Abdullah Öcalan nasıl bir çağrı yapacak? Sırrı Süreyya Önder anlattı

Abdullah Öcalan nasıl bir çağrı yapacak? Sırrı Süreyya Önder anlattı

Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan'dan beklenen çağrının barış sürecinde önemli bir adım olduğunu vurguladı. Önder, barışın zorlu bir yol olduğunu, fakat toplumun ve siyasi iradenin çabalarıyla hedefe ulaşılabileceğini belirtti. Öcalan’ın çağrısının birçok boyut taşıyacağını söyledi.

Sırrı Süreyya Önder, DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi olarak, Abdullah Öcalan’dan beklenen çağrıya dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalarda, barış sürecine yönelik bazı önemli hususlara değindi:

BARIŞ SÜRECİNİN ZORLUKLARI VE UMUT

Önder, barışa giden yolun hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemediğini belirtti. Sürecin zorluğunu ve inişli çıkışlı yapısını vurgulayan Önder, son dönemde yaşanan operasyonlar ve iktidar çevrelerinin karşıt söylemlerinin bu sürece nasıl zarar verebileceğine dikkat çekti. Ancak buna rağmen, her türlü olumsuzluğa rağmen barışa giden sürecin devam etmesi gerektiğini ifade etti.

Önder, Tomris Uyar’ın Parma Manastırı üzerine yazdığı bir hikayeye atıfta bulunarak, barış sürecinin tam anlamıyla gerçekleşmesi için zaman gerektiğini ve her şeyin birden değişmesini beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi. Ayrıca, bu süreci ne fazla iyimserlik ne de karamsarlık içinde değerlendirmemek gerektiğini belirtti. Önder, Öcalan’ı son derece umutlu ve coşkulu gördüğünü, çünkü Öcalan’ın barış için çaba gösterdiğini ve olumsuzlukları sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Barışın herkesin kazançlı çıkacağı bir süreç olduğuna olan inancını yineledi.

ÖCALAN’IN ÇAĞRISI: NE ANLAMA GELECEK?

Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın yapılması beklenen çağrısının çok boyutlu olacağına inanıyor. Önder, bu çağrının tek bir anlam taşımadığını, farklı siyasi ve toplumsal katmanlara hitap eden bir dizi mesaj içerebileceğini söyledi. Bu çağrıda özellikle demokratik siyaset vurgusunun öne çıkmasını beklediklerini ifade etti. Ayrıca, çağrının Kürt meselesinin demokratik çözümüne dair yasal, kültürel ve sosyal boyutlarına dair vurgular içerebileceğine dikkat çekti. Önder, toplumda yaşanan iletişim tıkanıklığını aşmanın önemini vurgulayarak, Öcalan’ın çağrısının bu alerjileri kıracak bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.

KUZEY VE DOĞU SURİYE İÇİN ÇÖZÜM PERSPEKTİFİ

Önder, Ortadoğu’daki gelişmelerin ve Suriye’deki çatışmaların, çözüm sürecinin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Öcalan’ın Suriye’deki durumu, Sykes-Picot Anlaşması'nın çözülmesiyle ilişkilendirdiğini belirtti. Bu anlaşma, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın çıkarlarını esas alırken, Kürtlerin doğuda Rus, güneydoğuda ise Fransız hâkimiyetine verilmesini öngörüyordu. Önder, Öcalan’ın barış odaklı bir yaklaşım sergileyerek, halkların bir arada yaşama arzusu doğrultusunda toplumsal projeler geliştirdiğini söyledi.

Öcalan’ın barış vizyonunda, eşitlik ve özgürlüğün yanı sıra güvenliğin de önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Önder, bu bağlamda ilk hedefin çatışmayı sona erdirmek olduğunu belirtti. Önder, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının ve Kürtlerin bu bütünlük içinde eşit bir şekilde yer almasının önemine dikkat çekti. Bunun yanı sıra, Kürtlerin Arap milliyetçiliği içinde erimemesi gerektiği gibi, devlet içinde devlet olamayacaklarını belirterek, bu süreçte çatışma tutumunun kesinlikle uzak durulması gerektiğini vurguladı.

TECRİT VE ÖCALAN’IN ROLÜ

Önder, Öcalan’ın üzerindeki tecridin sona ermesi gerektiğini açıkça belirtti. Bu tecritin, Kürt meselesinin çözümünde önemli bir engel teşkil ettiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın çözüm sürecindeki merkezi rolünü hatırlatarak, tecridin sona ermesiyle birlikte onun özgür koşullarda, güvenli bir şekilde çalışmalar yapabilmesinin kritik olduğunu belirtti. Önder, devletin, özellikle de Cumhur İttifakı liderlerinin son zamanlarda Öcalan’a yönelik yaptığı çağrıları, tecridin sona ermesi adına önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Bununla birlikte, tecrit yalnızca bir hapishane uygulaması değil, aynı zamanda politik ve toplumsal bir engel olarak da tanımlandı. Önder, çağrının karşılık bulmasının da tecrit kadar önemli olduğunu söyledi. Tecrit ve iletişim kısıtlamalarının kalkmasıyla birlikte, Öcalan’ın çağrısının gerçek bir çözüm odaklı sürece dönüşebileceğini belirtti.

DEVLETİN VE İKTİDARIN ROLÜ

Önder, barış sürecinde devlete ve iktidara önemli görevler düştüğünü söyledi. Devletin, bu süreçte demokratik bir siyaset zemini oluşturması gerektiğini ve çözüm için gerekli olan ortamı teşvik etmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, değişim ve dönüşüm sürecinin yalnızca devletten beklenemeyeceğini, ancak devletin bu süreci engellemeyen bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı. Sürecin başarılı olabilmesi için tüm tarafların çaba göstermesi gerektiğine, ancak en önemli şeyin bu yolun demokratik yöntemlerle ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti.

 

"Abdullah Öcalan nasıl bir çağrı yapacak? Sırrı Süreyya Önder anlattı" haberi, 11 Şubat 2025 tarihinde yazılmıştır. 11 Şubat 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

Melike Aktaş Editör

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.