7 yıldır süren işkence: Cinsel istismar davasında rapor skandalı

7 yıldır süren işkence: Cinsel istismar davasında rapor skandalı

ALEV DOĞAN/ABC GAZETESİTürkiye’de, özellikle AKP iktidarından sonra sayılarında ciddi bir  artış yaşanan cinsel istismar vakalarına her gün bir yenisi daha ekleniyor. Mağdurun üzerinde ciddi travmatik etkileri olan istismar...

ALEV DOĞAN/ABC GAZETESİ

Türkiye’de, özellikle AKP iktidarından sonra sayılarında ciddi bir  artış yaşanan cinsel istismar vakalarına her gün bir yenisi daha ekleniyor. Mağdurun üzerinde ciddi travmatik etkileri olan istismar vakalarının sonrasında yaşanan mahkeme süreçleri ise en az vaka kadar travmatik ve sarsıcı oluyor.

Bugün haber ajanslarına düşen ve hukuksal açıdan tam bir skandal örneği olan istismar vakası ise 2009 yılında Diyarbakır’da yaşanıyor.

Diyarbakır'da, 2009 yılında ekmek almak için evden çıkan ve sokakta tanıştığı kişinin cinsel istismarına maruz kaldığını iddia eden M.T., rapor aldırılmak üzere Kadın Doğum Hastanesi'ne gönderiliyor. Raporda cinsel ilişkinin gerçekleştiği, ancak M.T.'nin bakire olduğu tesbit ediliyor. Olayın savcılığa bildirilmesi üzerine soruşturma başlatılırken, M.T. ailesine teslim ediliyor. Bir süre sonra emniyete çağırılan M.T., sabıkalılar albümünden şüpheli 21 yaşındaki S.T.'nin fotoğrafını teşhis ediyor. Soruşturma sırasında Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na sevk edilen M.T.'nin, ruh sağlığının bozulduğu belirtiliyor. İstismarın yaşandığı yerdeki koltuk örtüleri ve M.T.'nin çamaşırları üzerinde yapılan incelemede de sperm örnekleri tespit edilirken, yakalanan S.T. tutuklanıyor. İncelemede mağdurenin iç çamaşırından alınan sperm ile S.T.'den alınan örneklerin birbiriyle biyolojik uyum sağladığı tespit ediliyor.

''SANIK BENİ ZORLAMIŞTI’

İddianamede, S.T.'nin 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenirken, iddianamenin kabulünün ardından S.T.'nin yargılamasına 2010 yılında Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanıyor. İfadesinde mağdurun yaşının küçük olduğunu bilmediğini belirten sanık S.T., zorla ve tehditle istismarda bulunmadığını söylüyor.

İfadesi alınan mağdur M.T., "Sanık beni zorlamıştı. Evleneceğimizi ve beni İstanbul'a götüreceğini söyleyerek ikna etti. Bu şekilde 2 saat arayla, iki kez cinsel istismarda bulundu" diyor.

Mahkeme 2010 yılındaki ilk duruşmada, mağdurun tam teşekküllü devlet hastenesine sol kolu mühürlü olarak sevk edilip, fiili livata ile ilgili bulgu olup olmadığına ilişkin rapor aldırılmasına karar veriyor. Mahkeme ayrıca mağdurun Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilerek, beden ve ruh sağlığı kurul raporu aldırılmasına hükmediyor. İstenen raporlar alınırken mahkeme daha sonra mağdurun yeniden Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edilerek, cinsel istismara maruz kalıp, kalmadığı, fiili livata bulgularının bulunup bulunmadığı ve mağdurun kızlık zarının bozulup, bozulmadığına ilişkin de rapor alınmasına hükmediyor. Daha önce Devlet Hastanesi, Çocuk Hastanesi, Kadın Doğum Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu'na defalarca giden M.T.'nin ailesi ise kızlarının psikolojisinin daha fazla bozulmaması için başka bir şehire yerleşip, Tıp Fakültesi'nden istenen raporları aldırmıyor.

'TEKRAR MUAYENE TALEBİ'

Mahkemenin ısrarı üzerine savcı polis merkezine talimat yazarak, mağdurun rapor için hastaneye götürülmesini istiyor. Sanık S.T., 2 yıllık tutukluluktan sonra tahliye edilirken, Adli Tıp Diyarbakır Şube Müdürlüğü raporunda, mağdurun 4 ayrı kurumda muayene edildiği belirtiliyor. Raporda, olaydan hemen sonra yapılan muayenede kızlık zarının sağlam olduğu, ancak bir yıl sonra Devlet Hastanesi'nde yapılan muayenede doğal çentik tespit edildiği belirtiliyor. Raporda, aradaki çelişkinin giderilmesi için mağdurun tekrar muayene edilmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu 6'ncı İhtisas Dairesine sevk edilmesi isteniyor.

Yargılama sırasında mağdur yeniden muayeneye gitmek istemezken, mahkeme M.T.'nin gitmek istememesi durumunda polis zoruyla sevk edilmesine karar veriyor. M.T.'nin ikinci kez muayeneye gitmeyi reddetmesi üzerine mahkeme yeniden gerektiğinde zor kullanılarak götürülmesine hükmediyor. M.T.'nin Adli Tıp Kurumu'na gitmek istememesi üzerine mahkeme mağdurun Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edilerek 7 kişiden oluşan doktor heyetinden rapor alınmasına karar veriyor. Avukatların ikna etmesi üzerine Tıp Fakültesi'ne giden mağdura verilen raporda beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtiliyor. Tıp Fakültesi heyet raporu ile Çocuk Hastanesi raporu arasında çelişki olduğunu belirten mahkeme, çelişkinin giderilmesi için mağdurun İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesine karar veriyor.

Çocuklarının psikolojisinin bozulması üzerine bir daha rapor aldırılmasını istemeyen ailesi ise kendilerine ulaşılmaması için 3 kez adres değiştiriyor. 2010 yılından bu yana devam eden davanın geçtiğimiz gün görülen 30'uncu celsesinde mahkeme mağdurun radyoloji ünitesi olan bir devlet hastanesine sevkinin sağlanarak yaş tespiti için grafi, bilgisiyarlı tomografilerinin çekilmesine karar veriyor. Mahkeme filmlerin çekilmesinin ardından dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek mağdurun suç tarihi itibariyle yaşının tespit edilmesine ve mağdurun ruh sağlığının bozulup, bozulmadığının belirlenmesine karar veriyor.

Konu ile ilgili ABC’ye açıklamalarda bulunan mağdurun avukatı Gevriye Atlı, bu dosya nedeni ile ailenin 3 kez adres değiştirdiğini ve çocuğun psikolojisinin ciddi anlamda bozulduğunu belirtirken, aldırılan her raporun bu travmayı tetiklediğini ifade etti. Atlı bu tür dosyaların hak aramanın önünde engel teşkil ettiğini belirterek, aileye şuan ulaşamadıklarını da sözlerine ekledi.

İlerici Kadınlar Derneği Genel Başkanı Nuray Yenil ise konu ile ilgili olarak şunları kaydetti;

"Çocuk istismarı davalarında, istismardan sonra da çocuklar  polis, savcılık, mahkeme, adli tıp aşamalarında tekrar tekrar mağduriyet yaşamaktadırlar. Daha önce İzmir'de yaşanan bir istismar davası esnasında 9 yaşındaki çocuk yaşadağı stres ve korkuya dayanamayarak kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Mahkemeler böylesi davalarda  faili değil mağduru soruşturmaktadırlar. Çocukların istismarcısı ile evlenmesi için yasa teklifi hazırlamakta beis görmeyen bir iktidarda, mahkemelerin de yaklaşımı aynı pencereden oluyor ne yazık ki. defalarca rapor almaya zorlanan, yaşadığı yeri terketmek mecburiyetinde bırakılan ve bu süreç boyunca  defalarca psikolojik istismara uğrayan mağdur çocuk. adalet anlayışı çocuklarını kurban etmek üzerine kurulu bir ülkenin geleceği karanlıktır."

"7 yıldır süren işkence: Cinsel istismar davasında rapor skandalı" haberi, 12 Nisan 2017 tarihinde yazılmıştır. 12 Nisan 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

Hubbard Editör

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.