Büyükada'da gözaltına alınan insan hakları savunucularından 6'sı tutuklandı

Büyükada'daki toplantı yaptıkları sırada ihbar üzerine gözaltına alınan uluslararası insan hakları örgütlerinin temsilcisi 2'si yabancı uyruklu 10 şüpheliden 6'sı, "Terör örgütlerinin amaçları doğrultusunda toplumsal...
Büyükada'daki toplantı yaptıkları sırada ihbar üzerine gözaltına alınan uluslararası insan hakları örgütlerinin temsilcisi 2'si yabancı uyruklu 10 şüpheliden 6'sı, "Terör örgütlerinin amaçları doğrultusunda toplumsal kaosa dönüşecek hareketlenmeler yaratmak amacıyla toplantı düzenledikleri" iddiasıyla çıkarıldıkları Nöbetci Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.
Büyükada’da bir otelde açık toplantı yaparken gözaltına alınan 10 insan hakları savunucusu, 13 gün gözaltında tutulmuştu.
İnsan hakları savunucuları İdil Eser, Ali Ghravi, Peter Steudtner, Veli Acu, Günal Kurşun ve Özlem Dalkıran silahlı terör örgütüne yardım etme suçlamasıyla tutuklandı. Nalan Erkem, İlknur Üstün, Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli ise yurtdışına çıkışı yasağı ile serbest bırakıldı. Serbest kalan hak savunucularına haftada 3 gün karakolada imza atma şartı konuldu.
İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcılarından Can Tuncay'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklamaya sevk edilen Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, savcılıktaki sorgusunda suçlama konusu yapılan Büyükada'daki toplantının Nisan ayında Antalya'da gerçekleştirilen İnsan Hakları Ortak Platformu'nun toplantıda kararlaştırıldığını söyledi. Eser, toplantının önce Haziran ayında yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak belirlenen günün bayrama denk gelmesi nedeniyle Temmuz ayında yapılmasına karar verildiğini ifade etti. Eser, toplantının gizli bir şekilde yapıldığına ilişkin suçlamaya “Toplantı dar kapsamlı, çalışma atölyesi tabir edilen şekilde gerçekleştiği için mensup olduğumuz kuruluşlar vasıtasıyla herhangi bir çağrı yapma gereği duymadım'' diye yanıt verdi.
25 BİN KİŞİNİN İMZALADIĞI KAMPANYA
Eser'e savcılıkta Uluslararası Af Örgütü'nün ölüm orucundaki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için düzenlenen ve 25 bin kişinin imzaladığı “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça serbest bırakılsın'' şeklendeki dayanışma eylemi de suçlama konusu yapıldı.
Eser'e suçlama ile ilgili el konulan telefonundaki 23 Mayıs 2017 tarihli “Yarın acil eylem çıkacak Nuriye ve Semih için'' mesajı gösterildi. Eser de, “Acil eylem ibaresi Uluslararası Af Örgütü'nün imza kampanyası yürütme şekillerinden biridir. Söz konusu mesaj da bu amaçla atılmıştır. Kendileriyle dayanışma iamaçlı kampanya başlatılmasıyla ilgili yaptığımız çalışmadır'' dedi.
'VERİLERİN KORUNMASI..'
Dosyada çevirmen olduğu belirtilen gizli tanık ifadesinde yer verilen “verilerin polisten gizlenmesi'' iddiasına ilişkin soruya ise Eser şöyle yanıt verdi:
“Toplantı sırasında dijital verilerin polisin eline geçmesi halinde nasıl gizli tutulabileceği veya şifrelenebileceği konularında herhangi bir konuşma geçmedi. Bu konuyu tanıklık yapan tercümanların yanlış anladığını düşünüyorum. Toplantıda konuşulan konu dijital verilerin nasıl korunacağı, uzaktan dijital veri yüklenmesinin nasıl önüne geçileceği şeklinde konulardır. Toplantı sırasında benim de dahil olduğum katılımcıların, sivil toplum örgütü çalışanları, bilişim uzmanı olan yabancı uyruklu şahıslara mensup oldukları kuruluşların dijital verilerin güvenliğinin ne şekilde sağlanabileceği, bu verileri kötü niyetli üçüncü şahısların eline geçmesinin nasıl engellenebileceği konularında sorular sorduk. Hazırladığımız raporların açıklanmadan önce birilerinin eline geçmesi halince sıkıntı yaşayabileceğimizi düşündüğümüzden, ayrıca mağdurların verilerinin korunmasına önem atfettiğimizden bu şekilde sorular yönelttik. Ancak cevap alamadan polisler baskın gerçekleştirdi.''
PROVOKASYON AMAÇLI
Eser'e Uluslararası Af Örgütü'nün sosyal medya hesabına Murat Dicle kullanıcı adıyla atılan bir mesajla ilgili de soru yöneltildi. Eser de soruya “Kendisini gerilla doktoru olarak tanıtıp savaş cerrahisi müdahale tedaviyle ilgilendiği mümkünse kuruluşumuza üye olmak istediği şeklinde mesajın provokasyon amacıyla atıldığını değerlendiriyorum. Kendisine herhangi bir cevap verilmedi. Muhatap alınmadı'' diye yanıt verdi. Eser'e Uluslararası Af Örgütü'nün 10 Haziran'da ByLock kullanıcısı olduğu iddiasıyla tutuklanan yöneticisi Taner Kılıç'la telefon iletişiminin olması da soru olarak yöneltildi. Eser bu soruya, “Taner Kılıç'ın avukatlarından öğrendiğim kadarıyla kendisi de Bylock programını kullandığını kabul etmemektedir'' diye yanıt verdi.
DİJİTAL CİHAZLAR AÇIKTI
Tutuklamaya sevk edilenlerden Yurttaşlık Derneği üyelerinden Özlem Dalkıran'a ise savcılık sorgusunda, katılımcılardan Ali Garawi'nin toplantının diğer katılımcılarına yolladığı “Lütfen toplantı yolculuğunuz sırasında telefonlarınızı, bilgisayarlarınızı, her türlü dijital cihazınızı kapatın sadece vapur yolculuğunun tadını çıkarın'' mesajı anımsatılarak, “Neden bütün dijital cihazları kapattırdınız'' diye soruldu. Oysa gözaltı sırasında bilgisayarlar ve telefonların açık olduğu polisin tuttuğu tutanakta da belirtilmişti.
YANDAŞIN KUMPASI
Dalkıran'a emniyet sorgusu sırasında, yandaş Türkiye gazetesinin “24 Temmuz planı çöktü'' manşetiyle hedef gösterdiği Cumhuriyet gazetesi tutukluları ile dayanışma amacıyla “Dışarıdaki Gazeteciler'' oluşumunun kurduğu Whatsapp grubu ile İstanbul Hayır Meclisleri ve Hayır Bloku Koordinasyonu isimli Whatsapp grupları da soru olarak yöneltildi. Türkiye gazetesinin hedef gösterdiği Cumhuriyet tutukluları ile ilgili Whatsapp grubu savcılıkta soru olarak yöneltilmezken, Dalkıran'ın avukatı Meriç Eyüboğlu, “Özlem'in telefonu, bilgisayarı ve ev araması sırasında el konulan başkaca belgeler ellerinde olduğu halde belli ki suç unsuru hiçbir şey tespit edilmediğinden sadece Hayır meclisleri ve Hayır Bloku grupları soru olarak yöneltildi'' dedi.
"Büyükada'da gözaltına alınan insan hakları savunucularından 6'sı tutuklandı" haberi, 18 Temmuz 2017 tarihinde yazılmıştır. 18 Temmuz 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.