcılıkta "Medya ve Üniversiteyi Devlet Yetkilileri Talimatıyla Aldım" Dedi" haberi, 02 Ekim 2025 tarihinde yazılmıştır. 02 Ekim 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.