Abdullah Gül'den açıklama: "Bize yapılanlar İmamoğlu'na da yapılmamalı"

Abdullah Gül'den açıklama:

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına ilişkin, geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kendisine yapılan haksızlıkların İmamoğlu'na da yapılmaması gerektiğini belirterek, benzer sorunların tekrar yaşanmasının istenmediğini ifade etti.

Abdullah Gül, Ekrem İmamoğlu’na yönelik yapılan operasyonu endişeyle izlediğini belirterek, siyasi gerginliğin Türkiye'ye fayda sağlamayacağını, hukukun üstünlüğü ve diyalog yoluyla ilerlemek gerektiğini vurguladı.

Gül, gündemi şu ifadelerle duruma bir değerlendirme yaptı:

"Son günlerde İstanbul Belediye Başkanı ve beraberinde birçok kişinin gözaltına alınmasıyla başlayan süreci yakından endişeyle izliyorum.

Türkiye içinde olduğu gibi Türkiye haricinde, yabancı basında da geniş yankı bulan bu sürece gelinmesi gerçekten üzüntü verici.

"TARİHİ BİR ADIM OLAN "BARIŞ SÜRECİNİ" DESTEKLEDİĞİMİ DAHA ÖNCE AÇIKÇA BEYAN ETMİŞTİM"

Halbuki içeride, ekonomik reform programına olan güven giderek artmışken, çok büyük problemlerle devir alınan ekonomide, sorunlara rağmen bir toparlanmadan bahsedebiliyorduk. Tekrar güven ortamı oluşmaya başlamıştı.

Yine içeride siyasi anlamda eleştiri gelişmelerin içinden geçtiğimiz bir döneme girdiğimiz malum. Uzlaşı ve diyalog dilini yakalamak üzereydik.

Tarihi bir adım olan "barış sürecini" desteklediğimi daha önce açıkça beyan etmiştim.

Çok cesurca başlatılan bu süreçte, sabırlı bir şekilde stratejik adımlar atılarak 40 yıllı aşkın süregelen bir problemin aşılabilmesi ihtimali hepimizi şüphesiz heyecanlandırdı. İçimizi umutla doldurdu

abdullahgullll.jpg

Dış politika anlamında, ne kadar stratejik bir jeopolitik öneme sahip olduğumuzu Avrupa ve ötesi sonunda yeniden kavrayabildi.

Gerek Suriye’deki yeni yönetimle ilişkilerimiz gerekse Filistinli kardeşlerimizin uğradığı mezalime ilişkin Arap ülkelerinden bile fazla çıkardığımız sesimiz sağlam duruşumuzun göstergesi. Bu mevzularda sürdürülebilir çözüm arayışlarının önemli bir parçasıyız.

Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesine yönelik önemli aktörlerden biri olduğumuzu biz değil tüm Avrupa ve dünya söylemeye başladı. Bu mevzuda Avrupa’da meydana gelen kilit konferanslarının en önemli davetlileri arasında yerimizi aldık.

"HER ZAMAN DEDİĞİM GİBİ EVİMİZİN İÇİ SAĞLAM OLURSA BU GÜCÜMÜZÜ DIŞARIYA YANSITABİLİRİZ"

Bundan da öte, ABD’nin Avrupa güvenliğinin sağlanmasında geri çekilmeye başladığı bir dönemde, yeniden şekillenmekte olan Avrupa güvenlik mimarisinin en mühim saç ayaklarından biri olduğumuz aşikar.

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin yeniden canlanması için karşılıklı elverişli şartların da oluştuğunu görüyoruz.

Ancak her zaman dediğim gibi evimizin içi sağlam olursa bu gücümüzü dışarıya yansıtabiliriz. Yoksa önümüze çıkan tarihi fırsatı kaçırırız.

Son günlerde evimizin içinde maalesef bir türbülans baş gösterdi.

Daha bir sonraki seçimlere 3 seneye yakın zaman varken, bazı problemler siyasi diyalogla ve formüllerle çözülebilecekken böyle bir çalkantı içinde kalmak bizi ileriye götürmez.

Vaktiyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve şahsıma yapılan haksızlıkları kamu vicdanının nasıl kabul etmediğini hatırlayalım. Benzer yanlışlıklar halkın iradesiyle belediye başkanı seçilmiş olan Ekrem İmamoğlu’na da yapılmamalı.

Saati geriye alma, benzer sıkıntıları yeniden yaşama lüksümüz yok. Buna zemin hazırlayacak girişimlere de hiç gerek yoktu.

Bu tür çalkantılar, Türkiye’de hiçbir kesime ne iktidara ne de muhalefete hayır getirmedi, getirmez de. Hukuk ve hakkaniyeti kaybetmemeliyiz. Yoksa Türkiye kaybeder.

Elbette ki yargıya konu olan meseleler usulünce ele alınmalı. Bunun da evrensel ilkelere yakışır olması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Vaktiyle yaptığımız hukuki reformların bunun için olduğunu hatırlayalım.

Aksi halde bugünün sorunları, yarının yükü olarak karşımıza çıkar. Karşılıklı taktiksel atılan adımlar uzun vadede yolumuza taş olur.

İktidar ve muhalefet arasında gerginliğin tırmanmasının hiçbir faydası yok. Böyle bir durum sürdürülebilir de değil.

Dolayısıyla bir sonraki seçimlere bu kadar süre varken, çatışma dili hakim bir siyaset izlemek yersiz olur. Yarının ne getireceğini şimdiden bilemeyiz.

Vatandaşları galeyana getirecek hamlelerden tabii ki kaçınılmalı. Bu dikkatli bir şekilde yapılırken, vatandaşların haber alma özgürlüğü de daraltılmamalı.

Bugün yaşananların ekonomiden dış politikaya Türkiye’nin yakın ve uzak geleceği için olabilecek etkileri iyi hesaplanmalı.

Dolaylısıyla bu gerginliğin bir an önce yatıştırılmasına gereksinim bulunuyor.

Uzayabilecek ve çıkmaza sürüklenebilecek yargılamalardan kaçınılması önemli. Bu sürecin maksimalist bir anlayış içermemesi gerekir.

Daha önce, tüm ülke olarak özveriyle yerine getirdiğimiz Kopenhag ve Maastricht kriterlerini, "Ankara" kriterleri şeklinde yeniden canlandırmanın zamanı.

Siyasi ve ekonomik olarak canlandıracağımız reformlarla rüşvet, çeteleşme, şeffaflık ya da hesap verilebilirlikte kusur gibi bugünümüzde yeri olmaması gereken konuların önüne otomatik geçilecektir.

Dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği bu çetrefilli süreçte evimizin içinde kutuplaşmanın zamanı değil.

Ortak amacın hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler kapsamında Türkiye’yi daha ileriye taşımak olduğunu biliyoruz. Unutmayalım ki bunun dışındaki yollar Türkiye’ye ne mutluluk ne de refah getirir."

"Abdullah Gül'den açıklama: "Bize yapılanlar İmamoğlu'na da yapılmamalı"" haberi, 22 Mart 2025 tarihinde yazılmıştır. 22 Mart 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.