Bora Kaplan davasında gizli tanık: “Ses kayıtlarımı yok edin, sanıklardan birinin sevgilisi savcı”

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırılan Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin gerekçeli kararını açıkladı.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırılan Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, Kaplan’a verilen cezanın gerekçesinden ziyade, yargılama sürecinde yaşanan gizli tanık krizi ve operasyonu gerçekleştiren polislerin tutuklanmasına dair değerlendirmeler öne çıktı.
Mahkeme, operasyonu yürüten polislerin, gizli tanık olduğu ortaya çıkan sanık Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçışı ve sonrasında yapılan bazı görüşmeler nedeniyle yargılandıklarını belirtti. Ancak bu durumun, elde edilen delillere hukuka aykırılık teşkil etmediğini ve polislerin sanıklar aleyhine delilleri etkileyecek herhangi bir eylemde bulunmadığını vurguladı. Ayrıca, iddia edilen eylemler sübut bulsa bile bunların sanıklar aleyhine değil, lehine değerlendirilebileceğine dikkat çekildi.
Gizli tanık Ü5’in, mahkemeye verdiği ifadeden ara celsede geri adım attığı hatırlatılan kararda, bu kişinin beyanları alınmadan önce ve sonrasında mahkemede görevli bir hakime, ses kayıtlarının imha edilmesi gerektiğini söylediği aktarıldı. Gizli tanık, sanıklardan birinin sevgilisinin adliyede savcı olduğunu, bu kişinin ses kayıtlarına ulaşarak kimliğini ifşa edebileceğinden korktuğunu ifade etti.
1200 SAYFA KARAR
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, 61 sanığın yargılandığı Bora Kaplan davasına ilişkin 1206 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, yalnızca sanıkların eylemleri değil, gizli tanık Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçışı, Kaplan operasyonunu gerçekleştiren polislerin tutuklanması ve sonrasında yaşanan gelişmelere dair dikkat çekici değerlendirmelere de yer verildi. Hukuki açıklamalar ve kanıt tartışmaları içeren kararın yaklaşık 600 sayfasında sanıkların eylemleri tek tek ele alındı.
"YASA DIŞI GELIRLE ‘IŞ INSANI’ STATÜSÜ KAZANDI"
Kararda, Bora Kaplan’a suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle verilen toplam 68 yıl hapis cezasının gerekçesi detaylıca anlatıldı. Kaplan’ın kurduğu ve yönettiği örgütün, kaynağı belirsiz gelirler ya da örgütün korkutucu gücünü kullanarak çeşitli eğlence mekanlarını ele geçirip haksız kazanç temin ettiği, silahlı adamlarını "vale ya da güvenlik görevlisi" adı altında bu mekanlarda görevlendirdiği ve bu kişileri çeşitli suçları işlemeye azmettirdiği açıklandı. Kaplan’ın bu şekilde elde ettiği geliri kurduğu şirketlere aktardığı ve böylece yasal ticaretle iştigal eden "iş insanı" statüsü kazandığı öne sürülen kararda, "sanığın örgüt kapsamında işlenen suçların bir kısmını bizzat, bir kısmını azmettirmek suretiyle işlediği, bir kısım suçların ise sanığın kurduğu ve yönettiği suç örgütünün amaçları doğrultusunda işlendiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçunu işlediği anlaşılmıştır" denildi.
GIZLI TANIKLIK DEĞIL, "ETKIN PIŞMANLIK"
Kararda, sanıklar hakkındaki gerekçelerden çok, Kaplan operasyonu sonrası yaşanan gelişmelere ayrı başlıklar açılarak bunların tartışılması dikkat çekti. Kararın "Gizli şahit beyanlarının kanıt olup olmadığına ilişkin" değerlendirmelerin yapıldığı kısmında, yayınladığı video ile M7 koduyla ifade veren gizli tanığın kendisi olduğunu açıklayan sanık Serdar Sertçelik’in, yurtdışına kaçtıktan sonra beyanlarını inkar ederek polisler tarafınca yönlendirildiğini iddia etmesine rağmen, gizli şahit sıfatıyla verdiği ifadenin neden kanıt olarak değerlendirildiği açıklandı. Sertçelik hakkındaki koruma kararının yurtdışına kaçmasından ortalama 3.5 ay önce kaldırıldığı belirtilen kararda, sanığın Mayıs ayında yayınladığı videolar sonrası polisler hakkında soruşturma başlatılıp dava açıldığı hatırlatıldı. Kararda, sanığın yakalandığı tarihte verdiği ifadesinde suçlamaları reddederek etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunmadığı ama aynı gün gizli şahit M7 sıfatıyla "etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gereken" kapsamlı beyanlarda bulunduğu kaydedilerek, "Sanık Serdar'ın gizli şahit olarak soruşturma evresindeki anlatımlarının esasında gizli şahit beyanı değil, etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlar olarak kabul edilmesi gerektiği, nitekim Yargıtay 16. Ceza Dairesinin benzer bir vakada vermiş olduğu ilamda da aynı görüşün benimsendiği anlaşılmıştır" denildi.
"MAHKEMEDE DINLENMESI ZARURI DEĞIL"
Sanık Sertçelik’in, dosyadaki bir çok müşteki ve tanığın önceki beyanlarından dönme sebepleri gibi, örgütün korkutucu gücünden etkilenerek soruşturma evresinde açık kimliği ile beyanda bulunmaktan imtina ettiği belirtilen kararda, "Bu nedenle gizli şahit olarak ifade vererek esasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunduğu anlaşılan sanık Serdar Sertçelik’in "gizli tanık" sıfatıyla mahkeme huzurunda dinlenmesinde zaruret bulunmadığı, hüküm tarihine kadar ülkeye iadesi temin edilemeyen, iade edilip edilmeyeceği dahi belli olmayan sanık Serdar'ın soruşturma evresinde etkin pişmanlık kapsamında Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu beyanlarının hükme esas alınmasına engel bir hal de bulunmadığı anlaşılmıştır" ifadeleri kullanıldı.
BEYANLARI "YAN DELIL" SAYILDI
Kararda, sanık Sertçelik’in gizli şahit olarak verdiği, mahkeme tarafınca da "etkin pişmanlık" kapsamında kaldığı kabul edilen beyanlarının, örgütü ve faaliyetlerini bilmeyen üçüncü şahıslarca bilinmesi mümkün olmayacak derecede kapsamlı ve somut olduğu ve diğer gizli tanık/ tanık beyanları ve toplanan delillerle uyumlu olduğu kaydedilerek, "Sanığın sırf duruşmada hazır edilememiş olmasının delil değerini zayıflatsa dahi tamamen bertaraf etmeyeceği, söz konusu beyanlarının tek başına delil değeri olmayan ancak diğer delilleri tamamlayan tali değerde bir delil olduğu kabul edilmiştir" denildi.
"Ü5’IN ANLATIMLARI DOĞAL VE TUTARLI"
Mahkeme kararında, davanın diğer gizli tanığı Ü5’in soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin ardından, yargılama sürecinde ara celsede dinlendiği belirtildi. Taraflara, tanığın beyanlarına karşı sorular yöneltebilmeleri için süre tanındığı ancak Ü5’in bu süre içinde ifadesinden vazgeçtiğini bildirdiği ve kendisine soru yöneltilse dahi cevaplamayacağını ifade ettiği kaydedildi. Bu nedenle, soru yöneltilmesinden vazgeçildiği aktarıldı. Kararda, gizli tanığın ifadelerinin süreç boyunca tutarlı olduğu, sorulara yanıt verirken ek bilgiler sunduğu ve anlatımlarının naip hakim tarafından doğal bulunduğu, herhangi bir çelişki tespit edilmediği vurgulandı.
GIZLI TANIK Ü5: SANIKLARDAN BIRININ SEVGILISI ADLIYEDE SAVCI
Mahkemenin kararında, gizli tanığın dinlendiği sırada herhangi bir kişi tarafından yönlendirilmediğinin hem heyet hem de naip hakim tarafından tespit edildiği vurgulandı. Ayrıca, kararda dikkat çeken bir detay olarak, gizli tanığın ara celsede naip hakim huzurunda sesli ve görüntülü şekilde kayıt altına alınan beyanlarını vermeden önce ve sonrasında yaşananlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:
"Bununla birlikte gizli tanığın mahkememizce beyanlarının alınmasına başlanmadan önce ve beyanlarının alınmasından sonra gizli tanık Ü5’in yanında bulunan naip hakime ısrarla ses kayıtlarının imha edilmesini, zira sanıklardan birinin sevgilisinin adliyede savcı olduğunu, bu savcının ses kayıtlarına ulaşarak kimliğini ifşa edebileceğini söyleyerek korktuğunu belirttiği, gizli tanığın bu talebinin naip hakim tarafından aynı gün mahkeme heyetine iletildiği, tanık olarak vermiş olduğu beyanlarının doğru olmadığını sonradan ileri süren gizli tanığın örgüt mensuplarından birinin sevgilisinin adliyede savcı olduğunu beyan edecek kadar örgüt hakkında bilgi sahibi olduğunun da anlaşılmış olması ve örgütten korktuğunu ileri sürmüş olması karşısında anlatımlarının hukuki değerinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak beyanları hükme esas alınmıştır."
"POLISLERIN YARGILANMASI DELILLERE HALEL GETIRMEDI"
Mahkemenin gerekçeli kararında, Ayhan Bora Kaplan’a yönelik operasyonu gerçekleştiren bazı emniyet müdürleri ve polisler hakkında açılan dava ayrı bir başlık altında ele alındı. Kararda, polislerin, Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçmasına yardımcı oldukları ve sanığın yurtdışındayken örgütle bağlantısı bulunmayan kişiler hakkında ifade vermesi yönünde yönlendirme yaptıkları iddialarıyla yargılandıklarına dikkat çekildi ve şu ifadeler kullanıldı:
"Bu iddialarla, (polislerin) haklarında dava açılmış olmasının, toplanan delillere etkisinin bulunmadığı ve delilleri hukuka aykırı hale getirmediği, nitekim yürütülen soruşturma sonucunda haklarında soruşturma yürütülen kolluk görevlilerinin dosyamız sanıklarının aleyhine soruşturmada toplanan delillerin sıhhatine halel getirecek herhangi bir eylemlerinin tespit edilmediği, kolluk görevlileri hakkında iddia edilen bu eylemler sübut bulsa dahi söz konusu eylemlerin sanıklar aleyhine değil, ancak lehine bir durum olarak değerlendirilebileceği, zira sanık Serdar'ın yurtdışına kaçmadan önce soruşturma evresinde etkin pişmanlık kapsamında diğer sanıkların aleyhinde bir çok beyanda bulunan kişi olduğu, yurt dışına kaçtıktan sonra ise sosyal medya üzerinden yapmış olduğu paylaşımı ile Cumhuriyet savcısı huzurundaki beyanlarını inkâr ederek sanıklar lehine durum oluşturmaya çalıştığı…"
"ÖRGÜT, POLIS MÜDÜRÜNÜN YAZIŞMALARINI ELE GEÇIRDI"
Kararda, "örgüt mensubu sanıkların, tarafı olmadıkları halde polisler hakkında açılan dava dosyasındaki dijital materyalleri ele geçirdiği ve Serdar Sertçelik’in örgütün emrine girdiği" iddiası da ayrı bir başlık olarak yer aldı. Yargılama aşaması devam ederken Kasım ayındaki celselerden itibaren sanıklar ve avukatlarının, diğer davada yargılanan polis müdürlerinden Şevket Demircan’ın, Kaplan soruşturmasını yürüten savcı, diğer kolluk görevlileri ve mahkeme başkanı ile gerçekleştirdikleri mesaj kayıtlarını okumaya başladıklarına ve bu mesajların polisler hakkındaki dava dosyasında bulunduğunu söylediklerine dikkat çekildi. Bu şekilde polisler hakkındaki davanın konusu olmamasına ve örgüt davası sanıklarının bu dosyada taraf olmamasına karşın dijital materyallerin ele geçirildiğinin anlaşıldığı belirtilen kararda, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bu davanın sanıkları arasında Serdar Sertçelik’in babası Erdoğan Sertçelik’in de bulunduğu belirtildi.
DIĞER MAHKEMEDEN ALINAN MATERYALLER DOSYAYA SUNULDU
Ankara Başsavcılığı tarafından dijital materyallerin ele geçirilmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, baba Erdoğan Sertçelik’in, avukatına Demircan’a ait dijital materyalleri teslim ettiği belirlendi. Gerekçeli kararda, aynı avukatın daha sonra Serdar Sertçelik’in avukatı olduğuna dair vekaletname sunarak mahkemeye söz konusu materyalleri klasör halinde ilettiği ve Sertçelik’in gizli tanık beyanlarının dikkate alınmamasını talep ettiği ifade edildi. Ancak vekaletnamenin 2019 yılında yalnızca boşanma davaları için düzenlendiği tespit edildiğinden, bu talebin reddedildiği vurgulandı.
"DAVA KONUSU OLMAYAN VERILERI DAHI TEMIN EDEBILIYORLAR"
Kararda buna ilişkin olarak şu değerlendirme yapıldı:
"Görüldüğü üzere örgüt mensuplarının taraf olmadıkları bir davada, davanın konusu olmayan dijital verileri dahi temin edebildiği, sanık Serdar Sertçelik’in Macaristan'da yakalanmış ve halen ülkeye iade edilmemiş olduğu sırada sanık Serdar'ın babasının müdafi tarafından dijital materyallerin mahkeme dosyasından alınmış olması, bu verilerin Serdar'ın babasından başka bir kimse tarafından örgüte verilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, sanık Serdar Sertçelik’in suç örgütünün etkisi ve yönlendirmesi altında olduğu, bu nedenle kendisini ifşa ederek soruşturma evresindeki beyanlarını sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlarıyla inkâr ettiği kanaatine varılmıştır."
"Bora Kaplan davasında gizli tanık: “Ses kayıtlarımı yok edin, sanıklardan birinin sevgilisi savcı”" haberi, 22 Şubat 2025 tarihinde yazılmıştır. 22 Şubat 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.