Akit yazarından dikkat çeken yazdı: AK Parti neden oy kaybetti?

Akit yazarı Ali Osman Aydın bugün yazdığı "AK Parti neden oy kaybetti?” başlıklı yazısında "Servetler arttıkça kibir, kibir arttıkça da gösteriş, riyakarlık arttı. Makam sahibinden oğluna, kızına, damadına ve hatta kimi zaman yakın akrabalara kadar göz alıcı bir saadet zinciri oluştu" ifadelerini kullandı.
Akit yazarı Ali Osman Aydın, AKP oylarının neden düştüğüne ilişkin ilginç bir yazı kaleme aldı.
AKP'lilerin zenginleştiğini ve kibirilileştiğini belirten Ali Osman Aydın, yazısında " Bu duruma Demokles’in kılıcı gibi başlar üstünde sallanıp duran FETÖ operasyonlarının varlığı da tuz biber ekti. Pek çok insan sırf sistemin yanlışlarını ifade ettikleri için FETÖ’cü olarak lanse edildiler. Böylelikle eleştirmeyen, eleştirmekten korkan ve makamını kaybetmemek için her şeye 'hay hay' diyen bir kitle vücuda getirildi" ifadelerini kullandı.
Aydın'ın dikkat çeken yazısı şu şekilde:
“O yüzden kimileri hoşlanmayacak ama biz yine de taban kaymasına, oy kaybına neden olan faktörlerden birkaçını sayalım.
NEDEN OY KAYBEDİLDİ
Eleştirisizlik: Öyle bir duruma gelindi ki,eleştiride bulunan herkes ve bizzat eleştirinin kendisi “haince bir iş” olarak görülmeye başlandı. Eleştiri yapanlar, memleket düşmanlarıyla işbirliği yapmış kimseler gibi yaftalandı. Kim eleştiride bulunuyorsa “kesin bir hesabı vardır” diye bakıldı. Eleştiride bulunduğu için teşkilattaki görevinden aforoz edilenler oldu. Hiç değilse bu kişiler gözden düştü ve ilk rotasyonda bürokrasideki mevkilerini kaybettiler.
Eleştirenin uğradığı muamele, haklı nedenleri olup tenkit yapacak insanları da kendi kabuklarına çekilmeye zorladı. Eleştirenin düştüğü durumu görenler susmanın en iyi yol olduğu düşüncesiyle gidişata karşı kayıtsızlaştılar. Bu duruma Demokles’in kılıcı gibi başlar üstünde sallanıp duran FETÖ operasyonlarının varlığı da tuz biber ekti. Pek çok insan sırf sistemin yanlışlarını ifade ettikleri için FETÖ’cü olarak lanse edildiler. Böylelikle eleştirmeyen, eleştirmekten korkan ve makamını kaybetmemek için her şeye “hay hay” diyen bir kitle vücuda getirildi. İstişare toplantıları, gerçeklerin ortaya konmadığı, yalnızca idarecilerin duymak istediği şeylerin konuşulduğu, başkanların pohpohladığı mide bulandırıcı nefs arenalarına dönüştü.
Şımarıklık: Geçmişte AK Partinin sosyolojik temelini alt gelir gurubundan gelen insanlar oluşturuyordu. Sigortasız işlerde çalışarak aldıkları aylıklarla teşkilat giderlerine katkıda bulunanların, masa sandalye eksikliğini maaşıyla kapatmaya çalışanların sayısı hiç de az değildi.
Zamanla bu kitlenin bir kısmı, iktidarın nimetleriyle tanıştı. Buna paralel olarak eski araç, AUDİ marka bir yenisiyle değiştirildi. Akabinde, oturulan evler, semtler değişti. Tatil mekanları değişti. Önceleri tatillerde memlekete gidiliyordu ancak sonra yurtdışından azı kurtarmamaya başladı. Politik konjonktür ve karar verici siyasilere olan yakınlık teşkilat içindeki nice insanı hiç olmayacak bir işe, müteahhitliğe cesaretlendirdi. Böylelikle kalabalık ve üretken! bir müteahhit sınıfı doğuverdi.
Erişilen mali kaynaklar, dünyanın baştan çıkarıcı nimetleri, siyasetin kazanımları, seçmenin hesap sormazlığı ve geçmişin unutulan yoksullukları bu insanları toplumdan da toplumun yaşadığı gerçeklikten de kopardı. Yol açıcı Erdoğan liderliğinin arkasında, “Kudüs, Suriye, Myanmar, 15 Temmuz, dava şuuru, Müslüman kardeşliği, mazlum coğrafyalar” sloganlarının şemsiyesi altında bu sınıf, servetine servet, iktidarına iktidar kattı. Din adeta bir sömürü malzemesi olarak kullanıldı. Sponsorlu “Hayırlı Cumalar” mesajları atıldı.
Servetler arttıkça kibir, kibir arttıkça da gösteriş, riyakarlık arttı. Makam sahibinden oğluna, kızına, damadına ve hatta kimi zaman yakın akrabalara kadar göz alıcı bir saadet zinciri oluştu… Bazı yerlerde deyim yerindeyse, yerel hanedanlar ortaya çıktı. Bu sınıfın çocuklarından bazıları sahip oldukları akıl almaz servetten dolayı şuurca Ak Parti misyonundan koparak, azılı muhalifler haline geldiler.
Netice olarak, siyasetten devşirilen servet, aşırı müreffeh bir yaşama dönüştü. Bu yaşam insanları şımarıklaştırırken Anadolu’daki AK Partili profilinden de kopardı. İktidarın çevresinde bir elit meydana geldi. Bu elit halk içine koruma aracı konvoylarıyla çıktı ve vatandaş için ulaşılmaz biri haline geldi. İnsanlar sokaklarda beş yüz dolarlık gözlüklerle seçim çalışması yapan, yüz elli bin dolarlık araçlarla mahalle çalışmalarına katılan ve beş sene önceki halini herkesin iyi bildiği teşkilatçılar görmeye başladılar.
AMERİKAN RÜYASI YERİNE, AK PARTİ RÜYASI…
Frank Capra filmlerinin alt motifidir Amerikan rüyası. O rüyanın içinde yeteri kadar kurnaz, yeteri kadar hırslı, yeteri kadar yetenekli ve elbette yeteri kadar acımasız herkese bir yer vardır. “Amerikan Rüyası” size çoğu zaman en kolay yoldan, umduğunuz şeyi veren bir sihirli değnek gibidir. Amerika’yı bir zamanlar fırsatlar ülkesi yapan değer budur.
AK Parti iktidarında bir anda ortaya çıkan zenginleşmeler, nüfuzlanmalar, söz sahibi olmalar, makam elde etmeler insanlarda “Amerikan Rüyası” etkisi uyandırdı. AK Parti ile aynı aidiyete sahip olmayan bazı fırsatçılar kolay yoldan ikbale ulaşmak için AK Parti saflarına sızmaya hatta oralarda yer işgal etmeye ve hatta el üstünde tutulmaya başlandılar.
Emekli maaşıyla, asgari ücreti ile, evde bakım maaşıyla Erdoğan’ı destekleyen kitleler fırsatçıların rüya gibi yükselişini, makam ve mansıba boğuluşunu hayretle izlediler. Onların ne kadar sahte olduklarını gördükleri halde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mücadelesi hatırına bu yükselişlere ses çıkarmadılar. Ancak fırsatçıların söz konusu yükselişi, makamları işgal edişi samimi kitleleri deyim yerindeyse partinin ikinci sınıf mensupları, proletaryası haline getirdi. Kırgınlıklar, kızgınlıklar partiden kopuşa neden oldu.
Kraldan çok Kralcılık:
Basında AK Parti’yi savunan insanların profili giderek bozuldu. Troller, eyyamcılar, menfaatperestler, samimiyetsizler, nevzuhurlar, terbiyesizler vitrini kapladı. Parti bu kimseler eliyle öyle savunuldu ki bu kişilerin abartılı savunmalarını, öfkelerini, kibirlerini, üsttenci dillerini ve Erdoğan adına yaptıkları tehditleri görenler Ak Parti’den adeta soğudular. Çünkü Erdoğan, elinde sanki sihirli değnek varmış da sorunları bir dokunuşla çözecekmiş gibi tasvir edildi bu kişilerce. Bu kötü vitrin, bu mübalağalı savunma oy kaybettirdi. Benzer bir durum sokak çalışmalarında da yaşandı.
Ehliyet ve liyakat : Harita mühendislerinin kurumsal dergi çıkarttığı, inşaat mühendislerinin kültürel etkinlik düzenlediği, torpili olanın makam sahibi yapıldığı bürokrasi görünümü vatandaşta rahatsızlık uyandırdı. “Emaneti ehline verin” emri görmezden gelindi. Kimi göreve getirilenler liyakatsiz olunca görevde kalmanın tek yolu da robot itaati göstermek oldu. İnisiyatif kullanmak, ilkeli duruş sergilemek giderek zorlaştı. İstifa müessesesi unutuldu. Rızkın sahibinin Allah olduğu bazıları tarafından göz ardı edilerek makam verenlere rızkın sahibi muamelesi yapıldı. Görevin gereği değil, hatırın gereği yapılmaya başlandı. Ehliyet sahibi olmayan kişiler elinde kamu kaynakları gelişigüzel kullanıldı.
Bunlara ek olarak, yanlış aday göstermeler, Hoca efendilerle açıktan girilen polemikler, kendini devlet yerine koyan ve hesap sorulamayan idareciler, AK Partililerin kendi aralarında yaptıkları teşkilat çalışmaları Parti’nin kendi insanından oy alamamasına neden oldu…”
"Akit yazarından dikkat çeken yazdı: AK Parti neden oy kaybetti?" haberi, 29 Haziran 2018 tarihinde yazılmıştır. 29 Haziran 2018 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.